Gönderen Konu: EYALET YA DA BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI.  (Okunma sayısı 15503 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
EYALET YA DA BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI.
« : Mart 29, 2008, 12:26:45 ÖS »
EYALET YA DA BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI.

Eyalet konusu zaman zaman gündeme gelmekle birlikte tarihini yanlış hatırlamıyorsam yasa tasarısı halinde Bölgesel Kalkınma Ajansları adı altında 24 Ocak 2006'da TBMM'de görüşülecekti.

Yani şimdiki gibi, Milli devlet özellikleri büyük ölçüde değiştirilmek isteniyor idi.

Federalizm doğrultusunda bir adım, daha da ötesinde Türkiye'ye getireceği felaketler göz ardı ediliyordu. Yani aslında, 20.06.1913 tarihinde Osmanlı’nın Avrupa baskısı ile yayınladığı bir genelge hemen aklıma geliyor. Sadrazam Sait Halim Paşa'nın genelgesi diye de bilinir bu genelge.

Bu genelgeden dikkat çekici bir-iki madde aklımda kaldığı kadarı ile izaha çalışayım.
Madde 1: Geçici vilayet kanununa göre, vilayet meclislerine, mahalli işler için karar alma, yetkisi verilmiştir. Yani…

Vilayetlerin ayrıca bütçeleri olacaktır. Memurların görev ve yetkileri geliştirilmiştir.


Madde 9: Bu kararname ile vilayet merkezlerine geniş ölçüde borçlanmak imkânı sağlanmıştır.

Madde 10: Fransız Bomparti Paşa’nın başkanlığı altında, her vilayete oraya ne kadar jandarma gerektiğini tespit etmek üzere müfettişler yollanacaktır. Sanırım ki yollanmış olmalıdır da.

Hatırlamakta fayda olduğunu sandığım ilave bir bilgi de günümüze yakın bir tarihi içermektedir.
Yani, 25 Nisan 2003’de Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı taslağı 25 maddesi, Bölge kalkınma Ajanslarının kurulmasını gündeme getirmiştir. Tabii ki tepkiler üzerine de geri çekilmiş idi.
Tabii ki taktikler bitmez. Bu nedenle taktik savaşında yeni bir boyuta geçmek isteyen AKP iktidarı da bunları aşamalı olarak gündeme getirmeye başlamış idi. Sanırım ki ışıklar içinde olsun İsmet İnönü’nün dediği gerçek bir kez daha ortaya çıkıyor.

"Dünya da en unutkan şey kamuoyu" dur demişti.
TBMM’de Sayın İnönü’yü dinleme şansına da erişmiş idim. Her ne kadar küçük yaşta olsam dahi hayal-meyal hatırlıyorum. Tabii ki ne konuştuklarını değil sadece o zamanları hatırlıyorum. Neyse dönelim konumuza.

Tasarı yeni ismi ile ancak içeriği yaklaşık aynı tutulmak kaydı ile 19 Ocak 2005’de Meclis Başkanlığa yeniden verilmiş idi. 28 Ocak 2005’de Komisyonlara sevk edildi. Tasarının tek değişme kısmı da baş kısmındaki Bölge sözcüğünün çıkarılmış olması idi. Yeni öngörüdeki Kalkınma Ajansları ile Türkiye "26 Kalkınma Bölgesine" ayrılmaya çalışılıyordu.

26 Eyalete ayrılmaya çalışılan bu tasarıda ilginçlikler de vardır. Şimdi bölgeler hatırımda değil ancak bu Ajanslar Tüzel kişiliğe de sahip olacak, Özel Hukuka tabi olacak bir şekilde yapılandırılacaktı.

Çok ilginç bir şey daha var o da Görevleri hakkında olan ilginçliktir.
Yani bölgelere Yabancı sermeye çekmek, Yatırım kararlarında tek yetkili olmak tır, şeklinde belirlenen görev yetki kısmıdır.

20.06.1913 genelgesi yani kalkınma Ajansları tasarısı daha çok ilginçliklerle dolu idi.
Şimdilerdeki AB dayatmalarının değişik bir tiplemesi idi. Asıl dikkat çekici olan da sanıyorum ki Milli devlet diye tanımlamak için çaba sarf ederken tam da bu anlayışa aykırı olan tutum sergilenmesidir.

Yani, bölgeler arası bir destek yerine rekabet getirilmeye çalışılmasıdır.

Oysa rekabetin de koşulları vardır, yazık ki bu koşullar oluşturulmadan yapılacak bu uygulama Tam Teslimiyet e yani merkezden çıkma ya değişik ifade ile yasal bir bölünme ye itecektir.

Zaten AB-D'in istekleri de bu değil midir?Hem uygulama da denetim özel sektörde olacak, bölgesel ekonomi de yabancı sermaye denetimine girerek kesin bir şekilde liberalleşecektir. Peki, bu ister adına Eyalet, ister Kalkınma Ajansı diyeceğimiz sistem kime yarar, kime zarar getirir?

İşte tartışılması gereken de bu dur. Şimdi bu bilgilere yeni ilaveler yapalım. Yani en yakın zaman doğru giderek Petrol yasasına göz atalım.

Çıkan Petrol yasasını da bu bilgilerin üzerine siz okuyucular ilave edecek olursanız ortaya çıkan tablo vahim, hatta söylemek istemem ancak Sevr’den de ötedir.
Bölgeler birbirinden koparılacak, halklar bölünecek, vs... uzar gider.
"Peki, bu Petrol ün bölge halkına bir katkısı olmayacak mı? Bu ne biçim yorum, olur mu böyle " diyenleriniz olacak elbet.
Ancak. Üniter yapıyı kırdınız mı, bölgesel yapı üzerinden "güdümlü halklar" yarattınız mı her şey değişecektir. Bu eyalet sistemini isteyenler bölgede yaşayan vatandaşlarımızın zenginliği için istemiyor. O bölgelerin kalkınması için istemiyor.
Zaten Petrol bir ülkeyi kalkındırıyor olsa idi sanırım ki dünyanın hâkimi Petrol zengini ülkelerden biri olurdu.
Ne yazık ki en geri kalmış topluluklar da toprağı en verimli en zengin kaynaklara sahip ülkelerden çıkmaktadır.
Malumunuz bir Afrikalının deyişi aklıma geliyor. "Misyonerler buraya geldiklerinde ellerinde İncil vardı, bizim elimizde ise topraklarımız. Şimdi onların ellerinde topraklarımız var, bizim elimizde ise İncil".

İşte Atatürk’ten sonra yapılmaya çalışılan ve yeni yeni tam başarıya ulaşmak üzere olan zihniyetin dayatmalarının son perdesidir bu Eyalet sistemi.

Bu sistem değişik adlarla 1957’de gündeme gelmiş, daha sonra değişik zamanlarda kendini göstermiş, Özal dönemi ile en uç noktaya tırmanmış, son darbeyi vurmak için de misyonerlerin diğer ülkelerde yaptığı orta oyunları ülkemizde kendini ne yazık ki en büyük değerimizden biri olan din istismarını da içine alarak bu hale gelmiştir.

Bütün bunlar Milli hassasiyeti olmayan hükümetlerce planlanarak ortaya konmuş senaryoların devamı niteliğindedir.

Kısaca SEVR’in yapamadığını ne yazık ki şimdilerde işbirlikçiler, hem de büyük bir yüzsüzlükle yapmaya çalışmaktadırlar. Güneydeki petrol kaynaklarını iç etmenin, peşkeş çekmenin senaryolarından başka hiçbir şey değildir.

BP ve SHELL in arama izinleri, çıkarma izinleri alması boşa mıdır?

Bu yazıyı yazdıktan sonra aklıma gelen bir konuyu da kısaca hatırlatayım.

Şu ABD’nin meşhur 6. Filosu.

16 Şubat 1969 da olsa gerek, protesto olaylarında, şimdilerde İslami kesim adına yazılar yazan bir yazar gündemdeydi. Oradaki protesto olaylarını "solcular yapıyor" diyerek saldırıda bulunan ve ölümlü bir şekilde sonlanan olayda ne yazık ki şimdilerde aynı tayfa adına yazılar yazan bir yazardan bahsediyorum.

İsim vermek doğru olur mu bilmiyorum. Geçmiş olaylar çünkü. Ancak bağlantısına bakarsanız, şimdilerde de aynı senaryonun nedenleri kendini ortaya koymaktadır. Yani ABD’nin Akdeniz’e inme, filo bulundurma hevesleriyle o yıllardaki kıyaslamasını yaparsanız her şey ortaya dökülecektir zaten.

NEYSE BU KONUYU ZATEN ÖNCEKİ YAZIMDA İNCELEMİŞ, SİZLERE DE SUNMUŞ İDİM.

Yani özet olarak neden İslam, neden Ilımlı İslam seçeneklerin en başındaki yerini yıllardır korumuştur sanırım bağlantı tam olarak yerine oturacaktır. Yani Eyalet sistemi ile Güneydoğudaki Petrol yataklarına inmek isteyen ABD ve AB şirketleri, rahat bir nefes almış olacak ve silahla yapamadıklarını Ilımlı İslam ile yapmış olacaktır.

Unutulmamalıdır ki Ülke 4 bir yandan hızla kuşatılmıştır. Bu kuşatma ne yazık ki fiiliyatta silahla olmadığı halde ekonomik olarak kuşatılmıştır. Kıbrıs ta bu sürecin diğer ayağıdır. Hatta çevresel faktörler ve Aktörlere bakacak olursak konu uzar. Lakin Lübnan olayı da yani orada kurulacak bir Hıristiyan Lübnan ise ABD’nin çıkarlarına hizmetin daha da ileri ayağı olacaktır.

Bunları benim gibi sıradan bir vatandaş fark ediyor ise, bizi yönetmeye talip olanlar bilmiyor mu sanıyorsunuz?

Tabii ki biliyorlar ve bu işbirliğini de bilinçli olarak yapmaktadırlar.

Bilinçsiz olanlar ise bunlar arasında bağ kuramayacak kadar gerici ve irtica özlemleri ile milletin gözünü kör edenler, boyayanlardır.

İktidar olanların yaptığı tek şey bu mudur?

Tabi ki hayır…

Ellerindeki belediyeler vasıtası ile de fakir halka Kömür, gıda adı altında ayni; Tarikatlar, Cemaatler yolu ile de Nakdi yardımlarla fakir halkın dini duyguları ile alay edilmekte, onlar rencide edilmekte ve sessiz kalmaları, EZİK durmaları sağlanmaktadır.

Ülkede satılmayan hiçbir şey kalmamıştır. KİT’ler, Kamu kurumları, hatta bu gidişle Adaletin dahi resmen para ile satın alınır bir hal alması için çalışılır olmaktadır. Tüm bunların adına da özelleştirme denmekte ne yazık ki. Müslüman olduğunu belirten tüm iktidarlarca da bu yola başvurulmaktadır. Sanırım ki bunların hesabını bir gün bu millet herkesten soracaktır.

Onların istediği Eyalet düşüncesinin gerçekleşmesinin iki şartı vardır.
Birincisi Halk bunu istiyorsa amenna, İkincisi ise yeniden bir kurtuluş savaşı verilecek ve bunun sonucunda yenidünya düzeni kazanacak ise bu sistem bu ülkeye ancak uyacaktır... Yoksa daha evvel bu zihniyete karşı verilmiş ve kazanılmış bir savaşın üzerine tekrar savaşmadan, onlar kazanmadan bu sistemin kurulabilme ihtimali sadece bir RÜYA olarak kalacaktır.

Tabii ki Sayın Erdoğan’ın başkanlık hevesi de bu nedenle ne anlama geldiği belli olmuyor mu? Yani Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı ve nihayetinde tarihe ilk devlet başkanı olarak geçecek değil mi?

Haliyle de Said (Said-i) Nursi’nin vasiyeti ve ABD’nin icazeti doğrultusunda amaçlarına ulaşmanın rahatlığını yaşamak. Tabii ki asla unutulmamsı gereken şeyi onlar unutsa da unutmayanlar vardır.

Bir hatırlatma daha.

Vatana ihanet suçu işleyen ve suçu yargılanma sonucu kesinleşen ve itiraf eden bir papazın, idam edilmek üzere iken söyledikleri çok ilginçtir:

"Bizim bu Müslüman Türkleri yenmemiz imkânsızdır. Çünkü Adamlar Vatan uğruna Ölümü bir şahadet, bir şehitlik, bir şeref olarak algılıyorlar. Biz Hıristiyanlar ise bunu acı, korku ve kayıp olarak algılıyoruz. Bu Milleti tarih sahnesinden silmenin iki yolu vardır. Birincisi Dillerini yok etmek, Lisanlarını yok etmektir. İkincisi ise İnançlarını yok etmektir."

Kimden mi bahsediyorum?

İhaneti sebebiyle İkinci Mahmud Han tarafından 1821’de Fener Patrikhanesi’nin orta kapısında idam edilen patrik Ghrighorius tan bahsediyorum. Rus çarı Aleksandr Nikola’ya gönderdiği gizli mektupta; Türklerin ancak sinsi yöntemlerle içeriden çökertilebileceğine dair bazı tavsiyelerde bulunan adamdan bahsediyorum tabii ki.

İşte 1950’lerden bu yana yapılan okullarda İngilizcenin yaygınlaştırılması işi sona gelmiştir. Şimdi de o vasiyet doğrultusunda Ilımlı İslam misyonunu tamamlamak üzeredir.

Bu eyalet de son darbe olacaktır. Daha ne anlatayım bilmem ki? Anlamayanlar var ise onlara artık tek şey söyleyebilirim, unutmayın ki bu millet ebediyen tarih sahnesinde öyle ya da böyle değil, TAM BAĞIMSIZ OLARAK varlığını sürdürecektir.

Saygılarımla...

Ahmet Dursun.

*********
Osmanlı'da eyalet sistemi nasıldı?
http://www.haber7.com/haber/20070304/Osmanlida-eyalet-sistemi-nasildi.php?sayfa=1
*************
Osmanlı bile eyaletlerine söz geçirememişti
http://www.tumgazeteler.com/?a=1978415
********

İmparatorluk döneminde bile resmi dil Türkçeydi.
Doç. Dr. Erhan Afyoncu

Türkiye iki dilli bir yapıya götürülmeye çalışılıyor.
http://www.analitikbakis.com/NewsDetail.aspx?id=19088

***

Ekrâd Arapça bir kelime ve Kürt"ün çoğuludur.

*******
Evren’in eyaletinden OHAL çıktı

İşte Özal’ın engellediği tehlike

Kenan Evren’in "eyalet sistemi" olarak açıkladığı idari model, 15 yıl yürürlükte kalan Diyarbakır merkezli OHAL’in aynısı. Kararnameyi Özal hükümeti iptal etmeseydi sekiz OHAL daha olacaktı

MECLİS tutanakları, Kenan Evren’in "eyalet sistemi" olarak açıkladığı Türkiye’nin sekiz bölgeye ayrılmasına ilişkin projenin aslında 13 ilde 15 yıl boyunca süren "Olağanüstü Hal Bölgesi" uygulaması olduğunu gösteriyor. Bülent Ulusu hükümetinin son döneminde Meclis’e sevk edilen Kanun Hükmünde Kararname, 10 ay sonra Özal hükümeti tarafından yürürlükten kaldırılmasaydı, 8 ayrı Olağanüstü Hal Bölge Valiliği kurulacaktı. OHAL uygulaması 19 Temmuz 1987’de başlamış ve 30 Kasım 2002"de kaldırılmıştı.

Buna göre; her bölgenin başına MGK Genel Sekreteri’nin görüşü alınmak kaydıyla İçişleri Bakanı’nın teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla bir bölge valisi atanacaktı. Olağanüstü yetkilerle donatılan bölge valisi, gerekli hallerde dört gün sokağa çıkma yasağı koyma, umuma açık yerlerde içki içilmesini yasaklama ve okul ile öğrenci yurtlarını yedi gün kapatma gibi olağanüstü yetkilere sahip olacaktı.

Valilere tanınan bu yetkilerle, merkezi yetkilerin yerel yönetimlere devri gibi demokratik açılımlardan ziyade, Doğu ve Güneydoğu’da yıllarca yürürlükte kalan OHAL uygulaması gibi güvenlik kaygısıyla oluşturulmuş yeni idari yapılanmanın hedeflendiğini ortaya çıktı. Özal hükümetinin demokratik bulmadığı için bu uygulamayı 10 ay sonra yürürlükten kaldırdığı belirtildi.
İŞTE O KARARNAME
EVREN’in tartışmaya açtığı kararname, 4 Ekim 1983 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi ve yaklaşık 9 ay sonra 11.7.1984 tarihinde Özal hükümeti döneminde yürürlükten kaldırıldı. Model sekiz bölgede OHAL Valiliği kurulmasını öngörüyor. Kararnamede 488 yeni kadro ihdas edilmesi, genel sekreterlik, denetleme kurulu, planlama ve koordinasyon ile savunma ve iç güvenlik müdürlükleri kurulması planlanıyor. TBMM İçişleri ve Plan Bütçe Komisyonu, kararnameyi  9 ay sonra reddederken, Anayasa’nın 126. maddesine aykırı buldu. Kararnameye karşı çıkan üyeler bölge valiliği statüsünün devlet otoritesinin zedelenmesine yol açabileceği uyarısında bulundu.
İŞTE EYALETLER
1. Bölge Erzurum: Ağrı, Artvin, Bingöl, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Ordu, Gümüşhane, Kars, Muş, Rize, Trabzon, Tunceli.
2.Bölge Diyarbakır: Bitlis, Diyarbakır, Hakkâri, Mardin, Siirt, Urfa, Van.
3. Bölge Adana: Adana, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, İçel, Kahramanmaraş, Malatya.
4. Bölge Kayseri: Kayseri, Kırşehir, Nevşehir, Sivas, Tokat, Yozgat.
5. Bölge Ankara: Amasya, Ankara, Bolu, Çankırı, Çorum, Kastamonu, Samsun, Sinop, Zonguldak.
6. Bölge Konya: Afyon, Kütahya, Eskişehir, Niğde, Konya.
7. Bölge İstanbul: İstanbul, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne, Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Bilecik, Kocaeli, Sakarya.
8.Bölge İzmir: İzmir, Manisa, Uşak, Denizli, Aydın, Muğla, Burdur, Isparta.
www.haber7.com
********
Aşağıda, yazar yazısının sonunda bir hükme varıyor.
"Türkiye’nin Üniter yapısını bozmak-eyaletlere ayırmak akil ve mantıkla bağdaşmaz."
Bu noktada sorulması gereken soru var...
 
TÜRKİYE’NİN ÜNİTER YAPISINI KİMLER BOZMAK İSTİYOR.
Ya da KİMLER İSTER. Bu soruya cevap verebilirsek, Türkiye’nin Üniter yapısını bozmayı akıl ve mantıkla bağdaştırmak için olmadık taklalar atıp, cambazlıklar yapanları görmek kolay olur.
 
