Gönderen Konu: Prof. Dr. Cemil Koçak (Sabancı Üniv) : 'Atatürk 10 kişiyi bile yönetemezdi!'  (Okunma sayısı 26887 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kemal Denizer

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 1.973
  • Puan: +155/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Çevrimiçi
    • Toplumsal Bilinci Koruma ve Geliştirme Çatısı - TOGEÇ


"Atatürk 10 kişiyi bile yönetemezdi!"


Sabancı Üniversitesi"nin öğrenci aileleri için düzenli olarak hazırladığı etkinlikler çerçevesinde Ekim ayında verilen bir konferansta skandal yaşandığı ortaya çıktı. Üniversite öğretim üyelerinden Prof. Dr. Cemil Koçak"ın, gerek Mustafa Kemal Atatürk, gerekse Çanakkale Zaferi ile ilgili akıl almaz ifadeler kullandığı öğrenildi.

İşte o konferansın ayrıntıları ve Koçak"ın hakaret içeren sözleri

Toplantının tarihi: 23 Ekim 2010
Yer: Sabancı Üniversitesi Konferansı
Konusu: Çanakkale Savaşları
Konferansı veren hoca: Prof. Dr. Cemil Koçak

Öğrencilerin aileleri salondaki yerlerini almış, Koçak"ı dinlemeye başlamışlardır. Koçak Çanakkale Savaşı"nı anlatmaya başlar. Bir süre sonra aileler Koçak"ın sözlerindeki ifadelere dikkat etmeye başlamıştır.

"5-10 KİŞİYİ BİLE YÖNETEMEZDİ"

Koçak Yarbay Mustafa Kemal"den "Yarbay Mustafa" diye söz etmektedir. "Yarbay Mustafa"dan öyle sözler ile bahsetmektedir ki, aileler olayı anlamaya çalışır.

Bu Yarbay Mustafa, tarih sahnesine tamamen tesadüf eseri çıkmış, aslında onu Alman komutan Gelibolu içlerinde bir yere gözden uzak olsun diye attıklarını hayatında 5-10 kişiyi bile yönetmediğini, zaten şansı yaver gitmeseydi kahve köşelerinde emekliliğini yaşayıp gideceğini alaycı bir dille söylemektedir.

Kimdir bu tarih sahnesine tesadüfen çıkan, şansı yaver giden, hayatında 5-10 kişiyi bile yönetemeyen Yarbay Mustafa"¦

"YARBAY MUSTAFA YETENEKSİZDİ"

En sonunda bir öğrenci ailesi dayanamaz "Yarbay Mustafa diye bahsettiğiniz Mustafa Kemal mi?" diye sorar. Koçak "Evet" der. Aileler şaşkındır.

Öğrenci ailesi devam eder: "Neden hiç Mustafa Kemal demediniz?" Koçak "Tarih o gün ki oldukları görevle yazılır" der ve öyle bir ifadeyle devam eder ki salona bir şok daha yaşatır:

"Zaten Yarbay Mustafa itaatsizlikten görevden alındı." Koçak, "Yarbay Mustafa"nın görevden alınmasının "nedenini" ise bakın hangi ifadeyle anlattı: Yeteneksizdi.

SIRA ÇANAKKALE ZAFERİ"NE SALDIRIDA

Koçak, Atatürk"e saldırısını bitirdikten sonra, Çanakkale Zaferi"ne dil uzatmaya başladı. Koçak"a göre, aslında Çanakkale Savaşı"nın galibi Türk Milleti değil, Almanlardı.

Türk Milleti zaferi, Almanlar kutlamaya başladıktan sonra kutlamaya başlamıştı. Prof. Dr. Cemil Koçak"ın sözleri bunlarla bitmedi.

Devam etti: Kime sorsan dedesinin Çanakkale"de şehit olduğunu, bir tek savaş Çanakkale de mi olmuş, niye diğerleri anılmıyormuş"¦

Konferans, Koçak"ın bu "değerlendirmeleri"yle sona erdi.

Kaynak :  Vatan Gazetesi


***********

Soros beslemesi üniversitelerden birisi olan SABANCI ÜNİVERSİTESİ"nden çıkan Profesör de ancak bu kadar şerefli(!) olabilirdi.

Söz konusu Profesöre ulaşıp kendisini tebrik(!) etmek isterseniz size yardımcı olayım:

Resmi   


İsmi          :   Prof. Dr. Cemil Hüsnü Koçak  (veya Cemil Koçak)
Telefonu   :   0212 - 483 92 39
e-postası  :  ckocak@sabanciuniv.edu

Kemal Denizer  - TOGEÇ


" Dahi odur ki, sonradan herkes tarafından kabul ve takdir edilenleri söylediği günlerde herkes o sözleri deli saçması olarak düşünmüştür" M. K. Atatürk 1926

Çevrimdışı gondolcu

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 184
  • Puan: +42/-1
  • Cinsiyet: Bay
    • TEBLİĞ NET
gavur ekmeği yiyen,gavurun kılıcını sallarmış.
bu surattan bu kelimeler çıkar ancak.