Herkes kendi listesini yapsın... İşte benim listem...
1.18 Ocak 2007 tarihinde LOZAN anlaşmasını meclisinde oylayarak reddeden, Sevr’ci AMERİKA.
2.Anayasasında Türkiye’nin doğusunu ERMENİSTAN kabul eden ERMENİSTAN...
3.Anayasasında açıkça Sevr’i esas aldığını yazan kuzey ırak KURT bölgesi, Amerika’nın emir erleri Barzani, Talabani aşiretleri.
4.Hala okul kitaplarında İstanbul’a CONSTANTINOPLE diyen ve Ayasofya’da buluşacağız diye vatandaşına TÜRK düşmanlığı asılamaya devam eden, Kıbrıs’ın tamamı bizimdir diyen YUNANISTAN...
5.İstanbul’da geceleri ev yemeklerinde SURYANI VE ERMENI papazları ile buluşan ABDULLAH GÜL... Türkiye’de 36 etnik gurup var diyerek bölücülüğü ajite eden, hasbelkader başbakan TAYYİP ERDOĞAN…
6.30.000 kişiyi katlettikten sonra, İmralı’da istirahata çekilen ABDULLAH ÖCALAN...
7.Türkiye’ye düşmanlıkları atalarından kalan kripto (saklı) Ermeniler-kripto Hıristiyanlar ve milliyetçi mahfillerde dolaşan kripto ırkçı Kürtçüler.
8.Gene atalarından Türkiye düşmanlığı getiren MANDACI-MUTAREKE BASINI yazarları. Hadi Uluengin gibiler.
Üniter devlet yapısını bozmak intihar olur
TÜRKİYE içinde bulunduğu çetrefilli coğrafyada "Üniter devlet" yapısını bozarsa Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi bölünmekten kurtulamaz.

O nedenle "Üniter devlet" modeli Türkiye için yaşamsaldır.

Bazen birileri çıkıyor bir fikir atıyor ortaya, o fikri anlamak istediğimiz gibi eğip büküyoruz, sonra da günlerce tartışıyoruz.

Bir süre sonra da tartışmanın içinde boğulup kalıyoruz.

Günlerce havanda su dövmüş oluyoruz.

Kimse kusura bakmasın ama Evren Paşa "bayram haftası" dedi.

Hepimiz "mangal tahtası" anladık ve kıran kırana bir tartışma başlattık.

Millet işi birbirini vatan hainliği ile suçlamaya kadar götürdü.

Hatta Muğla Cumhuriyet Başsavcısı da Evren Paşa’nın söylemlerinin vatan hainliği, bölücülük içerip içermediği konusunu açığa çıkarmak için inceleme başlattı.

Hâlbuki Evren Paşa hiç de böyle bir niyeti olmadığını açıkladı. "Benim söylediklerim yanlış anlaşıldı. Ben eyalet meyalet istemedim" dedi.

Dedi ama dinleyen kim?

Kaynatılmaya başlayan cadı kazanlarının altına koca kütükler atılmaya devam ediliyor.
* * *
Şimdi gelelim "Üniter devlet" yapısının neden Türkiye için yaşamsal olduğunu irdelemeye.

Ülkemizin kuzeydoğusunda Türkiye’den tazminat ve toprak isteyen bir Ermenistan var.

Burada açlık içinde yaşayan insanlarla dünyanın çeşitli ülkelerindeki tuzu kuru olan Ermeniler Türkiye"den koparacakları topraklarla büyük Ermenistan kurma hayali peşinde koşup duruyorlar.

O nedenle Batı parlamentolarından Türkleri soykırım suçlusu ilan ettirmek için savaş veriyorlar.

Güneydeki iki komşumuz Irak ve Suriye...

Dostumuz, stratejik müttefikimiz Amerika Irak’ın kuzeyinde Kürt devletini kurdurdu ve koruması altına aldı.

Artık Amerika’nın bölgedeki stratejik ortağı Türkiye değil, bu yeni devlettir.

Bu devletin de Türkiye’nin topraklarında gözü var. Büyük Kürdistan hayali haritalara bile yansıdı.

Bu hayal yurtiçinden de destekleniyor.

Suriye’nin ise gönlünde Hatay’ı geri almak yatıyor. Suriyelinin bu hayalden vazgeçmesi olanaksız...
Ancak Türkiye güçlü olduğu sürece bu hayalin peşinde koşmazlar.
* * *
Batı’ya dönersek karşımıza "megalo idea" çıkar.
Bu büyük hayal bütün Yunanlıların beynine kazınmıştır.
Siz söylenen dostluk şarkılarına, el ele oynanan sirtakilere sakın aldanmayın.
Yunanlı Kıbrıs’ı, Ege’yi Türklerle paylaşmayı aklının ucundan bile geçirmez.
Onların gönlünde Batı Ege, Trakya ve İstanbul bile var.

Bu gerçekler ortadayken Türkiye’de eyalet sistemine geçilmesi bir intihar olur.
Türkiye "Üniter devlet" yapısını bozmamak zorundadır.

Ancak hızla bu yapıyı işler hale getirmek için gerekli reformlar yapılmalıdır.
Yerel yönetimlerin yetkileri artırılarak Ankara’ya bağımlılık azaltılabilir.
Böylece Türkiye’nin yönetimi kolaylaştırılabilir.
Ama Türkiye"nin "Üniter devlet" yapısını bozmak, eyaletlere ayırmak akıl ve mantıkla bağdaşmaz.
Yazı paylaşımı: KUTLU...                                           
***
Yahudi Kissinger’le özel ilişkisi olduğu iddia edilen Kenan Evren, "Türkiye ileride eyalet sistemine geçebilir" demişti.

Türkiye eyaletlere bölünebilir
7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, "Kaç senesi var bilmiyorum ama Türkiye ileride eyalet sistemine geçebilir. Türkiye Kerkük’e girerse bütün dünyayı karşısına alır. DTP parlamentoda yer alırsa, Türkiye’ye uzun vadede fayda getirir. Meclis’e girerseler bir şey olmaz. Bugüne kadar Leyla Zana ile görüşmedim. Zana’nın benden bir randevu talebi olmadı. Ama olsa görüşürüm" demişti.

Terörist başından övgü
Evren’in bu açıklamaları bebek katili Öcalan’ı memnun etmişti. Terörist başı Öcalan avukatları aracılığı ile yaptığı açıklamada şunları söylemişti: "Kenan Evren sıradan biri değil. Türkiye’de yıllarca ordunun en üst düzeyinde olmuştur. Askeri bir dehadır, yani onların beyin takımındandır. O bile tehlikeyi görmüş ki, bu kadar dönüş yapabiliyor. "Kart - kurt" söyleminden "eyalet"e geldi. ABD ve İsrail, Kürt ulus devletini destekleyeceklerdir. Türk Genelkurmayı da uzun süre direnemez."

************

İlk eyalet mahkemesi gelecek yıl açılıyor 
ABD’nin dayatması ve AB’nin parasıyla yapımına başlanan istinaf mahkemelerinin ilki Diyarbakır’da hizmete giriyor.

Osmanlı Devleti zamanında kurulan, Cumhuriyet’in hukuk devrimi kapsamında şerii mahkemelerle birlikte ortadan kaldırdığı İstinaf Mahkemeleri’nin ilki Diyarbakır’da hizmete girecek.

Türkiye’nin altına oymaya çalışan Avrupa Birliği (AB) Diyarbakır Bölge İstinaf Mahkemesi inşaatı için bugüne kadar 7 milyon 248 bin Euro hibede bulundu. Temeli 1 Ocak 2007’de Diyarbakır’da atılan mahkeme binası inşaatı hızla ilerliyor. Önceliğin özellikle Diyarbakır’a verilmesi, Avrupa Birliği’nin, Türkiye’nin Üniter yapısını çökertmek için bölgesel ayrışmaları körüklediği, adli ve idari yargı yapılanmasındaki etkinliğini de artırdığı yorumlarına yol açtı. ABD’nin dayatması ve Avrupa Birliği’nin mali desteğiyle yapımına başlanan bölge istinaf mahkemeleri, İstanbul, Ankara, İzmir, Kayseri, Konya, Samsun, Adana, Erzurum ve Diyarbakır’da kurulacak. Diyarbakır İstinaf Mahkemesi, diğerlerine model olacak. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Durdu Kavak, Yargıtay’ın iş yükünü hafifletmek amacıyla Türkiye’de 9 ilde kurulmasına karar verilen istinaf mahkemelerinin ilk derece mahkemeleri ile Yargıtay arasında bir merci olacağını söyledi.

İnşaatın finansmanı Avrupa Birliği’nden Avrupa Birliği, söz konusu Diyarbakır olunca her türlü projeye destek sağlıyor. AB"nin, bugüne kadar Diyarbakır’a verdiği mali destek 100 milyon Euro civarında.

AB, istinaf mahkemelerinin finansmanı için de önemli ölçüde destek veriyor. Diyarbakır, Ankara ve Erzurum’a kurulacak istinaf mahkemelerinin 30 milyon Euro’yu bulması beklenen bina bedellerinin yüzde 70’ini AB, kalan bölümünü ise Adalet Bakanlığı karşılıyor. ALINTI



Atatürk'e bu kadar kin duyan kimdi?
12 Eylül'ün Derin Misyonu, FEDERASYON. pdf

www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=4049.0

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Evren'in 12 Eylül sonrası hazıralttığı EYALET haritası.
« Yanıtla #1 : Mart 25, 2009, 06:24:54 ÖS »
Kürdistan kaçıncı eyaletimiz olacak dersiniz?
A.Dursun
**************
Sabah gazetesi, Kenan Evren"i bir konuşturdu, pir konuşturdu...

"Biz eyalet düzenine geçelim istiyorduk"diyen Evren,12 Eylül sonrası hazırlattıkları haritayı da buldu:

İşte Evren"in 12 Eylül sonrası hazıralttığı EYALET haritası.

Kenan Evren"in eyaletlerin yolunu açacak nitelikteki "bölge valilikleri projesi" 24 yıl öncesine dayanıyor. 1983"teki kararnameyle 8 bölge valiliği kurulması ve Ankara"nın pek çok yetkisinin valiliklere devredilmesi öngörülüyordu.

7"nci Cumhurbaşkanı ve 12 Eylül askeri yönetiminin lideri Kenan Evren"in SABAH"a yaptığı çarpıcı açıklamalarıyla gündeme getirdiği ve eyaletlere bölünme yolunu açacak nitelikteki bölge valilikleri projesi büyük tartışma yarattı. 12 Eylül darbesinin lideri ve 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren"in hazırlattığı proje 24 yıl öncesine dayanıyor. 8 bölgeden oluşan ve Ankara"nın pek çok yetkisini valiliklere devreden 71 Sayılı Bölge Valiliği Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Özal hükümetince reddedildi. SABAH, 12 Eylül döneminde Bülent Ulusu hükümeti sırasında hazırlanan bölge valilikleri kararnamesini ve eyalet sisteminin ilk adımı olan haritayı ele geçirdi.

Evren"in merkezin yetkisini devretmeyi planladığı daha sonra da valilerin halk tarafından seçileceği bir eyaletler yönetimi biçimine götürmeyi tasarladığı plana ait haritada Türkiye 8 bölgeye ayrılıyor. Her bölgenin bir merkez ili bulunuyor. Birinci bölgenin merkezi Ankara. Diğer bölgeler ise İstanbul, İzmir, Adana, Konya, Kayseri, Erzurum ve Diyarbakır olarak sıralanıyor.

Evren"in, ileride eyalet sistemine geçilebileceğine ilişkin sözlerini yaşama geçirecek nitelikteki bölge valilikleri kararnamesi 4 Ekim 1983"te hazırlandı. Buna ilişkin 82 Anayasası"nda da hüküm yer aldı. Bülent Ulusu hükümetinin son günlerinde hazırlanan ve çıkarılan yetki yasasına dayandırılan kararname, 13 Aralık"ta göreve başlayan Turgut Özal hükümetine gönderildi.

Dönemin Başbakanı Turgut Özal ve kurmayları arasında tedirginlik yaratan ve tartışmalara neden olan kararname kabul edilmedi.
Meclis gündemine getirilen ve bölge valilikleri kurulmasına yönelik yasal düzenleme de Mayıs 1984"te TBMM"de ANAP"lıların oylarıyla reddedildi. Karar Temmuz 1984"te de Resmi Gazete"de yayımlandı.

Çevrimdışı *POYRAZ

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 1.010
  • Puan: +56/-0
  • Cinsiyet: Bayan
Ynt: Evren'in 12 Eylül sonrası hazıralttığı EYALET haritası.
« Yanıtla #2 : Mart 25, 2009, 07:21:53 ÖS »
Kürdistan kaçıncı eyaletimiz olacak dersiniz?
A.Dursun
**************
Sabah gazetesi, Kenan Evren"i bir konuşturdu, pir konuşturdu...

"Biz eyalet düzenine geçelim istiyorduk"diyen Evren,12 Eylül sonrası hazırlattıkları haritayı da buldu:
Anladik ki,
bir adin boz atli Hizir
Bir adin Mustafa Kemal
Gayri alnimiza,
daga tasa yazilir

Ya Ölum Ya Istiklal.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Tarihte Kürdistan....
« Yanıtla #3 : Mart 25, 2009, 10:57:19 ÖS »
Sayın Poyraz,
Sorunuzun yanıtı özetle AMASYA tamiminin(22 Haziran 1919)içeriğinde saklıdır.
A.Dursun
--------------
1-Vatanın tamamı, milletin istiklâli tehlikededir. Hükümet merkezi İtilaf devletlerinin etkisi ve denetimi altında bulunduğundan sahip olduğu sorumluluğun gerektirdiklerini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi madum tanıttırıyor. Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

Milletin durumunu ve davranışı göz önünde bulundurarak haklarını dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden uzak bir milli heyetin varlığı gerekmektedir. Bunun için her taraftan vuku bulan teklif ve milli istek üzerine Anadolu"nun en güvenilir yeri olan Sivas"ta milli bir kongrenin süratle toplanması kararlaştırılmıştır.
Bunun için bütün illerin her livasından fırka ayrılıkları dikkate alınmaksızın muktedir ve milletin güvenini kazanmış üçer kişinin olabildiğince çabuk yetiştirmek üzere hemen yola çıkarılması gerekmektedir. Her ihtimale karşı bunun bir milli sır halinde tutularak ve delegelerin gereken yerlere kimliklerini gizleyerek gelmeleri.

2-Doğu vilayetleri namına 10 Temmuz"da Erzurum"da toplanması gereken kongre için sözü geçen vilayetlerin Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak Cemiyetlerinden seçilmiş üyeler zaten Erzurum"a doğru yola çıkarılmışlardır. O vakte kadar diğer vilayetlerimizin temsilcileri de Sivas"a geleceklerinden Erzurum Kongresi"nin üyeleri belirlenecek zamanda umumi toplantıya katılmak üzere Sivas"a hareket edecektir.

3- Yukarıdaki esaslara göre temsilciler Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetleri ve belediye başkanları tarafından ve çeşitli suretlerde seçileceklerdir.

4-Bu esasların uygulanmasına 3.Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, Eski Bahriye Nazırı Rauf Bey, 15.Kolordu Kumandanı Vekili Miralay Cevdet Bey, 3.Kolordu Kumandanı Miralay Rafet Bey, Samsun Mutasarrıfı Hamid Bey, 2.Ordu Müfettişi Cemal Paşa, 12.Kolordu Kumandanı Miralay Selahattin Bey, 25.Kolordu Kumandanı Ali Fuat Paşa, 14.Kolordu Kumandanı Yusuf İzzet Paşa, Bursa"da 17.Kolordu Kumandan vekili Miralay Bekir Sami Bey, Edirne"de Kolordu Kumandanı Cafer Tayyar Bey diğer bazı sivil ve askeri önemli kişiler tarafından çalışılacaktır. Bundan başka eski Sadr-ı azam Müşir Ahmet İzzet Paşa, Nafıa Nazırı Ferit Bey,Ayan üyesinden Ahmet Rıza Bey gibi kişilerin fikir ve düşünceleri alınacaktır.

5- Redd-i İlhak ve Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetlerinin verecekleri telgrafların,telgrafhanelerce kabul edilmeyerek çekilmemesi Posta ve Telgraf Müdüriyeti Umumiyesi"nden bildirilmiştir. Bu husus kesin şekilde reddedilerek, her ne şekilde olursa olsun serbestçe yazışmaların sağlanması için gösterilere devam olunacaktır.

6- Askeri ve sivil kuruluşlar hiçbir surette kaldırılmayacaktır. Kumanda hiçbir surette terk ve başkasına verilmeyecektir. Vatanın herhangi bir tarafında yeniden yapılacak düşman işgal hareketleri bütün orduyu ilgilendirecek ve meydana gelen duruma göre memleketin savunmasına birlikte girişilecektir. Bu sebeple komutanlar derhal birbirlerini haberdar edeceklerdir. Silah ve savaş malzemesi kesinlikle elden çıkarılmayacaktır."
*************
12.yüzyıla gelinceye kadar Türkiye,İran,Irak,Suriye"de dahil olmak üzere tarihte Kürdistan olarak anılmış bir bölge mevcut değildir.

Kürdistan tabirini idar bir terim olarak ilk kullanan Selçuk Sultan Sancar"dır.(1117-1157) Sancar İran"daki Hamedan şehrinin batısındaki Bahar kalesini merkez alan eyalete Kürdistan adını vermiştir.

Bu eyalet Zagros /İran-Irak kuzey sınırı)dağlarının doğusunda ve batısında olmak üzere Hamedan,Kirmanşah,Dinever,Sincar ve Şehrizor şehirlerini kapsıyordu.
Bu coğrafya 13.yüzyıl kaynaklarında Cibal (İran tarafı) ve Cezire (Diyarbekir)den oluşmaktaydı.14.yüzyılda Hamdullah Mustafa Kazvini,Nüzhet"ül Külüb adlı eserinde Kürdistanı 16 kasaba olarak tanımlamıştır.(Prpf.Dr.S.H.Çay.Her Yönüyle Kürt Dosyası,sf.91)
Kaynak ve devamı..
http://turksiyer.com/konular/tarihte-kurdistan.html
---------------
Doğruların tek taraflı görüşlerle desteklenemeyeceği gerçeğinden ötürü,karşı görüşteki yazılara da yer vermek durumundayız.
Bu nedenle Kürt Devletleri başlıklı bir yazıyı da paylaşmak durumundayım.

Alamut Ziyar´i devleti
Ziyar devleti 1011 yilinda Alamut devletinin kurucusu Hasan El Sabah tarafindan yikildi. Ziyar devleti, kürt Dailam asiretine mensup Ziyar´i oglu Merdavic tarafindan 930´da Kürt yurdunun kuzeyinde kuruldu. Egemenlik alani Taberistan ve Cürcan´i da icine alarak güneyde Isfahan´a, batida El Cezire ve Irak´a, kuzeyde Kafkaslar´a kadar uzaniyirdu. Dailam asireti, 9. yüzyilin sonlarina dogru, Abbasi halifeligi döneminde Müslüman oldu. Hazar Gölünün güneybati kesiminde yasayan bu asiret, büyük bir askeri güce sahipti. Varligini 141.yil sürdürebilen bu devlet, 8 hükümdar tarafindan yönetildi. Eski edebi eserler arasinda yer alan "Kábusname " bu dönemde, Ziyarlarin son emiri Keykawes´in amcasi tarafindan yazildi.

Hamdani devleti
Kürt Hamdani devleti 1039´da Arap Okayli devleti tarafindan yikildi. Hamdani devleti, Seyh El Dewle tarafindan 944 yilinda Halep bölgesinde kuruldu. Bu tarihe kadar Musul merkezi Büyük Hamdani devletinin bir parcasi´idi. Söz konusu tarihde bagimsizligini ilan eden Seyh el Dewle, Halep´i merkez secti. Yukari Mezopotamya ´yi hakimiyeti altina almaya calisan Bizans Kral Romans´la Urfa´da yapilan savasta zafer kazanan Seyh El Dewle , Suriye ve Yukari Mezopotamya´nin büyük bir egemen oldu. Bagimsizligini 95 yil koruyabilen bu devlet. Harput Kürt asiretlerinin saldirilari sonucu bir hayli zayifladi ve sonucta Araplar, bu devletin egemenligine son verdi. Bu devletin, sinirlari ve süresi icinde El Mutanabbi, Ebu Firaz ve El Farabi gibi önemli sair ve bilim adamlari yetisti.

Büveyhogullari devleti
Kürt Büveyhogullari devleti, 1050´de Selcuklu Sultani Tugrul Bey tarafindan yikildi. Büveyhogullari devleti 934 yilinda Ali Hasan ve Hüseyin Ahmet kardesler tarafinda Güneybati Iran´da kuruldu. Deylem Daglarinda yasayan Bercenkiaver Kürt asiretine mensup üc kardes kisa bir süre icinde devletin egemenlik alanini güneyde Isfahan- Siraz, kuzeyde ise Hamedan´akadar genislettiler. Babalari ebu Suce Büveyh´ten dolayi devleti "Büveyhogullari devleti" denildi. Abbasi Halifesi Halife Kahir Billah, bu devletin egemenligini tanimak zorunda kaldi. Sürekli ic ve dis catismalarla ugrastigi icin kültür ve sanat bu devlet sinirlari icinde fazla gelismedi. Yalniz Abudüd devletinin hükümdarligi sirasinda pek cok cami, hastane, imarathane, yollar ve kuyular yapildi. Mogol istilalari sirasinda bu bölgelerde her sey yakilip yikildigi icin bu devlet hakkinda daha ayrintili bilgi bulunmamaktadir.

Mervani devleti
Mervani Kürt devletinin varligina 1087´de Selceklu Sultani Meliksah tarafindan son verildi. Merkezi Silvan olan Mervani devleti, Harput Kürt asiretine mensup Bad tarafindan 981´de kuruldu. 99´de Hamdanilerle yapilan bir savasta Bad ölünce, yerine yegini Mervan´in oglu Ali gecti. Babasina atfen devlet "Mervani" olarak adlandirildi. Devletin egemenlik sahasi kisa bir sürede genisletildi : Güneyde Cudi eteklerinden baslayip Cizre- Hasankeyf´e batida Harput, kuzeyde Malazgirt ve doguda Hakkari´ye kadar uzandi. Çogu tarihciye göre Mervani devletinin zenginligine göz diken Meliksah, devletin son emiri olan Nasiruldevle´ye "memleketi paylasalim" teklifinde bulundu. Teklifi reddedilen Meliksah, veziri Fahrüldelevle yönetiminde Silvan üzerine büyük bir ordu gönderek Diyarbakir ve Silvan´i ele gecirdi ve hazinede bulunan 1 milyon altina el koydu. Son Emir Nasirüldelevle de Bagdat´in kuzeyinde bulunan Harbe köyüne sürgüne gönderildi. Mervani döneminde bircok cami, medrese, konaklama yeri, saray, köprü, hamam, su kanali yapildi. Meyafarqin´e bu dönemde üc büyük su kanali yapilarak sehrin her tarafina su verildi. Diyarbakir ve silvan, bölgenin ticaret merkezleri haline geldi. Emir Ebu Nasr döneminde kültürel ve ededi calismalara deger verildi. Yanina siginan sairler himaye edildi.Bu nedenle EI Dela, Tihami, Ebu Riza, Siman EI Hotaci gibi bircok yerli ve yabanci sair siirlerinde Emir Ebu Nasr`dan övgü ile söz etti.

Sedadi devleti
Sedadi Kürt devleti 1164´te Selcuk Krali Meliksah tarafindan ortadan kaldirildi. Sedadi devleti 951´de Ravvadi asiretinden ( Selahaddin Eyyubi´nin mensubu oldugu asiret ) Muhammed Seddat tarafindan kuruldu. Bu devletin yönetim merkezi baslangicta Dabil.Dvin idi. Daha sonra Gence yönetim merkezi oldu. egemenlik alani Ravvadi Kürt asiretinin yönetimindeki Arran bölgesi, Nahcivan, Gence, Berba, Dubeyl ve Beylekan bölgelerinde olusuyordu. Arran güneyde Aras´la , kuzeyde Kura Irmagi arasinda yer alan ve Derbend´e kadar uzanan bir bölge idi. Romalilar ve Helenler buraya ülke adi olarak "Albaniya ", kavim olarak da "Ariyan" diyorlardi. Bu sözcük Arapcaya "Arran " seklinde gecmistir. Bu bölgenin merkezi, ipekciligi ile taninan Barda kentiydi. 944 yilinda, Deylemlilerin hakimiyeti sirasinda bu kent kuzeyden gelen Ruslarin ve Isveclerin (Vikingler) saldirisina ugradi. Bu tariften sonra bölge merkezi Gence´ye dogru kaydi. Sedadi devleti 1072´de Gence ve Ani olmak üzere ikiye ayrildi. Bu dönemde bircok mimari eser yapildi.

Hasanveyh devleti
Son hükümdari Ebul Mansur´un ölümü ile icerden bir hayli zayiflanmis olan hasanveyh devleti 1121´de kendiliginden dagildi. Bu devletin hükümranlik dönemi toplam olarak 171 yil sürdü. Devlet, Barzikan- Baruni asireti lideri Hasanveyh bin Hüseyin tarafindan 959 yilinda kuruldu. Egemenlik sahasi Sehrezor, Dinaver, Hamedan ve Nihavend bölgeleriydi. Devletin baskenti, Bisulun Dagi´nin güneyine düsen Sermac sehri id. Hasanveyh´in 979 yilinda ölmesi üzerine, yerine oglu bedir gecti. Devletin sinirlari Bedir döneminde Ahvaz, Huristan, Berucerd ve Esadabad´in katilmasi ile genisledi. Bedir´e Abbasi halifesi tarafindan "Nasruddin" unvani verildi. Bedir 1015 yilinda öldïrülünce yerine oglu Hilal gecti. Hilal da ölünce yerini oglu Tahir aldi. Hasanveyh hanedanligi Tahir´in ölümü üzerine gücünü yitirdi. Baruni asiretinin basina Iyarlar gecti. Iyarlar dönemi 989 yilinda baslamak üzerine 130 yil sürdü.

Eyyubi hanedanligi devleti
Selahaddin Eyyubi´nn 4 Mart 1193´te Sam´da ölmezi üzerine Kürt Eyyubi Imparatorlugu ayni yil parcalandi. Eyyubi Imparatorlugu, Selahaddin Eyyubi tarafindan Mayis 1175´te kuruldu. Cik iyi bir dini ve askeri egitim alan Selahaddin, 1165 yilinda Misir´avezir secildi. Yönetimin cesitli kademelerine yakin akrabalarini yerlestiren Selahaddin Misir´daki durumunu saglamlastirdi. Fransiz ve Bizans ordularinin müsterek saldirilarina karsi büyük basarilar elde eden Selahaddin, Islam dünyasinda kendisini büyük sempati duyulan, tam anlami ile güclü bir vezir ve önder durumuna geldi. 10 Aralik 1171´de, varligini 200 yil sürdurmüs olan Misir Fatimi halifeligine son verdi. Kardesi Turan Sah yönetimdeki bir orduyla kisa bir süre icerisinde Hicaz, Yemen, Aden ve Mekke´yi aldi. Eyyubilerin buralardaki hakimiyeti 50 yildan fazla sürdü. Suriye Krali Nureddin´in 13 Mayiz 1174´te ölmesi üzerine Selahaddin bir ordu ile Suriye´yi dönerek orayida hakimiyeti altina aldi. Bagdat´taki Abbasi halifesi, Mayis 1174´te Selahaddin Eyyubi´nin kralligini kabul ederk fethettigi topraklardaki otorutesini tanidi. Musul sehrini de alarak Musul Atabeklerine son veren Selahaddin, ülkesinin sinirlarini Firat Nehri´ne kadar genisletti. Yukari Mezopotamya´daki kücük beylikleri de hakimiyeti altina alan Eyyubi Imparatorlugu´nun sinirlari doguda Dicle Nehri´ne, kuzeyde Ermenistan hudutlarina, güneyde Yemen´e, batida ise Tunus´a dayaniyordu. 1187´de ku¨dus sehrini Hiristiyanlarin elinden aldi ve bu, Islam dünyasinda ona büyük bir sayginlik kazandirdi. Islam´in Sünni ögretisiyle yetisen Selahhadin, kurdugu devletin resmi mezhebinin de Sünni oldugunu ilan etti. Dinde yaptigi reformlardan dolatyi, adi Yusuf iken, dini islah eden anlaminda "Selahhadin " olarak degistirildi. Eyyubiler döneminde pek cok Kürt yazar, sair, bilim adami ve aydin yetisti. Izzeddin Ali, Mecdeddin Ebu saadet, Ibnul Esir el Cezeri ( Nasrullah ) bunlardan birkacidir.

Alamut devleti
Alamut Kürt devleti Mogol Hükümdari Hulagu Han tarafindan 1256´da yikilarak ortadan kaldirildi. Alamut dvleti Hasan El Sabah tarafindan 1011´de kuruldu. Hasan El Sabah, Ismailiye mezhebi dini ögretisi temelinde güclü bir örgütlenme yaratip, Kürt asiretlerini harekete gecirecek bir ic ayaklamayla Ziyar devletine son verdikten sonra, ayni topraklarda dini esaslara dayali bu devleti kurdu. Bagimsiz varligini 179 yil sürdüren bu devlet, 8 hükümdar tarafindan yönetildi. Devletin son hükümdari olan Hür Sah, Mogollar tarafindan idam edildi. 1124 yilinda ölen, etkileyici dini ilder ve basarili bir devlet yöneticisi olan Hasan El Sbah icin Marko Polo söyle diyor: " Bu kisi yüksek daglik bölgede bir sevgi cenneti kurdu. Cok zengin bir hazineye sahip idi. Kurmus oldugu bu cnnet nedeniyle Islamiyet icerisinde kisa zamanda genis bir taraftar kitlesi buldu. Islam ülkelerinin her tarafindan binlerce genc, bu cennete girmek icin akin ediyordu."

Gor devleti
Harzemsahlar 1214´te Kürt Gor devletinin baskenti Firuzkuk´u ele gecirerek bu devletin egemenligine son verdiler. Gor devleti, Seyfuddin Suri tarafindan 1148 yilinda Kuzeydogu Iran´da kuruldu. 1148´e kadar Selcuklu devletine bagli bir beylik olarak varligini sürdüren Kürt Gor asireti, Seyfuddin Suri´nin beyligin basina gecmesi ile bu tarihte bagimsizligini ilan etti. Suri, devlet sinirlerini kisa bir süre icinde genisletti. Selcuklular ve Oguzlarla sürekli catisma halinde bulunan Gor hükümdari Giyasuddin, büyük bir saldiri baslatarak (1173) kademeli olarak Gazne, Herat, Multan, Uccah, Siudi, Esaver, Debut ve Lahor sehirlerini aldi ve Gazneli sultan Mahmud hanedanligindan arta kalanlari tamamen artadan kaldirip kardesi Muiziddin´i Gaznelilerin varsi ilan etti. Muiziddin 1192´de Kuzey Hindistan ve Bengal´i fethetti. Kutbeddin, Aybek adli kumandanini Delhi´ye genel vali tayin etti. Giyasuddin´in 1202´de Sultan Muiziddin´in bir suikast sonucu 1206´da ölmesi üzerine devlet yönetimi zayifladi, hanedanlik parcalandi. Hükümdar Giyasuddin Mahmud´un da 1212´de öldürulmesinden sonra yerine gecen oglu Bahaüddin, yogun saldirilara fazla direnemedi. Gor devletinin egemenliginde bulunan bircok sehir, bölgenin ticaret merkezleri sayiliyordu. Hükümdar Giyasuddin´in Herat´ta yaptirdii Esler Camii, Islam mimari eserlerinde yeniligi temsil etti. Kutbeddin´nin Delhi´de yaptirdigi Cuma Camii ilk Islami eser özelligini tasir.
--------------
Ayrı bir kaynak daha....
KÜRTLERİN TÜRKLÜĞÜ
Tarih, Dil, Antropoloji, Etnografya, Etnoloji, Milli Destanlar, Gelenekler ve Folklor bakımından incelemeler.

Prof Dr.Fahrettin Kırzıoğlu,1995 İstanbul
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=356.new
Diğer kaynakları da bu yazının altında bulacaksınız...
--------------------
Kürtlerin Tarihi & M.Ö Kürt Krallıkları
http://www.bydigi.net/tarih/227484-kurtlerin-tarihi-m-o-kurt-kralliklari.html

Çevrimdışı *POYRAZ

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 1.010
  • Puan: +56/-0
  • Cinsiyet: Bayan
Ynt: EYALET YA DA BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI.
« Yanıtla #4 : Mart 30, 2009, 02:33:34 ÖS »
Sayin Ahmet Dursun,
iletilerinizi itina ile okudum,cok tesekkür ediyorum.

Ilk iletiniz Türkiye cumhuriyetini yakindan ilgilendirirken,
ikinci iletiniz muhtelif bölgelerde Kürt devletilerinin tarihte kuruldugunu ve gecmisteki
mevcuduyietini teyid ediyor.

Her iki iletiyide okurken Türkiye cumhuriyeti topraklari icerisinde kurulmak istenen
(en azindan bir bölümü) Kürt devleti olgusuna rastlayamadim.
Esasen bu Kürt kavimlerinin nerelerde devlet kurdugu,
günümüzde ve Topraklarimiz dahilinde
cereyan eden tehlike(bölünme) acisindan kanimca, pek te  önem arz etmiyor.

Söyleki;
benim isaret etmek istedigim tehlike, Ulus/Devlet yapimiza indirilmek istenen ne$terdir.
Dogrudan Türkiye cumhuriyetinin meclisinden, yukaridaki benzeri bir karanamenin simdilerde
cikmasi ve önümüze getirilmek istenmesi varsayimi ve bu varsayimin yüksek ihtimalidir dir.

Ve bu varsayimi Gözönünde bulundurarak yapmamiz gerekenler ve alacagimiz kararlardir.
Buna mukabil  verilecek milli/ulusal  refleslerdir...

Sayet Akepe ve ondan öncekiler tarafindan önümüze konulan"federal"sistemi  degilde
Kürt devletlerini  tartisiyor olsaydik , iletilerinizi o yönde degerlendirirdik ve
 tartisdigimiz eksen daha isabetli olurdu.

Ayrica  bu dogrultuda sizin sahsi fikrinizi almak,
benim icin cok daha doyurucu olacagini da önemle  eklemek isterim.

selamlar,saygilar sayin Dursun
Anladik ki,
bir adin boz atli Hizir
Bir adin Mustafa Kemal
Gayri alnimiza,
daga tasa yazilir

Ya Ölum Ya Istiklal.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Eyaletler:`ABD`den ayrılalım` diyor.
« Yanıtla #5 : Temmuz 26, 2009, 04:24:40 ÖS »
Eyaletler: `ABD`den ayrılalım` diyor
Texas Valisi, ABD hükümetine karşı, `eyalet haklarını` hatırlatan dikkat çekici bir konuşma yaptı, bağımsızlık imasında bulundu. Konuşması sırasında, `birlikten ayrılalım!` sloganları atıldı.

Cumhuriyetçi muhafazakar gruplar tarafından ABD`nin dört bir tarafında düzenlenen `çay partisi (tea party)` eylemlerinin en dikkat çekeni ve en üst düzey katılımlısı Texas`ta yapıldı. Eyleme bizzat katılan Texas Valisi Rick Perry, Amerikan federal hükümetine karşı, `eyalet haklarını` hatırlatan dikkat çekici bir konuşma yaptı, bağımsızlık imasında bulundu. Texas Valisinin konuşması kalabalıkça sık sık, `birlikten ayrılalım!` sloganlarıyla kesildi. Eyaletteki üç ayrı çay partisi eylemine katılan Perry, eyalet başkenti Austin`deki mitingde, Washington`daki yetkililerin ABD`nin kurucu babalarının sınırlı hükümet prensibini çiğnediğini savundu. Federal hükümetin Amerikalıları vergiler, kamusal harcamalar ve borçlarla boğduğunu söyledi. Eyleme katılanların çoğunluğu ellerinde Barack Obama`nın 787 milyar dolarlık ekonomiyi canlandırma paketi ile alay eden pankart ve dövizler taşıdı. Eyleme katılanları `vatanseverler` olarak niteleyen Perry`nin gösteri sonrası medya mensuplarına yaptığı açıklamada, Texaslıların sabırları taştığında birlikten ayrılmak isteyebilecekleri uyarısında bulunması ise büyük yankı yaptı.


`Birçok farklı senaryolar` var diye konuşan Perry, `Harika bir birliğimiz var. Kesinlikle bunu bozmak için bir neden yok. Ancak Washington Amerikan insanının hayatına bu şekilde burnunu karıştırmaya devam ederse ne olacağını kim bilebilir. Texas oldukça özel bir eyalet ve oldukça bağımsız olduğumuz birçok konu var` dedi. Texas`ın ABD`ye 1845 yılında katıldığını hatırlatan Perry, bu katılımda yapılan anlaşmanın eyalete istediği zaman birlikten çekilme hakkı verdiğini de iddia etti. Ancak Texas eyalet kütüphane ve arşiv komisyonu, birliğe katılma anlaşmasında, çekilme hükmü bulunmadığını açıkladı. Texas, Amerikan iç savaşı sırasında 1861 yılında birlikten ayrıldı ancak 3 yıl sonra birlik yanlısı kuzeylilerin zaferinden sonra yeniden ABD`ye katılmıştı.

Eyalet Hakları tartışması da kızışıyor
ABD Anayasasının 1791 yılında kabul edilen 10`ncu değişik maddesi(10th Amendment) eyalet haklarını federal hükümete karşı garanti altına alıyor. Ancak son yıllarda, federal hükümetin anayasal yetkilerini aşarak eyaletlere ait hak ve yetkilere müdahale ettiği yönünde şikayetler artıyor. Özellikle bazı güney eyaletleri, eyalet hakları (state rights) konusunda oldukça duyarlı. Texas Valisi Rick Perry, geçtiğimiz günlerde katıldığı bir toplantıda da, `Milyonlarca Texaslı, Washington DC`nin buraya kadar gelerek bize Texas`ı nasıl yönetmemizi söylemesinden bıkmıştır. Federal hükümetin, vatandaşlarımızın hayatına ve eyalet haklarına müdahalede yetkilerini aştığına inanıyorum` diye konuştu. Cumhuriyetçi taban özellikle, OBama yönetiminin vergi politikası ile ekonomiyi canlandırmak için yapmayı planladığı kamusal harcamalarının, federal devleti büyütmeye yönelik olduğu gerekçesiyle ülke çapında çay partisi eyemleri yapıyor. Amerikalı koloniler, İngiltere Kralının çay vergisine karşı çıkarak 16 Aralık 1773 günü Boston`a gelmiş 3 gemi dolusu çayı, Boston limanına dökmüşlerdi. Tarihe Boston Çay Partisi olarak geçen bu eylem, ABD`nin İngiltere`den bağımsızlık mücadelesinin kıvılcımı sayılıyor.

Kuzey Güney savaşı da eyalet hakları tartışmasından çıkmıştı
ABD, 1860`lı yıllarda yaşadığı iç savaşa kadar gevşek bir federasyon şeklindeydi. Ancak Abraham Lincoln`un güney eyaletlerinde köleliği yasaklayan kararı, kölelik uygulamasını devam ettiren güney eyaletleri tarafından, federal devletin yetki aşımı olarak yorumlandı. Bu sebeple Amerika Birleşik Devletlerinden ayrılan güney eyaletleri Virginia eyaletinin başkenti Richmond şehrini başkent kabul eden Konfederasyon Devletini ilan ettiler. Bunun üzerine kuzeydeki `Birlik eyaletleri` ile güneydeki `konfederasyon eyaletleri` arasında 4 yıl süren iç savaş başladı. Abraham Lincoln`un başkanlığındaki birlik eyaletlerinin kazanmasıyla ABD birliği yeniden tesisi edildi. Ancak federal hükümetin yetkileri de iç savaş öncesine göre daha fazla arttı. Bu sebeple Lincoln, ABD`nin ikinci kurucusu kabul ediliyor.
http://www.tumgazeteler.com/?a=4957185
---------------
Birleşik Amerika bölünüyor mu?
Obama'nın ikinci kez başkan seçilmesinin üzerinden daha 1 hafta bile geçmeden bazı eyaletlerde ayrılıkçı hareketler başladı. Bağımsızlık için ilk adımı Lousiana sakinleri atarken onlarca eyalette de imza kampanyaları başladı.
http://www.haber7.com/amerika/haber/950822-birlesik-amerika-bolunuyor-mu
---
100 bin kişiden ABD'den ayrılma talebi

13 KASIM 2012 - TSİ 02:06
ABD'deki başkanlık seçiminde Başkan Barack Obama'nın yeniden seçilmesinden sonra 100 bin Amerikalı eyaletlerinin ülkeden ayrılması için dilekçe imzaladı.

Beyaz Saray'ın "We the People" adlı internet sitesinde yapılan başvurular, çoğunu Obama'nın Cumhuriyetçi rakibi Mitt Romney'nin kazandığı 20 eyaletten geldi.

ABD anayasasında eyaletlerin birliği terk etmesine izin veren bir madde bulunmuyor. Beyaz Saray Pazartesi gecesi itibariyle dilekçelere herhangi bir yanıt vermedi.

Kayda geçirilen toplam 20 dilekçede Teksas eyaletinin başvurusu 25 binden fazla imza topladı.
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2012/11/121113_us_secession.shtml
---
İlişkili haberler
ABD`de bölünme için `çay partisi eylemleri`
http://www.tumgazeteler.com/?a=4958527
----------
Texas`ta `ayrılalım` sesleri yükseliyor
http://www.tumgazeteler.com/?a=4958242
----------
ABD parçalanıyor mu?
http://www.tumgazeteler.com/?a=4958136
----------
Texas Valisi, ayrılma imasında bulundu
http://www.tumgazeteler.com/?a=4957144

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
EYALET projesine 1 milyar lira
« Yanıtla #6 : Temmuz 27, 2009, 03:48:58 ÖS »
Eyalet projesine 1 milyar lira
AKP hükümeti, AB"nin dayatmalarıyla devreye giren ve federalizmin önünü açan Kalkınma Ajansları"na 1 milyar TL kaynak kullandıracak.

Haber: Fatih ERBOZ
AB"nin dayatmalarıyla devreye giren ve federalizmin önünü açan Kalkınma Ajansları"na kullandırılacak kaynak belirlendi. Yeniçağ gazetesinin manşetinden duyurduğu ve ülkeyi eyaletlere bölen bu projenin parasal kaynakları konusunda Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, açıklamalarda bulundu. Cevdet Yılmaz, bütün Kalkınma Ajanslarının resmi kuruluşlarının tamamlandığını belirterek, bütün ajansların kurumsal gelişimlerini tamamlayıp, tam olarak faaliyete geçtiğinde, ülke genelinde ajansların kullandırabileceği kaynağın büyüklüğünün 1 milyar TL"ye ulaşacağını kaydetti.



Genel bütçeden katkı payı
Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, Kalkınma Ajansları ile ilgili yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye genelinde bölgesel gelişmeyi hızlandırmak, bütün bölgelerde sosyo-ekonomik kalkınma girişimlerini başlatmak ve desteklemek, bölgesel gelişmişlik farklarını azaltarak bölgelerin ulusal kalkınma ve rekabet gücüne katkılarını artırmak amacıyla kurulmaya başlanan Kalkınma Ajanslarının resmi kuruluşlarının tamamlandığını ifade etti. Kalkınma Ajansları için merkezi bütçeden her yıl belirli oranda kaynak ayrıldığını anlatan Yılmaz, kurulan 26 Kalkınma Ajansına hem 2009 hem de 2010 yılları için genel bütçeden katkı payı ayrılacağını kaydetti. Bütün ajansların kurumsal gelişimlerini tamamlayıp, tam olarak faaliyete geçtiğinde ülke genelinde ajansların kullandırabileceği kaynağın büyüklüğünün 1 milyar TL"ye ulaşacağına dikkat çeken Yılmaz, "Kalkınma Ajansları halen yaşanan ekonomik durgunluk ortamında, yeni teşvik sistemini tamamlayıcı şekilde yerinden sağlayacağı destekler ile ekonomik canlanmaya önemli katkılarda bulunacak. Durgunluk sonrası için ise yerel düzeyde yatırımcı ve girişimciler için teşvik edici faaliyetlerle, mali ve teknik desteklerle hızlı büyüme ve gelişme fırsatları sunacak" dedi. CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan Türkiye"deki uygulamada  çelişki olduğunu belirterek şöyle konuşmuştu:


Bütçe ayrılırsa bölgeler de ayrılır
"Kalkınma Ajanslarının bütçeye dayalı statülerinde bir çelişki var. Biz bunların düzeltilmesi için Anayasa Mahkemesi"ne baş vurmuştuk. Eğer ekonomik anlamda bir çözüm bulunamazsa yani bölgeler arasında bir denge kurulmaz, aynı zamanda merkezi bütçe ile yerel bütçeler birbirinden ayrışık hale gelirse, bu ayrışıklığın siyasal sonuçlarının olması da kaçınılmazdır."



Devlet özelleştiriliyor
CHP Mersin milletvekili İsa Gök ise Kalkınma Ajanslarının hiçbir şekilde Türkiye"deki bölgeler arasındaki dengesizliği ortadan kaldırmayacağını, tam tersine bölgeleri kendi içerisine hapsederek, dengesizliği daha da derinleştireceğini ifade etmişti. Gök, "Bu Türkiye Cumhuriyeti devletinin tasfiye edilmesi anlamına gelir. Devletin kaynaklarının özel kişi ve kuruluşlara peşkeş çekilmesi anlamına gelmektedir. Bu ajanslar aracılığıyla devlet özelleşiyor ve özelleştiriliyor" diye konuşmuştu.



Federasyona götürür
Yerel Yönetim Araştırma Yardım ve Eğitim Derneği (YAYED) "nin hazırladığı "Kalkınma Ajansları Sorunu"isimli çalışmanın editörlüğünü yapan Manas Turan ise, "Kalkınma Ajansları yerel güçlerin etkinliğine bırakılırsa ayrışma, federasyon  taleplerini kaçınılmaz olarak getirir düşüncesindeyiz" demişti.



Yeniçağ tehlikeye dikkat çekmişti
Yeniçağ gazetesi Avrupa"nın, Osmanlı"ya dayattığı federalizmin AKP hükümetince de resmen uygulamaya konulduğunu duyurmuştu. Hükümet önce 8 Kalkınma Ajansı kurdu, daha sonra da bu sayıyı 26"ya çıkardı.


Avrupa"nın planı
Kalkınma Ajansları, uzmanlar tarafından Osmanlı İmrapatorluğu"nun son dönemlerinde Avrupa tarafından dayatılan bir genelgeye benzetiliyor. Merkezi iradenin etkisini zayıflatıp, yerel yönetimleri kısmen bağımsız kılan genelgeyle 20 Haziran 1913 tarihinde Sadra-
zam Sait Halim Paşa tarafından yayınlanan "Geçici Vilayet Kanunu" ile, devam eden parçalanma ve çöküş süreci daha da hız kazanmıştı. Eyalet sistemini yerleştirmek için atılan ilk adım Kalkınma Ajansları değildi.


İstinaf Mahkemeleri
Cumhuriyet"in kuruluşunda şeri mahkemelerle birlikte kaldırılan ve eyalet sistemine özgü bir yapı olan  bölge (istinaf) mahkemeleri kurulmaya başlanmıştı. İlki Diyarbakır"da AB parasıyla açılan mahkemenin 9 ilde daha kurulması kararlaştırılmıştı.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
İzmir Kalkınma Ajansı
« Yanıtla #7 : Temmuz 27, 2009, 06:38:39 ÖS »
İzmir Kalkınma Ajansı

Rifat Sait
balkangunlugu.com
 
İzmir Kalkınma Ajansı ilk kurulduğunda büyük bir heyecana kapılmıştık. Öyle ya İzmir"in makus talihi değişecekti.İzmir ve Çukurova Kalkınma ajansları pilot yani örnek uygulamalar olarak başladılar.Maalesef  bazı istemezukların gayretleri sonucu mahkemelere kadar taşındı hayallerimiz.Neyse ki; mahkemeler sonuçlandı ve İZKA çalışmaya başladı.İZKA"nın ilk Kalkınma kurul üyelerinden biri olarak böylesine önemli bir kurumun içinde olmaktan doğrusu mutluluk duymuştuk.Yönetim kurulu üyelikleri  için yapılan seçimlerde bazı hoş olmayan olaylar yaşasak ta bu heyecanı yitirmedik.Ta ki; sabırsızlıkla beklediğimiz proje tekliflerinin sonuçları açıklanana kadar bu heyecan sürdü.
 
 
İZKA"nın toplantılarında İzmir halkına hep şu mesajlar veriliyordu."Bize proje getirin.İZKA"nın hibelerinden yararlanın, Ne kadar proje üretirseniz DPT"den daha fazla destek alırız.Para var.Proje getirin para verelim.AB"nin projelerine gerek kalmayacak.İZKA İzmir"in kalkınmasını sağlayacak.Bu projelere herkes katılabilir.Proje başvuruları çok pratik ve kolay olacak.Projeler için dışarıdan profösyonel destek almanızı istemiyoruz.Herkes rahatlıkla proje hazırlayabilir.Herkes başvursun.Şeffaf olacağız.Adil olacağız.İzmir"e destek vereceğiz"¦..falan filan v.s."
 
Sonuçta yapılan yüzlerce projeden KOBİ Mali Destek Programında 98, Sosyal Kalkınma Mali Destek Programında ise 71 proje mali destek almaya hak kazandı. Sosyal Kalkınma Mali Destek Programı kapsamında olan projelere toplam 6.017. 950,04TL tahsis edilirken, KOBİ Mali Destek Programı kapsamında başarılı olan projelere 23.422.049,96 TL tahsis edildi.
Peki kimlerin projeleri olur aldı?
 
Kazanaların listesine baktığımızda İZKA"nın yönetim kurulunda yer almış ya da halen almakta olan kurumların temsilcileri dikkat çekiyor.Kimler peki: İhracatçı Birlikleri"nin İhracatçılar  akademisi ve İyi Tarım yüksek gelir projeleri , İzmir Büyük şehir belediyesi"nin Cennetçeşme Kent ile bütünleşiyor ve ESHOT projeleri, İzmir valiliği"nin Proje Zengini İzmir, Menderes kaymakamlığı ve İl acil yardım planı  projeleri ,Esnaf Odaları Birliğine bağlı Fırıncılar odası"nın projesi ile Bir elin nesi var projeleri, EBSO"nun İzmir"in girişimci kadınları projesi, İzmir ticaret odası"nın üniversitesi olan İzmir Ekonomi Üniversitesi"nin İş sizsiniz projesi.
 
Bravo.Yönetim kurulunda olan tüm kurumların temsilcilerine en az bir proje verilmiş.İlerleyen günlerde diğer projeleri de detaylı olarak ele alacağız.Bu arada İzmir"in önemli özel üniversitelerinden biri olan Yaşar üniversitesi"nin 5 tane projesi vardı.Hepside elenmiş.Hele bir tanesi var ki; bizleri çok üzdü.Yaşar üniversitesi"nin profosyonel ve tecrübeli  Avrupa Birliği ekibi tarafından itina ile hazırlanan Balkan projesi 64 puan verilerek elendi.Proje"nin destek alması için 65 puan gerekiyordu.İzmir"de yaşayan Bir buçuk milyon Balkan göçmenini yakından ilgilendiren bu önemli projeyi bir puanla elediniz.Bir kere daha brovo size.Ne diyelim Dağ fare doğurdu.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Eyalet yasası yürürlükte!
« Yanıtla #8 : Temmuz 29, 2009, 11:09:19 ÖÖ »
Eyalet yasası yürürlükte!

Nurullah AYDIN
28 Temmuz 2009

İngilizlerin Amerikalıların yüzyıldır gerçekleştiremedikleri ulus yaratama projesi, ne yazık ki, Türkiye"yi yönetenlerce yapılmak isteniyor.


Oslo, Telaviv, Paris, Vatikan Erivan"daki Kürdoloji Enstitüleri Kürtçe bir dil-grameri sözlüğü oluşturamadılar. Erivan"ın çıkardığı sözlük ise Türkçe, Arapça, Farsça ve sınırlı yerel kalıntı sözcüklerden toplama olduğu, anlaşılmıştır.


Zazaca, Kırmançça, Solhanice, Barzanca, Bohtanice, Dimilli lehçeleri ile birbiri ile sınırlı bağlantı olan lehçeler bir dili oluşturamadı. Öylesine ki, Güneydoğu bölgesinde alçılan Kürtçe dil kursları kendiliğinden yani başvuru olmadığı için kapandı. DTP yetkilileri, TBMM de Kürtçe gazete çıkarıyoruz dediler. Kimse almadı, okumadı. Kasetler anlaşılmıyor diye satmadı. TRT şeş ile TV kanalı açıldı. Kırmanççanın Diyarbakır ağzıyla yapılan yayını, yine bölge insanı anlamadı, bu ne diyor böyle dediler.


Şimdi ise;

Kökenleri konusu netleşen AKP li yöneticileri, Kürtçe açılım adıyla Türk devleti eliyle projeleri uygulamaya koymaya çalışıyorlar.

 

Bakın; Sonunda bunu da yaptılar! Özal savundu, Gül-Erdoğan da hayata geçirdi

Kalkınma Ajansları marifetiyle eyaletleşme projesi, AKP iktidarından önceki iktidarlar döneminde de savunulmuştu.  


Hani Turgut Özal, daha DPT"de çalışırken Güneydoğu için ABD"deki Tennesse Eyaleti"nde uygulanan kalkınma projesini önerince dönemin Başbakanı İsmet Paşa, "Bayrak da verelim mi?" diye sormuştu ya!


Hani Turgut Özal, Cumhurbaşkanı  iken Federasyonu tartışalım demişti ya!

Hani Recep Erdoğan Hükümeti, ülke içindeki bütün siyasi veya sosyal gruplara kendi kaderlerini tayin ve kendi bölgelerindeki ekonomik varlıklara sahip çıkma hakkı tanıyan ikiz yasaları kabul ettikten sonra, kamu yönetimi reformu ile Türkiye"yi "81 ile 81 devlet" dediğimiz bir yönetim tarzına doğru sürüklüyor ve bunu "Kalkınma Ajansları" adı altında ve Melih Gökçek"in Ankara"ya davet ettiği MOSSAD Başkan Yardımcısı David Kimche"nin (asıl adıyla David Kamhi"nin) Globalleşme projesi ile tamamlamaya çalışıyor ya!


Eyaletlere bölündük!

Avrupa"nın, Osmanlı"ya dayattığı federalizm, AKP hükümetince de resmen uygulamaya konuldu. Hükümet, 23 ili kapsayan 8 bölgede Kalkınma Ajansı  kurdu. Merkezi idare, güç kaybediyor...


Kendi meclisleri olacak!

Avrupa"nın, Osmanlı"ya dayattığı federalizm, AKP tarafından "Kalkınma Ajansları" adı altında resmen uygulamaya konuldu. Proje kapsamında Türkiye, 8 ayrı bölgeye bölündü. Bu bölgelerde 100 üyeli kalkınma kurulları oluşturulacak ve "˜kalkınma için" yabancı ülkelerle bile direkt temasa geçilebilecek.    


Mahkemeler de sırada...

Türkiye"yi "˜şimdilik" 8"e bölen proje kapsamında İstanbul, Konya, Samsun, Erzurum, Van, Gaziantep, Diyarbakır ve Mardin "merkez" iller seçildi. Ülkeyi eyaletleştirme planının bir başka ayağını ise İstinaf Mahkemeleri oluşturuyor. Bu mahkemelerin ilki de Diyarbakır"da AB parasıyla kuruldu!  


Ayrı  bütçelerle ayrı devletçikler

Bu ajansların bütçe statülerinde çelişki var. Bütçeler birbirinden ayrılırsa, bu ayrışıklığın siyasal sonuçları kaçınılmaz olur. Anayasa Mahkemesi"ne başvuruda bulunduk.  


Devlet tasfiye sürecine girdi

Bu, asla Türkiye"ye hizmet edecek bir anlayış değil; tam tersine devletin tasfiyesi anlamına geliyor. O bölgelerde baro bile olmayacak. Bu kadar vahim bir tablo oluşuyor.  


Federalizm hortlayacak

Bölgeler arası rekabet, federalizm taleplerinde bir araç olarak kullanılabilir. Yerel güçlerin etkinliğine bırakılacak ajanslar, ayrışma taleplerini kaçınılmaz olarak getirir.  


Osmanlı"ya da dayatılmıştı

Kalkınma Ajansları, uzmanlar tarafından  Osmanlı İmrapatorluğu"nun son dönemlerin de Avrupa tarafından dayatılan bir genelgeye benzetiliyor. Merkezi iradenin etkisini zayıflatıp, yerel yönetimleri kısmen bağımsız kılan genelgeyle  20.06.1913 tarihinde Sadrazam Sait Halim Paşa tarafından yayınlanan Geçici vilayet kanunu  ile devam eden parçalanma ve çöküş süreci daha da hız kazanmıştı.


Şimdi siz bu zihniyetin; ülkenin birlik ve beraberliğini koruyacağına, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğüne sadakatle hizmet ettiğine edeceğine inanıyor musunuz?  


Biliyorsunuz, Kalkınma Ajansları  Türkiye"yi önce 26"ya sonra 12"ye böldü.


Paflagonya Projesi sırasında ortaya çıkan bir belgede ise Türkiye 16 bölgeye bölünmüş ve isimleri de tek tek sayılmıştı. RTE, Esenboğa havaalanının yeni terminaline "Anatolia" adını vererek bu projeyi de başlatmış durumda!


Amacı ulusal devletlerin iç federasyonu (devletler federasyonu) şeklini gerçekleştirmek olan, Avrupa karakterli bir fenomen geliştiriliyor.

 

Peki bu fenomen yeni mi? Hayır, 20"nci yüzyılın başında İngiliz gizli servisinin kontrolünde olan Prens Sabahaddin"in görüşleri doğrultusunda proje önce Lübnan"da uygulandı ve Lübnan elden gitti! Abdülhamit, projeyi rafa kaldırınca halledildi ve gerisini savaşla tamamladılar!


Şimdi elimizde kalan vatan parçasını yine aynı yöntemle parça parça etmeye çalışıyorlar...


Günün Sözü: Tarih; kahramanı da haini de işbirlikçiyi de vatanseveri de yansıtan bir aynadır.
*************
HSYK"dan Ergenekon savcılarına ağır suçlamalar.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=6726.0

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Trakya eyaleti,"˜Başkent" Tekirdağ; "˜Genel Vali" Zübeyir Kemelek
« Yanıtla #9 : Ağustos 01, 2009, 12:44:36 ÖS »
"AB himayesinde Trakya eyaleti" planında bir eşik daha dönüldü. AKP hükümeti sessiz sedasız bir kararname çıkararak Trakya"ya özel bayrak, bölgesel hükümet ve parlamentonun yolunu açtı.



Avrupa Birliği ile çeşitli "sınır ötesi işbirliği" projelerine sokulmuş Trakya"da bir de "eyalet hükümeti" ve "eyalet parlamentosu" anlamına gelen Bölge Kalkınma Ajansı kuruldu. Emperyalizmin "AB himayesinde Trakya eyaleti" hedefinde önemli bir aşamaya işaret eden Ajans, sessiz sedasız yayımlanan bir kararnameyle hayata geçiyor.

Haberin ara başlıkları:

- "˜Başkent" Tekirdağ; "˜Genel Vali" Zübeyir Kemelek

- Emperyalist tekellere doğrudan hizmet

- Trakya Eyaleti"nin "bayrağı" olacak

- Trakya Eyaleti"nin "hükümeti" de var, "parlamentosu" da

- AKP ve Fethullah"ın tabela dernekleri "parlamento"da

- "Salt çoğunluk" AKP bürokratları ve sermayenin

- Yıldız Dağları Projesi ve TRAKAB, Ajans"a devredilecek

Tamamı için bakınız...
http://haber.sol.org.tr/kent-gundemleri/trakya-eyalet-parlamentosu-hazir-haberi-16332
*************
BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI:ÇATIRDAYAN ÜNİTER DEVLET
http://www.demokratmersin.com/EditorNews.asp?ID=289

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Trakya Cumhuriyeti Kurulamaz
« Yanıtla #10 : Ağustos 29, 2009, 07:31:52 ÖS »
Trakya Cumhuriyeti Kurulamaz


Anıl Çeçen

Türkiye Cumhuriyeti son zamanlarda  hem içeriden hem de dışarıdan zorlanmakta ve bu nedenle de Misakı Milli kararına dayalı olarak oluşturulmuş   ve  Lozan  barış antlaşması ile uluslararası alanda resmen kabül edilmiş olan  ulusal sınırlarını korumakta büyük güçlükler çekmektedir . Bu durumun son örneği olarak  Erbil"de ABD ve İsrail zorlaması ile toplanan  Abant zirvesinde alınan kararlar doğrultusunda, Türk devletinin  Kuzey Irak"taki kukla siyasal oluşumun Türkiye"ye yamanmak istenmesi ve daha sonra da  Türkiye"nin güneydoğu bölgesi ile  bütünleştirilerek ayrı bir bağımsız devlet ilan edilmesi gibi  bir büyük bölgesel  plan ile  Türk devletinin karşı karşıya gelmesidir . Bu nedenle hem ABD Lozan antlaşmasını tanımaktan kaçınmakta hem de Avrupa Birliği ülkeleri  Türkiye"nin doğu sınırlarının belirsiz olduğunu öne sürmektedirler . Türkiye son yıllarda sürekli olarak bu yüzden doğu ve güneydoğu sınırlarını korumak zorunda kalmıştır . Benzeri bir durum , Doğu Karadeniz bölgesinde yeniden Pontus tartışmalarıylarıyla gündeme gelmiş ve bu doğrultuda  sözkonusu bölgenin Türkiye"den koparak ayrı bir devletçik olarak  öne çıkabileceği  konuşulmağa başlanmıştır .

Küreselleşme dönemine geçilmesiyle beraber , Türkiye doğu ve güneydoğu sınırlarını korumakta zorlanırken  asıl tehlikenin batı sınırlarında ve  Trakya bölgesinde  sinsi sinsi geliştiği ve Türkiye Cumhuriyetinin Avrupa kıtasındaki topraklarını oluşturan Trakya bölgesinin Türk devletinin ulusal sınırları içerisinden kopartılmak istendiği yavaş yavaş anlaşılmağa başlanmıştır . Özellikle son yıllarda Edirne merkezli bir Trakya Cumhuriyeti oluşturma doğrultusunda yürütülen gizli çalışmaların giderek arttığı ve  Türkiye"yi bir oldu bitti ile karşı karşıya bırakabilecek önemli bir siyasal oluşumun  hazırlandığı  gibi  bir durum gelişmeler doğrultusunda  hissedilmeğe başlanmıştır . Türkiye"nin dostu olduğunu söyleyen batılı  müttefiklerimizin  gizli çabaları ile Türkiye Avrupa kıtasından atılmak istenmekte ,bu doğrultuda Misakı Milli sınırları içerisinde yer almakta olan doğu Trakya bölgesi tıpkı batı Trakya gibi Türk yönetiminden kopartılmak istenmektedir . Türk kamuoyundan gizlenmekte olan bu durum bizzat batılı ülkeler tarafından tezgahlanmakta ve Türkiye Cumhuriyeti önümüzdeki günlerde bir başka bölücülük girişimi ile tıpkı doğu bölgesinde olduğu gibi  batı sınırları civarında da  uğraştırılmaktadır . Hedef Türklerin Avrupa  kıtasınmdan kovulmasıdır . Daha önceleri Balkan savaşları sırasında Osmanlı İmparatorluğu nasıl  Avrupa"dan geri püskürtülmüşse ,şimdi de Osmanlı devletinin devamı olan Türkiye Cumhuriyeti Balkan yarımadasından temizlenmek istenmektedir .

Trakya Cumhuriyeti projesi ,Küresel Balkanlar planı ile  Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından gerçekleştirilmeğe çalışılmaktadır . Bu doğrultuda  geçenyıl Dünyşa Bankası başkanı olan siyonizmin  önde gelen Temsilcilerinden  Wolfofitz  geçen sene Edirne"ye gelerek Trakya bölgesinin valileri ile bir bölge toplantısı yapmıştır . Bu toplantıya Türkiye"nin Trakya bölgiesinin valileri ile beraber Yunanistan"ın Batı Trakya valisi ile , Bulgaristan"ın Kırcaali valisi de katılmışlardır . Bir uluslararası kuruluşun başkanı Edirne"ye gelerek bir bölge toplantısı yaparken , bölgede  halen varkolan üç devletin valilerinin böylesine bir toplantıya katılmaları son derece ilginçtir . Toplantı Türk basınında da haber olarak yer almasına rağmen , kamuoyunda tartışılmasına  o aşamada izin verilmemiştir . Siyonizmin önde gelen temsilcilerinden birisi olan bugünkü Dünya Bankası başkanı , Amerikan başkenti ve devletini işgal etmiş neoconsevatif kadronun bir üyesi olarak  dünya hegemonyası için çaba gösterirken , Edirne"ye gelerek  Küresel Balkanlar planı doğrultusunda bir Trakya Cumhuriyeti oluşumunu bölgedeki üç ayrı devleti parçalayacak derecede gündeme getirmiş olması son derece ilginç ve üzerinde durulması gereken bir konudur . Bu doğrultuda ulusalararası düzeyde  hazırlıklar devam etmesine rağmen , konunun Türk kamuoyundan kaçırılmak istenmesi iyiniyetli olmayan bir  durum ile karşı karşıya kaldığımızı açıkca ortaya koymaktadır . Türkiye doğudan olduğu gibi batıdan da bölünmek istenmekte ve bunu isteyen dost görünümlü batılı emperyalist ülkelerin oyununa getirilmek istenmektedir . Türkiye"nin Trakya bölgesinde yaşamakta olan bir milyonu aşkın Türk vatandaşı da böylesine bir emperyalist oyuna resmen alet edilmektedirler .Türkiye giderek arasının bozulduğu Avrupa birliği ve ABD ile artık açık açık Trakya bölgesinin geleceğini de konuşmak  durumundadır .

Üç yıl önce bir Kurban bayramında Bulgaristan"ın   Türk kenti olan Kırcaali"nin  Pazar meydanında elinde pankartlarla dolaşan bir grup insan , Balkanlar"da yaşamakta olan Türkleri,Pomakları, küçük Asyalıları ve diğer Balkan  halklarını   Trakya Cumhuriyeti çatısı altında birleşmeğe davet eden bir gösteri düzenlemişlerdir . Bu olaydan sonra  Bulgaristan ve Yunanistan"da Trakya Cumhuriyeti konuşulmağa başlanmışama her nedense , böylesine bir devletin şimdidenh başkenti ilan edilen Edirne"nin sınırları içerisinde yer aldığı Türkiye Cumhuriyetinde bu konu kamuoyundan gizlenmek istenmiştir . Bir milyonu aşkın Türk asıllı insanın yaşamakta olduğu güney Bulgaristan"ın Kırcaali kenti ile , üçyüz bin civarında Türk asıllı insanın yaşadığı Yunanistan"ın Batı Trakya bölgesini ,gene bir buçuk milyonu yakın insanın yaşamakta olduğu Türkiye"nin Trakya bölgesi ile bir araya getirecek  böylesine bir yeni yapılanma pqrojesine karşı Yunanistan ve Bulgaristan devletleri ile beraber Türkiye Cumhuriyetinin de  söyleyeceklerinin olması gerekir . Her üç devlette kendi sınırlarına sahip çıkamak durumundadırlar . Her devletin ,uluslararası hukuka göre devlet olmaktan gelen hak ve yetkileri doğrultusunda kendi sınır güvenlikleri için uygun gördükleri  bütün önlemleri  alma hakkı bulunmaktadır . Bu nedenle Trakya Cumhuriyeti gibi bir yeni devlet oluşturma projesi öncelikle , üç komşu Balkan ülkesinin tepkileriyle karşı karşıya kalacaktır . Böylesine emperyal bir projenin hazırlayıcılarının üç devletin tepkisini ve ortak   karşı çıkışlarını hesap ederek  davranmaları gerekmektedir .

Uluslararası hukuka göre  sınırlarının korunması gereken üç ülkenin  batılı emperyalist  devletler tarafından karşıya alınması son derece ilginç bir durum yaratmaktadır . Böylesine bölücü ve karıştırıcı bir emperyal projenin böleceği üç hedef ülkenin kendi hakları doğrultusunda hareket ederek  Trakya Cumhuriyeti oluşumuna karşı çıkacaklarını doğal karşılamak gerekmektedir . Burada esas hedef alınan ülke Türkiye Cumhuriyeti olmaktadır çünkü zaten Yunanistan ve Bulgaristan Türkiye"den yüz yıl geride olmalarına rağmen sırf hırıstıyan oldukları için Avrupa Birliği içerisine  tam üye olarak alınmışlardır . Bir anlamda Yunan ve Bulgar devletlerinin Avrupa Birliğinin koruması altında oldukları düşünülebilir . Ne var ki , her ay düzenli olarak Edirne kentine gelmekte olan İngiliz, Hollanda ve Alman devletlerinin Avrupa Birliğinde görev yapan temsilcilerinin de sürekli olarak Edirnelilere  Trakya cumhuriyetini empoze etmeleri garip bir durum yaratmaktadır . Eğer Edirne merkezli bir Trakya Cumhuriyetini ilan etme ortamını hazırlayabilirlerse , Türk devleti bir müslüman ülkenin temsilcisi olarak Avrupa kıtasından atılacak ve daha sonra da hırıstıyan Bulgar ve Yunan devletlerinin Türk asıllı bölgeleri Trakya Cumhuriyeti çatısı altında biraraya getirilebileceklerdir . Avrupa Birliği bu aşamada asıl hedef olarak Türkiye"nin Balkanlardan ve dolayısıyla Avrupa kıtasından uzaklaştırılmasına  öncelik vermektedir . Umarız , Türkiye"nin Avrupa Birliği ile tam üyelik görüşmelerini yürütmekte olan  başmüzakereci ve yetkili makamlar bu durumun farkına varmışlardır ,aksi takdirde yıllar sürecek bir müzakere döneminden sonra Türkiye hem Avrupa Birliği dışında kalabilir hem de Avrupa kıtasındaki topraklarını Trakya Cumhuriyeti oluşumu sonucunda elinden kaçırabilir . Beş milyona yakın Türk  asıllı nüfusun  üç ayrı devletin çatısı altında yaşamlarını  sürdürdüğü Trakya bölgesinde Türkiye"den ayrı bir  Trakya Cumhuriyeti düşünebilmek mümkün değildir . Eğer sınırlar değişecekse o zaman bütün Trakya Türkleri ,Türkiye cumhuriyetinin çatısı altında biraraya gelebilirler . Emperyalistler böylesine bir toparlanmayı önlemek üzere  ayrı bir Trakya Cumhuriyeti ile bölge halkının Türk kimliğini ortadan kaldırmak istemektedirler .

Hırıstıyan Balkan ülkelerinin teker teker Avrupa Birliği çatısı altına alınarak batı Avrupa emperyalizminin kuklası bir  statüye sürüklendikleri yeni aşamada , Amerika Birleşik Devletleri Nato görünümünde Balkan bölgesine girmiş ve bütün Balkan ülkelerinde  askeri üsler kurmuştur . ABD, Avrupa Birliği Balkanlara girmeden bütün Balkan ülkelerini Nato"ya alarak buralarda gelecekteki hegemonya planlarına uygun olarak örgütlenmiş ve askeri üsler  oluşturmuştur . Polonya,Macaristan ve Çek Cumhuriyetinden sonra Romanya ve Bulgaristan"da ABD hemNato hem de kendi üslerini kurarak ,Balkan hegemonyasını avrupa birliğine kaptırmamıştır . ABD üzerinde etkin olan İsrail lobileri ise , ABD gücünden yararlanarak yeniden Yahudilerin Balkanlara geri dönüş projelerini devreye sokmuştur . Özellikle Selanik merkezli bir Büyük Makedonya için çalışmakta olan siyonist yahudi lobileri , hemYunanistan"ı bölerek Selanik ile Üsküp"ü birleştirmeğe çalışmaktalar hem de bütün Makedonya kentlerinde yeni  sinagoglar yaptırarak bu  merkezi Balkan ülkesini geleceğin Yahudi devleti yapmak için uğraşmaktadırlar . Bugünkü İsrail devleti yıkılırsa ya da Yahudiler yeniden Orta Doğu"dan sürülürlerse, o zaman  alternatif İsrail"in  Makedonya"da kurulacağı anlaşılmaktadır . Bu doğrultuda ,Büyük Makedonya için çalışmakta olan ABD ve İsrail devletleri Bulgaristan ile Yunanistan"ın parçalanmasını ve Türkiye"nin balkanlardan uzaklaştırılmasını doğal olarak desteklemektedirler . Büyük Makedonya için parçalanmak istenen Yunanistan"dan daha sonra  Girit ve Ege adalarının da ayrı devletler olarak  uzaklaşmaları planlanmaktadır . Böylece  Selanik  Büyük Makedonya"nın  başkenti olunca ,Batı Trakya bölgesi de Trakya Cumhuriyeti için de kendiliğinden  yer alabilecektir .

Küreselleşmenin durduğu yeni aşamada Balkanlar yeniden emperyal  güçler arası çekişmenin ana merkezi konumuna gelmektedir .Bu  doğrultuda yeni emperyalist politikalar Balkan yarımadasında gündeme getirilirken, ABD ve İsrail ikilisi Yeni Osmanlıcılık politikası ile Türkiye"yi Avrupa Birliği ve Rusya"ya karşı kullanmağa çalışmaktadır . Türkiye Cumhuriyeti yeni dönemde değişen koşulları dikkatle izlemeli ve Türkleri yeniden Avrupa"dan dışlayacak projelere kesinlikle izin vermemelidir .Ayrıca ABD ve İsrail"in bölgedeki  maşası konumuna sürüklenebilecek bir Türkiye"nin Avrupa Birliği ve Rusya ile karşı karşıya getirilmesi oyunlarına da karşı çıkılmalıdır . Türkiye cumhuriyetini yönetenler ,bu coğrafyada Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarından gelen bin yıllık devlet geleneğine ve birikimine sahip olunduğunu her aşamada hatırlamalıdırlar .İkiyüz yıllık devlet olan ABD ile altmış yıllık devlet olan İsrail"in devlet olma birikimi Türk devletinden fazlasıyla geride kalmaktadır . Avrupa birliği diye bir oluşum tam olarak gerçekleşemediği için, bugün  yeniden ondokuzuncu yüzyılın sonlarındaki siyasal tablo yeniden dünyanın gündemine oturmuştur . O dönemde Osmanlı İmparatorluğunu tehdit eden gelişmelerin benzerleri  bugün Türkiye cumhuriyetini uğraştırmaktadır . Gelecvekte yeni dünya düzeni üzerine bir anlaşma sağlanamazsa , Balkanlar"da üçüncü bir Balkan savaşı , üçüncü dünya savaşına giden yolda  gündeme gelebilir .ABD,Avrupa Birliği ve İsrail üçlüsü , Balkan haritası ile oynayarak Trakya Cumhuriyeti ve Büyük Makedonya ,Girit ve Ege Cumhuriyetleri,Tuna ve Çingene  devletleri gibi Kosova Cumhuriyeti benzeri  yeni siyasal oluşumlarla bölge devletlerini  tehdit edeceklerine , dünya barışı için Balkan ülkelerinin  bugünkü sınırlarını güvence altına almalıdırlar . Türk devleti Trakya bölgesine her zaman sahip çıkacak ve Balkan Türkleri ile dayanışmasını  daha da geliştirecektir . Trakya cumhuriyeti gibi bir  yeni bir Sevr  oluşumuna ya da böl ve yönet politikasına  Türk devleti hiç bir zaman alet olmayacak  ve Trakya Cumhuriyeti kurulamıyacaktır .
ulusalgundem.net

Satraplar, Satraplık hakkında dosyalar-İNDİR

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Yıldız Dağları AB'ye bırakılıyor
« Yanıtla #11 : Ekim 09, 2009, 01:39:12 ÖS »
Yıldız Dağları AB"ye bırakılıyor


Trakya"da yürütülen Avrupa Birliği sınır ötesi işbirliği bu defa gerçekten sınırı aştı. Çevreye ve orman köylüsüne yarar sağlayacağı söylenen Yıldız Dağları Biyosfer Projesi"ne göre bölge "AB ile ortak" yönetilecek.


soL (Kırklareli) Aralık 2008"de fiilen çalışmalarına başlayan ve Yıldız Dağları"ndaki orman köylülerini sosyo-ekonomik açıdan kalkındıracağı propaganda edilen Yıldız Dağları Biyosfer Projesi çalışmaları hız kesmeden sürdürülüyor. 17 Mart Salı günü Kırklareli Akkuş Kaya Hotel"de Demirköy ve Iğneada"daki bazı kitle örgütlerinden başka proje kapsamında yer alan köy muhtarları ve tarım orman kooperatifi temsilcilerinin de katılımıyla çalıştay düzenlenirken, 18 Mart tarihinde de Kırklareli"deki kamu kurumları temsilcilerine yönelik eğitim kursu yapıldı.

Yetkililer niye hep "ürkmeyin" diyor?
Çalıştay toplantısında konuşan Kırklareli İl Çevre ve Orman Müdür Yardımcısı Önder Pakdemir, projenin amacını "biyolojik çeşitliliği korumak ve sınırdışı ilişkileri geliştirmek" olarak açıklarken proje sahasını "130 bin hektarlık alandaki 29 köy" olarak belirtti. Projenin "hiç kimseye zararı olmayacağını" iddia eden Pakdemir"in "orman köylülerine alternatif geçim kaynakları bulunacağı" sözleri soru işaretleri uyandırdı. Daha sonra söz alan proje görevlisi Prof. Dr. Türker Altan"ın konuşmasındaki "projenin orman köylülerini ürkütebileceği" vurgusu da şüphe yarattı. Altan ayrıca projenin Türkiye ve Bulgaristan arasındaki işbirliğini geliştirmek hedefini taşıdığını vurguladı.

Yetkililerin "zararsız, ürkmeyin" gibi uyarılarıyla tanıtılan "biyosfer projesi" Kırklareli Merkez ilçeye bağlı 4, Demirköy ilçesine bağlı 15, Vize ve Pınarhisar ilçelerine bağlı 3"er köy ile Kırklareli sınırları içindeki Kıyıköy, Yenice, İğneada ve Demirköy belediye merkezlerinde uygulanacak. Çevre ve Orman Bakanlığı kayıtlarında "Yıldız Dağları"nda Biyolojik Çeşitliliğin Korunması ve Sürdürülebilir Yönetimi" adıyla geçen projenin yüzde 25"ini Türkiye"nin koyacağı 2,050 milyon avroluk bütçesi bulunuyor. Proje kapsamında Kırklareli-Dereköy"de "Doğa Eğitim Merkezi" kurulması gibi faaliyetler yer alırken, Türkiye kaynaklı dökümanlarda yeterince açık ifadeler bulunmaması dikkat çekiyor.

Yıldız Dağları"nda ortak strateji, ortak inisiyatif
Devlet Planlama Teşkilatı"nın (DPT) "TR 06 02 16" kodlu İngilizce yazılmış ve Türkçesi bulunmayan proje dökümanında amaç olarak "Yıldız Dağları"ndaki doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir kalkınması" gibi oldukça genel bir tanım yapılmışken amacın "sınır-ötesi işbirliği" (Sİ) çerçevesinde gerçekleştirileceği ifade ediliyor.

Belgenin 2.3 no"lu maddesinde ise "Türkiye ve Bulgaristan arasındaki Sİ"lerin yerel ve bölgesel aktörlerin yönetsel kapasitelerinin geliştirilmesine katkısı ve bunun Türkiye"nin AB"ye katılımındaki rolü"ne atıf yapıldığı görülüyor. Maddenin devamında "Yıldız Dağları projesinin 2006 tarihli Katılım Ortaklığı"nın bu kapsamdaki orta vadeli önceliklerine uyumlu" olduğuna değiniliyor.

Aynı belgenin 2.5 no"lu ve "Sınır Ötesi Etkisi" başlıklı maddesinde "Yıldız Dağları bölgesinde yaşayan özellikle genç kitlelere çevre eğitimi verilerek, ortak strateji, ortak izleme sistemi, yerel ürünlerin ortak pazarlanması ve kültürel değişim" faaliyetlerini gerçekleştirilecek bir "sınır ötesi inisiyatif" oluşturulması hedefleniyor.

DPT belgesinin 3.1 maddesi ise daha net olarak "Türkiye ve Bulgaristan"ın suları entegre olarak yönetmesi, doğal kaynakları birlikte koruması, doğal afetlere karşı işbirliği" yapması gibi kriterler koyuyor. Yıldız Dağları"nın iki ülke arasında ulusal sınırlarla bölünmüş olmasından dolayı, Bulgaristan ve Türkiye"nin "işbirliği" için mükemmel fırsat oluşturduğu belirtilirken iki ülkenin "koordinasyon mekanizmaları" kurmasını öngörüyor.

"Bölgede kalıcı kalkınma planı"
AB kaynaklarında daha detaylı bilgi bulmak mümkün. Projenin AB tarafındaki danışmanlarından birisi olan Bulgar ACG OOD isimli şirket ise projenin "kalıcı kalkınma planı hazırlama" amacı taşıdığını şöyle belirtiyor:

"Projemizde Stranca/Yıldız Dağ bölgesinde kalıcı kalkınmanın teşvik edilmesi amacı ile Kalıcı Kalkınma Planı"nın hazırlanması ve "Stranca-Yıldız Yeşil Ağı" adlı Bulgar-Türk işbirliği ağının yaratılması öngörülmektedir. Kalıcı Kalkınma Planı bölgedeki kalıcı kalkınmayı destekleyecek ve aynı zamanda finansmanını sağlanmak için diğer yerel belgelerin içine girebilecek önlemler içerecektir."

Bulgaristan"daki Stranca Doğal Parkı genişletilecek
Projenin AB uzantılı (.eu) resmi internet sitesinde Türkiye ve Bulgaristan arasındaki işbirliği protokolü tam metin olarak veriliyor. Protokolün (memorandum) amaç ve görevler başlıklı bölümü "sınır-ötesi yönetim mekanizmalarının mükemmelleştirilmesi" hedefini koyarken, proje merkezinin ve asıl yürütücünün Bulgaristan"daki Stranca Doğal Park Müdürlüğü olduğunu ortaya koyuyor.

AB ve Bulgaristan kaynaklarına bakıldığında Yıldız Dağları Biyosfer Projesi"nin, Stranca Doğal Parkı"nın Türkiye topraklarına doğru genişletilmesi anlamına geldiği açığa çıkıyor. Bilindiği gibi Yıldız Dağları"nın Bulgaristan sınırlarında kalan kısmına Stranca veya Strandzha adı veriliyor. Yıldız Dağları"na bu nedenle Türkçe"de Istranca Dağları da deniyor. Bulgaristan"daki Stranca bölgesi 1995"te "doğal park" ilan edilmiş ama bölgenin büyük kısmı Kırklareli"nde bulunduğu için uzun yıllar Türkiye"nin "adım atması" beklenmekteydi.

Kırklareli-Vize"nin Tarihsel Önemi !...
Konuyla ilgili olarak 4 Mart 2005 tarihinde Bulgar Ulusal Radyosu"na (BNR) konuşan Bulgaristan Ulusal Orman Dairesi uzmanı Georgi Tınçev, Türkiye"de bulunan Stranca bölümünün zengin tarihi ve kültür varlıklarına sahip olduğunu söylüyordu. Tınçev daha 4 yıl önce Avrupa Birliği"nin Stranca Doğal Parkı"na büyük önem verdiği ve ciddi miktarda fon ayırdığından söz ederken Türkiye"nin "hala atılacak adımları tartıştığı"ndan yakınıyordu.

Türkiye ve Bulgaristan arasındaki Sİ"nin Stranca Doğal Parkı"nın ortaklaşa kurulmasında yardımcı olacağını öne süren Tınçev, 2004 yılında Edirne ve Kırklareli"de parkın propagandasına yönelik olarak fotoğraf sergisi açtıklarını anlatıyordu. Tınçev"in bir diğer dikkat çekici vurgusu ise Kırklareli"nin Vize ilçesinin önemine ilişkindi. Georgi Tınçev, Vize"nin (eski adıyla Viza) Antik çağda MÖ 4.yy"a kadar varlığını sürdürmüş Trak"ların başkenti olduğunu belirtirken Stranca Doğal Parkı ile beraber burada ciddi kazı çalışmaları yapılabileceğini duyuruyordu.

Projenin "Sivil" şebekesinde CHP"liler
Projenin resmi internet sitesinde bulunan Faaliyet Yönetmeliği"nde "Yeşil Ağ" adı verilen bir proje iletişim grubundan bahsediliyor. Yönetmelikte "Yeşil Ağ"a resmi ve yerel kurumlar dışında "dinsel örgütlerin" ve gerçek kişilerin de katılımcı olabilmesi hükme bağlanıyor. Kendisini "gayrı resmi işbirliği yapısı" olarak tanıtan Yeşil Ağ"ın temel finansman kaynağının Stranca Doğal Park Müdürlüğü bütçesi olması dikkatlerden kaçmıyor.

İrtibat yeri olarak ACG OOD şirketinin adres ve telefonlarının verildiği Yeşil Ağ"ın Bulgaristan adına katılımcıları ağırlıklı olarak Stranca bölge belediyeleri ve birkaç danışman şirketten oluşuyor.

Türkiye"deki Yeşil Ağ üyeleri ise Kırklareli Ticaret Borsası ve Edirne Ziraat Odası"nın yanısıra CHP"li Edirne Belediyesi"nin çeşitli kademeden yöneticileri. Edirne Belediyesi Çevre Koruma Müdürü Erdal Uygun, Belediye"nin AB ve Uluslararası İlişkiler Bürosu yetkilileri Ebru Erolu ve Hikmet Çavuşoğlu resmi görevliler olarak "Yeşil Ağ"da yer alırken CHP Edirne Belediye Meclis Üyesi Hakan İnci de Edirne Genç İşadamları Derneği adına "Ağ"ın içinde.

Emin Çölaşan"ın "AB zengini" kardeşi proje danışmanı
Yıldız Dağları Biyosfer Projesi"nin ACG OOD"den başka AB tarafı adına ilginç bir danışman şirketi daha var. Brüksel merkezli Agrifor Consult, AKP hükümeti döneminde Türkiye devletiyle bir hayli iş yapmış. "Ölüm Nedeni İstatistiklerinin AB"ye Uydurulması" (Ekim-2007 - Mart-2008), "AB İletişim Stratejisi İçin Teknik Yardım" (Ekim-2007), "Marmara Depremi Rehabilitasyon Programı" (Mart-2003 - Temmuz-2004) ve "Çevresel Bilgiye Erişimin Kurumsallaştırılması" (Ocak-2004) gibi projeler Agrifor"un Türkiye"de yürüttüğü ve refarans olarak sunduğu bazı projeler.

Projenin Türkiye adına danışmanları arasında ise gayet ilginç bir şirket göze çarpıyor. Agrin Consult adındaki danışman şirket, gazeteci Emin Çölaşan"ın kardeşi Refik Çölaşan"a ait. "AB zengini" olarak birkaç defa basında yer alan kardeş Çölaşan, Mayıs-2004"te GAP kapsamındaki 47 milyon Avro"luk bir AB projesini alarak uzunca süre konuşulmuştu.
haber.sol.org.tr
********
AKP"nin Trakya planı
AKP`nin Trakya planı, bölgeyi emperyalist sermayenin "geçiş yolu" yapacak. Trakya`nın verimli arazi ve doğal kaynaklarını yok edecek plandan bölge halkına, zehir solumak, arsenikli su ile yıkanmak ve "hamallık" yapmak düşecek.
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/akpnin-trakya-plani-haberi-5440

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Turgut Özal`ın ölmesi gerekiyordu
« Yanıtla #12 : Ocak 05, 2010, 03:06:38 ÖS »
Bu yazıyı daha evvel de paylaşmış idik.
Lakin yazıya bir konunun açıklanmasında tarafımdan ihtiyaç duyuldu.

Sitemizde arama yaptım bulamadım.
Bu nedenle yeniden yayınlama ihtiyacı duydum.

Tekrar oluyor ancak anlayışınıza bırakıyorum.
Saygı ile...
A.Dursun
***************
Turgut Özal`ın ölmesi gerekiyordu

Cihan

Eski MİT mensubu Mahir Kaynak, Cumhurbaşkanı Turgut Özal`ın ölümüne ilişkin şüphelere bir yenisini ekledi.

Kaynak, "Özal öldü mü öldürüldü mü? sorusuna cevap veremem. Ama o zamanki siyasi şartlarda ölmesi uygundu." dedi.

Uçağının düşmesi sonucu 4 askerle birlikte hayatını kaybeden eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis ile ilgili ise Mahir Kaynak, "Çoğu kişi kaza dedi ancak bu suikastti." değerlendirmesini yaptı. Kaynak, Uğur Mumcu`nun iddia edildiği gibi İran destekli kesimlerce öldürülmediğini belirterek, "Kürt meselesindeki tavrı nedeniyle tasviye edildi." şeklinde konuştu.

Terörle mücadelinin en yoğun olduğu 1993 yılı bir çok şüpheli ölümün yaşandığı, karanlık bir dönem olarak tarihe geçti. Cumhurbaşkanı Turgut Özal vefat etti, Eşref Bitlis`in uçağı düştü, Gazeteci Uğur Mumcu katledildi, Bingöl`de 33 er PKK tarafından kurşuna dizildi, Madımak Oteli yakıldı 37 kişi yaşamını yitirdi. İki gün sonra Erzincan`ın Bağşbağlar köyünde gerçekleştirilen katliamda 33 vatandaş öldürüldü.

Bu karanlık döneme ilişkin Cihan Haber Ajansı`nın sorularını yanıtlayan eski MİT mensubu Mahir Kaynak dikkat çekici analizler yaptı. 17 Nisan 1993`te kalp krizi geçirerek öldüğü açıklanan merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal`ın ölümünü şüpheli bulan Mahir Kaynak önemli ididalarda bulundu.

"Turgut Özal bir parti kurmak istiyordu. Cumhurbaşkanlığından istifayı bile göze almıştı." diyen Mahir Kaynak şunları söyledi: "O tarihlerde ben de Büyük Değişim Partisi`nin genel başkan yardımcısıydım. Partinin genel başkanı Aydın Menderes`ti. Özal yeni bir parti kuracaktı biz de Büyük Değişim Partisi olarak onunla bütünleşecektik. Ama istenmedi. Bana soranlara şunu söylüyorum: Ben doktor değilim. Öldü mü öldürüldü mü sorusuna cevap veremem. Ama o zamanki siyasi şartlarda ölmesi uygundu."

KORUCULUK SİSTEMİNİ KALDIRMAK İSTEDİ
"Turgut Özal`ın ölmesi kimin işine geliyordu?" sorusuna Kaynak, "Şöyle bir analiz yapıyoruz. Eğer Turgut Özal yeniden siyasete gelirse kuracağı siyasi parti, Doğru Yol Partisi`nin alternatifi olacaktı. Oysa DYP`den beklenen bazı işlevler, görevler vardı. Özal`ın devreye girmesi istenmiyordu." yanıtını verdi.

"DYP`den kim beklenti içindeydi?" sorusuna ise Kaynak, "Bu DYP`yi aşar. DYP`den beklentisi olanlar vardı. Uluslararası boyutta bir hareket olarak görmek lazım." karşılığını verdi. Kaynak burada, "Dış mihraklar" sorusuna da açıklık getirdi: "Dış mihrak denilince herkesin aklına ABD gelir. Halbuki bu son derece yetersizdir. Çünkü başka istihbarat servisleri de Türkiye`de CIA kadar etkilidir. Bunların başında İngiliz istihbaratı gelir. Alman istihbaratı vardır. Sınırlı da olsa Fransız istihbaratı vardır. Bütün bunların Türkiye`de çok ciddi, yoğun faaliyetleri var."

Turgut Özal`ın vefatından sonra Süleyman Demirel`in cumhurbaşkanı olmasını ise şöyle yorumladı Mahir Kaynak: "Süleyman Demirel`in Doğru Yol Partisi başkanlığından uzaklaştırıp bir üst kademeye çıkarıp, nötr hale, etkisiz hale getirmek istediler. Onun yerine Tansu Çiller yerleştirildi. Bu bir Amerikan projesiydi. Uluslararası şartlara bakıldığında Tansu Çiller`in DYP başına geçmesi istendi. Turgut Özal eğer gelseydi Tansu Çiller`den daha etkili olacaktı. Bir parti kuracaktı ve DYP tarihe karışacaktı."

Turgut Özal ile 1990 yılında Kürt sorunu konusunda karşılıklı fikir alışerişinde de bulunduğunu anlatan Mahir Kaynak, "Turgut Özal, Kürt sorunun çözülmesinden yanaydı. Adnan Kahveci de çözümden yanaydı. Koruculuk müessesini ortadan kaldırmak istiyordu. Güvenliği devletin sağlamasını istiyordu. Güvenliğin sağlanması ile birlikte halka yakınlaşılmasından yanaydı." ifadelerini kullandı.

EŞREF BİTLİS SUİKASTE KURBAN GİTTİ
Kürt sorunun çözümüne değinmişken Mahir Kaynak`a Eşref Bitlis`in ölümünü de hatırlattık. Eşref Bitlis`in içinde olduğu uçak 17 Şubat 1993`te Ankara Güvercinlik alanından kalktıktan hemen sonra düşmüş, Bitlis ile beraberindeki 3 subay ve bir assubay da ölmüştü.

Mahir Kaynak bu ölümle ilgili o tarihte "suikaste kurban gittiği" açıklaması yaptığını belirtti. Kaynak, "Çoğu kişi kaza diyordu ben `Hayır bu cinayettir` dedim." şeklinde konuştu. Kaynak bu ölümle ilgili şunları söyledi: "Şöyle bir analiz yapmıştım. Eşref Bitlis, Kürt sorununu kökünden çözmek istiyordu ve bunun için de bir modeli vardı. O sıralarda Saddam Türkiye`ye bir teklifte bulunmuştu. Saddam, `Kuzeyden siz bastırın, güneyden de biz bastıralım. Kürt sorununu ortadan kaldıralım.` demişti. Çünkü Kürtler Saddam`a karşı mücadele ediyorlardı.
Ben bu operasyona `Sandiviç Operasyonu` adını vermiştim. O zamanki MİT Müsteşarı ile bu konuda farklı düşünmüştük. Ben bu operasyona karşıydım. Temel tezim, Türklerle Kürtleri çatıştıracak her ortamın dışına çıkılmamalıdır. ABD de Türkler`in Kürtleri tasfiye etmesinden yana değildi. Kürtler`in bu şekilde bertaraf
 edilmesinden yana değildi. Cem Ersever de duyduğuma göre bu operasyon için Irak gizli servisi ile temastaydı."

UĞUR MUMCU, KÜRT MESELESİ NEDENİYLE TASFİYE EDİLDİ
Ünlü istihbarat analisti Mahir Kaynak, 24 Ocak 1993`te arabasına bomba konularak öldürülen Gazeteci Uğur Mumcu`nun da Kürt sorunu konusunda yakaladığı ipuçları olduğuna değindi. Kaynak, "Uğur Mumcu öldürüldüğü zaman, bunun İran ve Türkiye`deki İslamcı çevrelerce yapılmadığını söylemiştim. Uğur Mumcu, ideolojik bir nedenle öldürülmedi` demiştim.
Çünkü Uğur Mumcu, eskiden beri Atatürkçüydü, bugün olmadı. Eskiden beri Türkiye`de İslamcı kanat vardı, hiç böyle bir şey olmadı. İran`ın da bundan elde edeceği bir şey yok. Mumcu, Kürt meselesindeki tavrı nedeniyle tasviye edildi. Abdullah Öcalan`ı deşifre edecek veya onu Kürt hareketi içinde etkisiz hale getirecek bilgilere sahipti. `Öcalan ajandı` diyecekti belki de." ifadelerini kullandı.

KURUMLARARASI ÇATIŞMA YOK
Türkiye`de sürekli her şeyin altında Türk Silahlı Kuvvetler`i arayanlar olduğunu, bunların bir projenin elemanı haline geldiğini söyleyen Mahir Kaynak, "Silahlı kuvvetler`in etkinliğinin azaltılması isteniyor.
Bunu hükümet de görüyor. Bunun için Genelkurmay Başkanı ile aralarında hiçbir ihtilaf olmadığını gösterecek davranışlarda bulunuyor. Dolayısıyla kurumlararası bir çatışmadan bahsedemeyiz. Kurumlararası çatışma olduğunu göstermek bunu tahrik etmek isteyenler var." şeklinde konuştu.

Öte yandan Mahir Kaynak, 1993 yılında olmasa da yine Kürt sorununa dayandırdığı bir cinayete daha dikkat çekti. Diyarbakır eski Emniyet Müdürü Gaffar Okkan`ın iddia edildiği gibi Hizbullah tarafından öldürülmediğini dile getiren Kaynak, Gaffar Okkan suikastini Avrupa destekli bölgedeki bazı aşiret reislerinin gerçekleştirdiğini ileri sürdü.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
SINIR ÖTESİ İŞBİRLİKLERİ: HOPA- BATUM ÖRNEĞİ
« Yanıtla #13 : Ocak 30, 2011, 04:37:22 ÖS »
BÖLGESEL KALKINMANIN ARACI OLARAK SINIR ÖTESİ İŞBİRLİKLERİ: HOPA- BATUM ÖRNEĞİ
http://www.dosya.tc/downloads/fFTm0B/Hopa-Batum-Ornegi.pdf.html
----------
Bir bölümün Türkçesi için...
http://www.dosya.tc/dosyalar/yRTWf4/hopa-batum-ornegi.pdf.html

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Türkiye'de Eyalet sistemi güvene dayalı olabilir mi?
« Yanıtla #14 : Nisan 15, 2011, 03:23:24 ÖÖ »
Bir yazışmamın Eyaletle ilgili bir bölümünden alıntılıyorum.

Eyalet güvene dayalı olabilir mi?
 

Güvenin kaynakları olmalı.
Durup dururken güven duyulamaz.

İnançsal bağlamda bakmak körlük gibidir.

Örnek olarak Perslere bakalım.
Persler bildiğin gibi ulus devlet yapısında olmasına rağmen, güven esasına dayalı olduğu için güçlüydü

Şöyle açıklayım.
Perslerde, Satraplar vardı. Pers imparatorluğu eyalet olmasına rağmen ulus devlet olmayı da başarabilmişti.

Çünkü Satraplar Perslerde il yöneticisi, vali anlamına gelmesine rağmen güven anlamında da çok ilerdeydiler.

Satrap aynı zamanda Antikçağda başkent Persopolis"e bağlı eyalete, valiye verilen isimdir. Satraplık İmparatorluğu"nun eyalet yönetimdeki başarısıdır.

Çok Uluslu imparatorluğun, isyan olmadan yönetilme başarının temelinde bu yerel valilerin kendi toplumundan seçilmesi önem arz etmiştir.

Satraplar; vergilerinde ve askerlerinin imparatora bağlılığında kusursuz olduğu sürece iç işlerinde özgür olmuşlardır.


Bu güven duygusundaki başarı da alttaki metinden anlaşılmaktadır.
Est.3: 12  Birinci ayın on üçüncü günü kralın yazmanları çağrıldı ve Haman"ın buyruğu her ile kendi işaretleriyle ve her halka kendi diliyle yazılarak satraplara, il valilerine ve bütün halk önderlerine gönderildi. Buyruk Kral Ahaşveroş"un adını ve yüzüğünün mührünü taşıyordu.

 

Gördüğün gibi hiç bir güven durup dururken ya da salt inandığı için oluşmaz.



İlgisini çekenler için NOT: Yukarıdaki yazıda geçen anlatım TEVRAT metinlerinde geçmektedir.

ESTER: Est.3: 11 Ona, "Para sende kalsın; o halka da ne istersen yap" dedi.

ESTER: Est.3: 12 Birinci ayın on üçüncü günü kralın yazmanları çağrıldı ve Haman"ın buyruğu her... ile kendi işaretleriyle ve her halka kendi diliyle yazılarak satraplara, il valilerine ve bütün halk önderlerine gönderildi. Buyruk Kral Ahaşveroş"un adını ve yüzüğünün mührünü taşıyordu.

ESTER: Est.8: 9 Bunun üzerine üçüncü ay olan Sivan ayının yirmi üçüncü günü kralın yazmanları çağrıldı. Mordekay"ın buyurduğu her şey, Hoddu"dan Kûş"a dek uzanan bölgedeki yüz yirmi yedi ilde yaşayan Yahudiler"e, satraplara, vali ve önderlere yazıldı. Heril için kendi işaretleri, her halk için kendi dili kullanıldı. Yahudiler"e de kendi alfabelerinde ve kendi dillerinde yazıldı.
Dip Not, 8:9 "Hoddu"dan Kûş"a": Bugünkü Pakistan"dan Sudan"a.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Uluslararası Çiftlik; Trakya'mı Olacak?
« Yanıtla #15 : Temmuz 06, 2011, 03:55:01 ÖS »
En verimli tarım alanı yeni planla uluslararası tekel çiftliği halini alacak.
Küçükler bitecek!

Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli kalkınma ajanslarının birleştirilmesiyle oluşturulan TRAKAB tehlikeli bir girişime imza atıyor. "Trakya Çevre Düzeni Planı" ile verimli topraklar çiftçinin elinden alınıp birleştirilerek uluslararası devlere satılacak.

Tekellerin gözü çiftçinin toprağında.

Trakya Kalkınma Birliği aracılığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesine yaptırılan "Trakya Çevre Düzeni Planı" ile Trakya"yı uluslararası tekellerin çiftliği haline getirecekler.

Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli illeri Kalkınma Ajans"larının birleştirilmesi ile oluşturulan Trakya Kalkınma Birliği (TRAKAB) eliyle Trakya toprakları üzerinde yeni oyunlar oynanıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından parası da kendisi tarafından ödenerek yaptırılan "Trakya Çevre Düzeni Planı" ile bölge uluslararası tekellerin çiftliği haline getiriliyor. Yeni planla, Trakya toprakları, Tarımsal Alt Bölge (TAB) ve Tarımsal Organize Bölgeleri (TOB) adı altında çiftçinin elinden alınıp, birleştiriliyor. Sonrasında ise büyük tarım ve hayvancılık işletmelerine dönüştürülüyor.

Plan İBB den

Üç ili kapsayan Trakya Bölgesi için Trakya Üniversitesi öncülüğünde 2004 yılında hazırlanıp, Çevre Bakanlığı tarafından onaylanan "Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı" AKP tarafından 2006"da iptal edildi. İptal gerekçesinde ise, "İstanbul ve Trakya planlarının uyumlaştırılmak amacıyla" denildi. Planın iptali için imzalanan protokolü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Edirne, Tekirdağ, Kırklareli valileri ve Çevre Bakanlığı imzaladı. TRAKAB"ın yeni imar planı hazırlama işi 2,6 milyon Lira bedelle İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İstanbul Metropoliten Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi"ne (İMEP) verildi.

Altın gibi korunmalı.

İptal edilen planın hazırlanmasına öncülük eden dönemin Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman İnci, "Plan bedelinin 600 bin TL"sini TRAKAB, 2 milyon TL"sini de İstanbul Büyükşehir Belediyesi verdi. Bu kadar parayı neyin karşılığı olarak verdiği açıktır" dedi. 2004 yılında yapılan planın, İstanbul"un Trakya"ya yayılımını önleyen, tarım alanlarını, doğal, kültürel ve tarihsel olarak korumacı özellikte olduğunu vurgulayan Prof. Dr. İnci, "Trakya"da yaşayanlar İstanbul sanayisinin buraya taşınmasına karşı çıktı. Trakya, Türkiye"nin yüzölçümünün yüzde 2,3"ü. Ama tarım yapılabilen Türkiye topraklarının yüzde 8,5"i. Yani verimlilik Orta Anadolu"nun üç katı. Bu toprakların altın gibi korunması lazım" açıklamasını yaptı.

Faaliyetler tek elden sevk ve idare edilecek .

İstanbul"un şimdi kendine uygun bir plan yaptığını kaydeden Prof. Dr. Osman İnci, Trakya"nın 19 TOB (Tarımsal Organize Bölgesi) ve 14 TB"a (Tarımsal Alt Bölge) bölündüğünü belirterek şöyle konuşuyor: "Plan notlarında açıkça, "faaliyetlerin bir arada yapılacağı, tek elden sevk ve idare edileceği yazılı. "Arazi toplulaştırma çalışmalarının öncelikle yapılması planlanıyor. Bu araziler kimin olacak? Çiftçinin durumu ne olacak? Atatürk"ün kurduğu Tekirdağ İnanlı, Lüleburgaz Sarmısaklı ve Türkgeldi Tohum ve Damızlık Hayvan Üretim çiftliklerini özelleştirdiler. Yeniden TOB, TAB adı altında ne olduğu bilinmeyen işletmeler kuruyorlar. Devlet üretme çiftliklerini özelleştirenler, bu yeni işletmeleri kime verecek?"

Meraların yanına TOB.

Trakya"nın 19 TOB (Tarımsal Organize Bölgesi) ve 14 TAB "a (Tarımsal Alt Bölge) bölündüğünü TOB denilen işletmelerin tamamen sanayiye yönelik olduğuna dikkat çeken ve, "Çorlu, Çerkezköy, Saray, Hayrabolu, Malkara"da hayvancılık yapılacak. Marmara Ereğlisi gibi yerlerde dış mekân süs bitkileri yetiştirilecek" diyen Prof. Dr. İnci, şu uyarı ve iddialarda bulundu: "TOB "lar tam da meraların yanına kuruluyor. Meralar kamuya aittir ve köylünün kullanımındadır. TOB adı altında özel sektör tarafından kurulacak hayvan yetiştirme çiftliğine 4 bin Angus getirilirse köylünün 400 baş hayvanı nerede otlayacak? Şarköy, Enez, Kofçağaz, Saray gibi Trakya"nın derinliklerine Truva atı yerleştiriliyor. Buraları sanayiye açılarak İstanbul"un arka bahçesine dönüştürülecek."

İstanbul"a da zararlı.

Prof. Dr. İnce, bu planın sadece Trakya"ya değil, İstanbul"a da zarar vereceğini, çünkü Trakya"nın geçmişte olduğu gibi bugün de İstanbul"u beslediğini, Büyükşehir plancılarının ise kentin tarihsel yaşam kaynaklarını göz ardı ettiklerini belirterek şunları söylüyor: "Bizim planımız, Yıldız Teknik Üniversitesi"nin plancılarıyla birlikte ve bölgedeki tüm sivil, kamu, özel kurumların görüş ve katkıları alınarak şeffaf, açık ve en demokratik hazırlık süreciyle üretilmişti. İBB planında ise bizler bir yana, hiçbir kurumla ilişki kurulmadığı gibi, topraklarımızın verimliliğini sağlayan akarsularımız da İSKİ tarafından İstanbul"a aktarılıyor."

Kanalın öte yanı.

Öte yandan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan"ın "çılgın proje ile takdim ettiği "Kanal İstanbul", aynı zamanda Trakya"yı, Meriç"in Yunanistan"dan ayırdığı gibi fiziki olarak İstanbul"dan da ayırıyor. Trakya"da bu planla birlikte Türkiye"nin hiç bir yerinde görülmeyen mülkiyet ilişkileri ve buna bağlı üretim sistemi oluşturulmak isteniyor. Trakya"da adeta ekonomik ve sosyal yapılanmasıyla ayrı bir eyalet planlanıyor.

İptali için Danıştay"a 100 dava.

Siyasi iktidar çevreleri haricinde Trakya bölgesinde kabul görmeyen 1/100.000 ölçekli "Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planı hakkında yüzden fazla kuruluş, yürütmenin iptali için Danıştay"a başvurdu. Bakanlık planına karşı Danıştay"da açılan iptal davası dilekçelerinde şöyle denildi: "Plan Çevre korumacı değildir. Çünkü Trakya Bölgesindeki çevre kirliliğinin önlenmesi için etkin idari tedbirler, kararlar, notlar ve düzenlemeler içermemektedir. Plan bu açıdan da bakıldığında Açıkça çevre kanununa aykırıdır. Dava konusu planda ciddi hiçbir çevreyle ilgili karar bulunmamaktadır. Oysa Bakanlığın kuruluş kanunu, her tür planda çevreyle ilgili kararların yer almasını zorunlu tutmaktadır. Onaylanan bu planla 1. sınıf verimli tarım arazileri sanayileşmeye açılmıştır."

Tarımı bitirme niyetinin ürünü.

Trakya topraklarının yüzde 74"ünü tarımsal araziler oluşturuyor. Ziraat mühendisleri topraklardaki verimliliğin Konya, Niğde ya da Eskişehir"deki tarım arazilerinden 3-4 kat daha fazla olduğunu belirtiyorlar. Ayçiçeğinin yüzde 63"ü, pirincin yüzde 44"ü, buğdayın yüzde 9"u Trakya"da üretilirken böylesi bir bölgeyi, "İstanbul"da istenmeyen sanayiye yatırım alanı yapmak, "bugünün kalkınma politikalarını uygulayan iktidarın "tarımı bitirme" niyetinin ürünü olarak yorumlanıyor.

Ülkemizde henüz örneği olmayan ve başka alt bölge planlarında da rastlanılmayan TAB ve TOB projelerinin kapsamları açık değil. Planın satır aralarında ifade edilen küresel ölçek ve küresel ekonomi saptamalarıyla amacın, Trakya"nın doğasının, topraklarının küresel sermaye hareketlerine açılmasının olduğu ortaya çıkıyor.

edirnetv

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Eyaletleşerek bölünme hız kazandı
« Yanıtla #16 : Temmuz 28, 2012, 10:58:46 ÖÖ »
Eyaletleşerek bölünme hız kazandı.


"Sevginin, Barışın Dostluğun Sıcaklığı Karadeniz Ereğli'de Yaşanır"



24 Mayis 2012

BAKKA adlı proje ile ilgili hazırlık çalışmaları devam ediyor


Karadeniz Ereğli Belediyesi tarafından, Kalkınma Bakanlığına bağlı ve kısa adı BAKKA olan Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı’na sunulan ve ajans tarafından kabul edilerek onaylanan “Sevginin, Barışın Dostluğun Sıcaklığı Karadeniz Ereğli’de Yaşanır” adlı proje ile ilgili hazırlık çalışmaları devam ediyor.



Kdz/Ereğli: Belediye Başkan Danışmanı Raif Tokel’in öncülüğünde yürütülen proje ile ilgili çalışmalar da BAKKA tarafından yakından takip ediliyor. Hazırlık çalışmalarını yerinde görmek amacıyla, BAKKA Yetkilileri Zeynep Karahisar ve Abdülmelik Koçin, 23 Mayıs 2012 günü Karadeniz Ereğli’ye geldiler. Karahisar ve Koçin, Belediye Başkan Vekili Özkan Özyağcı’ya nezaket ziyaretinde de bulunarak proje çalışmalarıyla ilgili bilgiler aldılar.


Projenin tanıtımı için yapılan görünürlük belgeleri ile proje çalışmaları için ayrılan ofis odalarını inceleyen BAKKA yöneticileri, projeyi hazırlayan ve yürüten Başkan Danışmanı ve Proje Koordinatörü Raif Tokel’in yaptığı hazırlık çalışmalarını denetledikten sonra olumlu izlenimlerle kentten ayrıldılar.

Projenin toplam bedeli olan 104.902,60 Türk Lirası’nın %90’ı olan 94.412,34 Türk Lirası, Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı tarafından sağlanan hibeyle karşılanacak olup, bu tutarın %40’ını en kısa zamanda proje hesabına yatırılacağını belirten Proje Koordinatörü Raif Tokel; “Bu tür denetimlerin rehberlik ve izlenme amaçlı olduğu ve uygulamanın her aşamasında BAKKA’nın izleyici konumundaki yetkililerinin, yapılan işleri yerinde görmeleriyle denetimlerin yapılacağı proje çalışmaları sürüyor.”, dedi.

 

K.Meydan

kdzmeydangazetesi.com

***

10. KALKINMA PLANI VE BGUS ÇALIŞMALARI

Kalkınma Bakanlığı tarafından Türkiye'nin 2014-2018 döneminde ekonomik, sosyal, kültürel ve bölgesel kalkınmasına yön verecek politikaları belirlemek üzere 10. Kalkınma Planı hazırlık çalışmalarına başlanmış olup, 10. Kalkınma Planı ve BGUS'un, ülke, bölge ve yerel düzeylerdeki öncelikler arasında uyum sağlayacak yeni bir yaklaşımla hazırlanması kararlaştırılmıştır. Bu amaçla, yerel ve bölgesel düzeyde Türkiye'nin ve bölgelerinin kalkınmasıyla ilgili stratejilerin belirlenip uygulanmasında ve söz konusu istişarelerin sağlanmasında kalkınma ajanslarının temel kurumsal ara yüz olarak faaliyet göstermesi planlanmıştır.




Formlarda verilen tematik alanlardan ülke ve bölge kalkınmasında öncelikli gördüğünüz 5 tanesini seçerek, seçilmiş olan tematik alanlar için birer adet öncelik ve beşer adet strateji belirleyiniz.

http://www.bakka.org.tr/

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Eyalet'te 6 bin TL maaşla iş ilanı.
« Yanıtla #17 : Ağustos 02, 2012, 08:02:33 ÖS »
BAKKA PERSONEL ALIM İLANI
20.07.2011

T.C. BATI KARADENİZ KALKINMA AJANSI PERSONEL GİRİŞ SINAVI İLANI

Tablo 1: Ajans Personeline Ödenecek Aylık Net Ücret Miktarları


Başvuru Tarihi: 25 Temmuz 2011-15 Ağustos 2011 tarihi, 09:00 ile 17:30 saatleri arası (hafta sonu ve resmi tatil günleri hariç)

Tamamı ektedir.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *
  • İleti: 21.407
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Gözlerden saklanan düşman, Kalkınma Ajansları...
« Yanıtla #18 : Ekim 19, 2012, 02:04:51 ÖS »
Türkiye genelinde bölgesel gelişmeyi hızlandırmak, bütün bölgelerde sosyo ekonomik kalkınma girişimlerini başlatmak ve desteklemek, bölgesel gelişmişlik farklarını azaltarak, bölgelerin ulusal kalkınma ve rekabet gücüne katkılarını artırmak amacıyla ülke genelinde kurulması planlanan 26 kalkınma ajansının kuruluşunun tamamlandığı bildirildi.

Gözlerden saklanan düşman, Kalkınma Ajansları.rar-İNDİR



06.08.2009
Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz’ın basın müşavirliğinden yapılan yazılı açıklamada, daha önce kurulan 10 kalkınma ajansına ilave olarak 16 yeni kalkınma ajansının kuruluşunu düzenleyen Bakanlar Kurulu kararı yürürlüğe girdi. Kurulan 16 yeni kalkınma ajansı merkezlerinin Tekirdağ, alıkesir, Denizli, Kütahya, Bursa, Kocaeli, Ankara, Isparta, Hatay, Nevşehir, Kayseri, Zonguldak, Kastamonu, Trabzon, Kars ve Malatya olduğu ve 55 ili kapsadığı duyuruldu.


Bu arada, İzmir ile Adana ve Mersin illerini içine alan Çukurova Kalkınma Ajanslarına KOBİ’ler, sivil toplum kuruluşları, belediyeler, diğer mahalli idareler, kooperatifler ve üniversiteler gibi çok farklı kesimlerden gelen toplam bin 100 civarı proje arasından seçilen 260 proje için 46 milyon lira hibe kaynak kullandırması kararlaştırıldı.


Kalkınma ajansları için merkezi bütçeden her yıl belirli bir oranda kaynak ayrılıyor. Kurulan 16 yeni kalkınma ajansının hem 2009, hem de 2010 yılları için genel bütçeden katkı payı ayrılacak. Bunun yanında, kanuni düzenlemeye göre, her ajans, kendi bölgesindeki sanayi ve ticaret odalarında, elediyelerde ve il özel idarelerinden de bütçe katkısı alacak. Bütün ajanslar, kurumsal gelişimlerini amamlayıp, tam olarak faaliyete geçtiğinde ülke genelinde kullandırabileceği kaynağın büyüklüğünün 1 milyar liraya ulaşacağı hesaplanıyor. Kalkınma ajanslarının, bölgesel gelişme stratejilerine uygun olarak kırda ve kentteki bütün kesimlere sağladığı finansal ve teknik desteklerle kalkınma hamleleri başlatması, yenilikçi iş ve girişim modellerinin ortaya çıkışını eşvik etmesi, kalkınma ve rekabet gücü konusunda toplumsal farkındalığı artırması ve yerel ölçekte işbirliği ve ortaklık anlayışını geliştirmesi amaçlanıyor.

Bursa Kalkınma Ajansı’nda Görev alacak Kurumlar belli oldu.

Bursa’da Kalkınma Ajansı kurulması ile ilgili Bakanlar Kurulu kararı Resmi Gazete’de yayınlandı. Merkezi Bursa’da olacak Kalkınma Ajansı, Bilecik ve Eskişehir illerini de kapsayacak. Ajans, bölgesel kalkınmayı hızlandırmak ve kaynakların yerinde etkin kullanılmasını sağlamaya yönelik çalışmalar yapacak.

Kalkınma Ajansları, ulusal düzeyde Devlet Planlama Teşkilatı koordinasyonunda, kendine özgü teknik ve bütçe mekanizmasına sahip, kâr amacı gütmeyen, çabuk karar alıp uygulayabilen, merkezi ve yerel idarelerin dışında, kamu, özel sektör ve STK’ları bir araya getiren, tüzel kişiliği haiz, 5449 sayılı Kanunla düzenlenmemiş işlemlerinde özel hukuk hükümlerine tabi, bölgeler (düzey 2 bölgeleri) esas alınarak Bakanlar Kurulu Kararı ile kurulan teknik kapasitesi yüksek, uygulamacı olmayan, fakat destekleyici, koordinatör ve katalizör olarak faaliyet gösteren kalkınma birimleri olarak tanımlanıyor.

Daha önce 26 ili kapsayan 10 Kalkınma Ajansı kurulmuştu. Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararı ile aralarında Bursa merkezli olup da Bilecik ve Eskişehir’i de kapsayacak Kalkınma Ajansı ile birlikte bu kez 55 ili kapsayan 16 Kalkınma Ajansı daha kurularak ülke genelindeki teşkilatlanmasını tamamladı.

Bundan sonraki aşama, elbette yeni kurulan Kalkınma Ajanslarının kurullarını teşekkül ettirmesi. Bursa merkezli Kalkınma Ajansı’nın toplam 100 asil ve 10 yedek üyesi olacak. Bu kurula Bursa 49, Eskişehir 29 ve Bilecik 22 asil üye verecek. Yedeklerde ise Bilecik’in 2, Bursa’nın 5 ve Eskişehir’in 3 üye hakkı bulunuyor.

Kurul üyeleri, bu karar yayımlandığı tarihten itibaren 4 yıl için görev yapacak. Ajanslarda ilk takvim yılı için; 5 veya 6 ilden oluşan Düzey 2 bölgelerinde en fazla 40 uzman personel ve 8 destek personeli olmak üzere toplam 48, diğer bölgelerde -ki Bursa bu kapsamda, en fazla 30 uzman personel ve 6 destek personeli olmak üzere toplam 36 personel istihdam edilecek.

Kalkınma Ajansı, hem ulusal, hem de bölgesel-yerel düzeyde başta istihdam ve gelir olmak üzere ekonomik ve sosyal göstergelerin iyileştirilmesine, bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarının azaltılmasına ve dolayısıyla ülkenin genel refahının artırılması ve istikrarının pekiştirilmesine olumlu katkılar sağlayacak şekilde çalışmalar yapacak.

http://www.abfonlari.gov.tr/2007-2013donemimaliyardimlar.html

Çevrimdışı yoruk

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 326
  • Puan: +77/-0
  • Cinsiyet: Bay
  • Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar
Ynt: EYALET YA DA BÖLGESEL KALKINMA AJANSLARI.
« Yanıtla #19 : Ekim 19, 2012, 10:52:39 ÖS »
Bu krediler nereye gitmiş?


Mersine ayrılanın büyük bölümü Çukurova holding e.

Karamehmetlerin Karam yağ fabrikasına

Karam yağ fabrikasını hatırlayanlar vardır.

Pamuk tohumu çiğitten yağ çıkarırdı

Pamuk üretiminde kullanılan birinci derece zehir olan TEMİK adlı ilacın tohuma geçmesiyle

İnsan sağlığına çok zararlı olduğu yönünde şikayetler,raporlar artınca kapatılmak zorunda kaldı

Fabrika arsası gecekondu bölgesinde olduğundan mütahitler ilgilenmeyince Ajans yetişti

Belediyenin adından gayrı yetkisi yok

İktidar yandaşları paylaştı

Başında dolgun maaşlı bir müdür yandaş

En büyük üretim: SİDİKLİ  Şalgam suyu

SİDİKLİ şalgam suyunu sahibide iktidar partisinin yönetiminde

AKP  adına en iyi çalışan gizli ilçe başkanı Tarım ilçe müdürünün  korumasında

Duvarlarında kocaman kocaman yazılar asılı karam yağcılık döneminden kalma

Her binanın girişinde hemde

Fabrika suyu içilmez

Çünki su bitişiğindeki ırmak dan gelir,öte yandan 2 metre derinliğinden itibaren su çıkar ve yüksek oranda koli basillidir.Yazdık yoğun gecekondu yerleşimidir.

Ama şalgam suyu yapılır

Belediye  Yetkisi dahilinde olanları bir bir kapattı.

ÜSTELİK BU AJANSLARIN KÖKSALMIŞ BİR ALTYAPISI vardı

TKV-Türkiye Kalkınma Vakfı


Bir araştır bakalım neyin nesiymiş

Hangi ülkede kurulmuş?

Kurucuları kimlermiş?

Nerelerde ne iş yapıp Ne kadar kalkındırmışlar TÜRKİYE yi



 

Son İletiler/Konular

Röportaj: "Gündelik politikalar üretiyor" Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Bugün, 09:30:47 ÖÖ]


Cihat kadınlara neden cazip geliyor? Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Dün, 07:46:21 ÖS]


DÜNYA SAVAŞINI KİM ÖNLEYEBİLİR? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Dün, 02:20:44 ÖS]


IŞİD setinde bulunan figüran Militanı Ölmüş… Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Dün, 01:00:00 ÖS]


İsrail'den Türkiye'ye terör suçlaması var... Gönderen: Cessur Demirali GÜRSU
[Ekim 22, 2014, 08:28:44 ÖS]


PKK VE BDP TABANI BUNLARI BİLMİYOR Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ekim 22, 2014, 06:54:39 ÖS]


Ynt: TEŞEKKÜRLER DELİKANLILAR Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 22, 2014, 03:13:27 ÖS]


TEŞEKKÜRLER DELİKANLILAR Gönderen: yoruk
[Ekim 22, 2014, 07:42:26 ÖÖ]


ÇİN ve RUSYA KATILACAK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 22, 2014, 05:08:39 ÖÖ]


Soygunun yeni şekli, 10 yılda bir kimlik parası 18 TL. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 21, 2014, 03:46:05 ÖS]


ANLAMAK SEVGİLİM Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 21, 2014, 02:29:54 ÖS]


Ynt: ULUSAL ÇÜRÜMÜŞLÜK ÖLÇÜTÜ Gönderen: Talat Alp
[Ekim 21, 2014, 01:10:11 ÖS]


Kur'an a Bakış Açımızda ki Yanlışlıklar. Gönderen: halukgta
[Ekim 21, 2014, 10:29:20 ÖÖ]


KMÜ’DE BOYNUİNCELİ YÖRÜKLERİNİN DİLİ ARAŞTIRILDI Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 21, 2014, 02:46:45 ÖÖ]


Kedi veya çiğ etten geçen parazit sizi yönetiyor mu? Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 21, 2014, 01:42:42 ÖÖ]


Ynt: Bizans kuşatılırken melekler dişimi yoksa erkekmiydi .. Gönderen: Delimemed
[Ekim 21, 2014, 12:42:42 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: temellica
[Ekim 21, 2014, 12:30:17 ÖÖ]


Bizans kuşatılırken melekler dişimi yoksa erkekmiydi .. Gönderen: Talat Alp
[Ekim 21, 2014, 12:13:13 ÖÖ]


Kur'an ın Emrettiği Namaz, Oruç ve Zekatın Özünü Amacını Doğru Anlamak. Gönderen: halukgta
[Ekim 20, 2014, 08:00:12 ÖS]


Ynt: SON İSTİKLAL GAZİSİNİ DE YİTİRDİK - Talat ALP Gönderen: Talat Alp
[Ekim 19, 2014, 10:06:56 ÖÖ]


Ynt: SON İSTİKLAL GAZİSİNİ DE YİTİRDİK - Talat ALP Gönderen: Talat Alp
[Ekim 18, 2014, 10:33:10 ÖS]


Ynt: Delikanlı öl! Gönderen: Meltem yeli
[Ekim 18, 2014, 09:10:14 ÖÖ]


Ynt: Delikanlı öl! Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 18, 2014, 02:05:50 ÖÖ]


Erdemir Vakfı'na kesilen 129 milyon lira ceza % 5'e indirildi. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 17, 2014, 11:43:38 ÖS]


Delikanlı öl! Gönderen: Meltem yeli
[Ekim 17, 2014, 11:16:31 ÖS]


ULUSAL ÇÜRÜMÜŞLÜK ÖLÇÜTÜ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 17, 2014, 04:54:04 ÖS]


Müftü, 7 aylık bebeğe tecavüze karşı çıkmak timsahın gözyaşlarıdır. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 16, 2014, 02:15:08 ÖÖ]


AKP'den CMK'yı değiştiren teklif. 'Faşizme çeyrek kala...' Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 15, 2014, 10:37:03 ÖS]


AKP’NİN ‘ORTA VADELİ PLAN’ININ ŞİFRELERİ Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ekim 15, 2014, 10:09:51 ÖS]


Altan Tan, Bahçeli olmasa Türkiye'de iç savaş çıkar...! Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 15, 2014, 05:34:26 ÖS]


Türk askeri IŞİD'le hatıra fotoğrafı çektirdi iddiası. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 15, 2014, 04:30:28 ÖS]


ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ-(6) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 15, 2014, 03:46:08 ÖS]


Yüce Divan yargılamalarında bugüne kadar kaç kişi yargılanmıştır? Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 15, 2014, 03:43:48 ÖS]


IVIR-ZIVIR KONULAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 14, 2014, 03:58:56 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 14, 2014, 02:12:12 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: dyy2002
[Ekim 14, 2014, 12:36:46 ÖÖ]


VATAN YAHUT… ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ (5) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 13, 2014, 05:03:55 ÖS]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK OYUN-2 Gönderen: Delimemed
[Ekim 13, 2014, 09:50:19 ÖÖ]


BÜYÜMENİN SONU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 12, 2014, 03:10:23 ÖS]


Allah Klonlamadan sonra 3D yazıcısını da öğrenecek Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 10, 2014, 02:44:29 ÖS]


“Co-bahni 1915!” Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 10, 2014, 01:14:08 ÖÖ]


TANI DA BÜYÜ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 09, 2014, 03:14:04 ÖS]


İdrar Sıçraması Kabir Azabına mı Neden Olur? Gönderen: halukgta
[Ekim 09, 2014, 02:00:37 ÖS]


KİMLİK ve EKONOMİK/ ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ (4) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 09, 2014, 02:18:31 ÖÖ]


BU KAÇINCI DEPREM, EY VAN! Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ekim 08, 2014, 05:30:15 ÖS]


Bilim ve Teknik Dergilerinin bazı sayıları-İNDİR Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 07, 2014, 01:05:41 ÖÖ]


520 çocuk 'Benim namazım' şenliğinde buluştu Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 06, 2014, 02:24:10 ÖS]


SAVAȘ VE BARIȘ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 03, 2014, 03:53:20 ÖS]


ISPARTA DA BÜYÜK OYUN-1 Gönderen: Delimemed
[Ekim 03, 2014, 10:21:13 ÖÖ]


Kdz. Ereğli Hastanesi, İş birliği ile yol tedbiri. Gönderen: ahmetdursun
[Ekim 02, 2014, 11:04:13 ÖS]


DEVLETSİZ OLMAZ (Ulusalcılık Sözlüğü III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 02, 2014, 05:42:01 ÖS]


ANAYASAL YURTTAȘLIK (‘ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ-II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ekim 01, 2014, 11:49:40 ÖS]


ORHANELİ KALESİ Gönderen: Mehmet Akkaya
[Ekim 01, 2014, 05:53:03 ÖS]


Sezen Aksu'dan örtünme itirazı Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 30, 2014, 02:31:44 ÖS]


‘ULUSALCILIK SÖZLÜĞÜ’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 29, 2014, 03:54:32 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: daliosma
[Eylül 28, 2014, 10:27:47 ÖS]


TELLAL Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 28, 2014, 01:42:18 ÖÖ]


Mehmet Ali Alabora İngiliz vatandaşı oldu. Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 27, 2014, 11:15:17 ÖS]


Ynt: Bir Kimlik Peşinde Türkiye Gönderen: marksist-leninist
[Eylül 27, 2014, 09:54:37 ÖÖ]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Denis Diderot
[Eylül 27, 2014, 01:36:38 ÖÖ]


KAPIDAKİ KRİZE HAZIR MIYIZ? Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 26, 2014, 03:29:07 ÖS]


ÇIKAR MI ÇIKMAZ MI? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 24, 2014, 01:48:13 ÖS]


SENİN DEVLETİN Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 23, 2014, 04:52:56 ÖS]


Namaz Konusunda Düşünmemiz Gereken Bir Ayrıntı. Gönderen: halukgta
[Eylül 23, 2014, 12:55:53 ÖS]


Ynt: ANANIN DİLİ ! Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 19, 2014, 11:24:39 ÖS]


TORBA YASANIN KAZIKLARI Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 19, 2014, 12:01:30 ÖÖ]


AKP TAŞERONLARI KAKA DA, CHP, MHP VE BDP TAŞERONLARI CİCİ Mİ? Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 18, 2014, 11:59:25 ÖS]


ANANIN DİLİ ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 18, 2014, 03:47:03 ÖS]


Belediye, AKP’nin eline geçtiğinden beri yalanda sınır tanımıyor. Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 18, 2014, 12:19:40 ÖS]


Erdemir vakfı, AKP iş birliği, işçinin sırtından doyan doyana...! Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 17, 2014, 10:42:13 ÖS]


Sağırlar Uyarıldıklarında, Çağrıyı İşitmezler ki. Gönderen: halukgta
[Eylül 14, 2014, 10:27:46 ÖÖ]


İstanbul yeni başkent olmak için depremini mi bekliyor? Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 13, 2014, 02:59:36 ÖS]


Ynt: Bu gün 12 EYLÜL Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 12, 2014, 02:35:00 ÖS]


Tuz Gölü uyarısı, Böyle giderse yok olacak Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 12, 2014, 02:09:50 ÖS]


Ehl-i Sünnet omurga çökertiliyor, adım adım... Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 12, 2014, 01:28:38 ÖS]


Sürücü Ehliyetlerinde T.C nosu zorunlu değil Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 12, 2014, 01:05:00 ÖS]


Bu gün 12 EYLÜL Gönderen: Delimemed
[Eylül 12, 2014, 10:05:54 ÖÖ]


Ynt: TÜRK'ÜN TARİHİ TAMGALARI TAHRİP EDİLİYOR Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 11, 2014, 10:15:36 ÖS]


Ynt: GARACAOGLAN-5 Gönderen: yoruk
[Eylül 11, 2014, 09:02:29 ÖS]


CUMHURİYET TARIMI, CHP VE SHP DÖNEMİNDE TASFİYE EDİLDİ. Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 11, 2014, 08:37:12 ÖS]


Ynt: TÜRK'ÜN TARİHİ TAMGALARI TAHRİP EDİLİYOR Gönderen: eren48
[Eylül 11, 2014, 03:50:44 ÖS]


Ynt: TÜRK'ÜN TARİHİ TAMGALARI TAHRİP EDİLİYOR Gönderen: eren48
[Eylül 11, 2014, 03:48:49 ÖS]


MEB, Kandil’de kurulan suikast okuluna öğretmen ataması yapmış mıdır? Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 11, 2014, 02:58:30 ÖS]


Orhun'dan Anadolu'ya Türk Damgaları Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 10, 2014, 11:55:10 ÖS]


Ynt: TÜRK'ÜN TARİHİ TAMGALARI TAHRİP EDİLİYOR Gönderen: eren48
[Eylül 10, 2014, 09:19:06 ÖS]


CHP, BAYRAĞINDAKİ GİBİ DEVLETÇİ Mİ? Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 10, 2014, 09:01:22 ÖS]


TOKATLI ZEKERİYA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 09, 2014, 02:34:00 ÖS]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 08, 2014, 06:10:03 ÖS]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN-3 Gönderen: Delimemed
[Eylül 08, 2014, 11:52:44 ÖÖ]


Der Spiegel, Erdoğan Devleti... Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 04, 2014, 10:35:34 ÖS]


DAVUTOĞLU HÜKÜMETİ VE ÖZELLEŞTİRMELER. Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 04, 2014, 04:26:42 ÖS]


BARİKATA ÇAĞRI... Gönderen: Mehmet Akkaya
[Eylül 04, 2014, 04:25:42 ÖS]


Ynt: Osmanlı arşiv araştırmaları için destek kaynaklar... Gönderen: nusty
[Eylül 04, 2014, 03:56:05 ÖS]


MAKAM-MEVKİ PEŞİNDE KOŞANLARA MEYDANI BIRAKMAYACAĞIZ! Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 04, 2014, 01:30:16 ÖS]


GERÇEK ve HAKİKAT (II) (YENİ REALİZM) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 04, 2014, 02:03:24 ÖÖ]


Ynt: Helal Kesim Kandırmacası. Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 02, 2014, 01:04:49 ÖS]


ARAPÇADAN ALDIĞIMIZ KİMİ SÖZLERİN ÇOK İLGİNÇ ÖYKÜSÜ Gönderen: ahmetdursun
[Eylül 02, 2014, 11:38:07 ÖÖ]


İSKOÇCA ‘APTAL’ NASIL DENİR? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Eylül 02, 2014, 12:43:21 ÖÖ]


Helal Kesim Kandırmacası. Gönderen: halukgta
[Eylül 01, 2014, 01:13:10 ÖS]


‘STRATEJİK DERİNLİK’ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ağustos 31, 2014, 10:07:17 ÖS]


Egon Friedell-Antik Yunan Kültür Tarihi Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 31, 2014, 06:17:25 ÖS]


Kürtçe Öğretmenlerinin Atama Çığlığı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 31, 2014, 02:05:39 ÖÖ]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN-2 Gönderen: Delimemed
[Ağustos 30, 2014, 01:11:18 ÖS]


Bir Görmemişlik, sonradan görmüşlük hikâyesi… Cumhurbaşkanı Forsu Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 10:05:52 ÖS]


Sabancı Vakfı Üniversiteye Giriş Bursu Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 04:08:15 ÖS]


Ynt: İslamı Yaşarken Büyük Yanlışlar Yapıyoruz. Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 01:18:21 ÖS]


Sırrı Süreyya Önder'den Emine Erdoğan'a: Türküm, tedavi oluyorum! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 29, 2014, 12:55:11 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: Kemal Denizer
[Ağustos 28, 2014, 04:17:12 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: marksçı
[Ağustos 28, 2014, 03:02:26 ÖS]


İslamı Yaşarken Büyük Yanlışlar Yapıyoruz. Gönderen: halukgta
[Ağustos 27, 2014, 12:37:07 ÖS]


Din tüccarlığının adı İNANÇ TURİZMİ olunca...! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 26, 2014, 04:06:37 ÖS]


Vakıflar Dergisi 11-20 arası Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 11:46:47 ÖS]


Ynt: ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 10:57:46 ÖS]


ISPARTA DA BÜYÜK VURGUN Gönderen: Delimemed
[Ağustos 25, 2014, 10:25:40 ÖS]


VAKIFLAR DERGİSİ 1-10 arası Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 09:47:09 ÖS]


Küresel raporların tek konusu, "TÜRKİYE'DE KEMALİZM KRİZİ! Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 09:36:17 ÖS]


Ynt: Aradığınız bazı E-Kitaplar Gönderen: Delimemed
[Ağustos 25, 2014, 04:03:41 ÖS]


Babil Kitaplığı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 03:33:48 ÖS]


İslam Ansiklopedisi 44 cilt Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 03:00:14 ÖS]


Eğirdir'de Özelleştirme Kararı Gönderen: ahmetdursun
[Ağustos 25, 2014, 01:27:10 ÖÖ]