Çevrimdışı Kemal Denizer

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 1.973
  • Puan: +155/-3
  • Cinsiyet: Bay
  • Çevrimiçi
    • Toplumsal Bilinci Koruma ve Geliştirme Çatısı - TOGEÇ
gavur ekmeği yiyen,gavurun kılıcını sallarmış.
bu surattan bu kelimeler çıkar ancak.


Söz konusu zat hakkında saatlerdir araştırma yapıyorum.  "Tek hedef : Cumhuriyet"i kötülemek" prensibiyle yıllardır hainlik yapıyor.  Yurtdışından sürekli desteklendiği ve hatta  şimdiki iktidarın da epeyce desteklediğini tespit ettim. Başbakanlık tarih arşivi kimselere açılmazken bu zat-ı muhtereme sonuna kadar açılmış. İşine yarar herşeyi de kitap yapıp satıyor. Üstelik Yapı Kredi Yayınları da payandalığını yapıyor. İletişim Yayınları sürekli basımevi olmuş.

Ermeni olaylarında doğrudan cumhuriyeti kuranları sorumlu tutan yabancı makalelerine ulaştım. Midem kaldırmadı ama ismini ve tipini beynime kazıdım. Karşılaşınca yüzüne tüküreceğim.

Kemal
" Dahi odur ki, sonradan herkes tarafından kabul ve takdir edilenleri söylediği günlerde herkes o sözleri deli saçması olarak düşünmüştür" M. K. Atatürk 1926

Çevrimdışı gondolcu

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 184
  • Puan: +42/-1
  • Cinsiyet: Bay
    • TEBLİĞ NET
Yıllarım bunların içinde geçtiği için bilirim.
bu zatın tipi, orhan pamuk un nurcu versiyonu gibi duruyor.
yani pamuk un abdestlisi.   ;D

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 21.711
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Prof. Dr. Cemil Koçak için yorumlar...
« Yanıtla #4 : Aralık 15, 2010, 01:45:28 ÖS »
Prof. Dr. Cemil Koçak için yorumlar...

Böyle başbakana, böyle Profesör gerekir.

Bozacı-Şıracı kardeşliği budur.

Haçlı savunuculuğu elbetki BOP eş başkanlarının en birinci görevidir.

Bundan başkasını beklemek, en hafif tabiriyle saflıktan başka ne olurdu ki?

İşte size eş başkanınızın haçlı seferlerini savunma tarzı.

Haçlı taktiklerini öğrenmeniz için, truva atı taktiğini kimler, nasıl yapıyor anlamayanların da görmeleri için mutlaka ibretle izlenmesi gerek.

Müslümanlara özellikle tavsiye olunur.

<a href="http://www.dailymotion.com/video/xfyxib" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">BÜYÜKLERE MASALLAR - UYUYUNDA BÜYÜYÜN NİNNİ</a>


Ahmet Dursun

---------------

Atatürk 10 kişiyi bile yönetemezdi! başlıklı yazıya yorumlar:

Sabancı Üniversitesi"nde Atatürk konuşması için           

18.10.2010

 

14 Kasım 2010 tarihli Sözcü gazetesinde Kemal Baytaş sütununda yazdığına göre,

23.10.2010 Sabancı üniversitesinde öğrenci velileri için  Prof.Cemil Koçak  tarih hakkında bir konferans veriyor. Atatürk için burada ne diyormuş: Yarbay Mustafa"nın Çanakkale zaferiyle uzak yakın bir ilişkisi yoktur. Zafer Alman generali Liman von sanders"e aittir. İstanbul hükümeti  ve Alman generali, Yarbay Mustafa"yı " 5-10 kişiyi bile yönetmekten aciz bularak gözden uzak kalsın, diye Gelibolu"ya göndermiş. Yarbay Mustafa döneminin en yeteneksiz askeriydi. Tesadüfler ve şansı yaver gitmeseydi, emekli olacak, kahve köşelerinde sürünüp gidecekti.

            Bu sözler bu yazılanlar gerçekten doğru mu? Sözcü gazetesinde çıktığı için doğru olarak kabul etmek zorundayım, değilse yazarın suçu. Yazıldığına göre dinleyicilerden biri bu konuşmayı protesto ederek rektörlüğe durumu bildirmiş ve o herhangi bir yanıt alamamış. Bu konuşmacının anlattıklarına karşılık  bir de M:Kemal"in yumruğu ile ezilmiş bir İngiliz generalinin. onun hakkında yazdıklarına bakalım.Çanakkale kara savaşlarına katılmış, savaşı yakından  görmüş, Albay Mustafa Kemal"in komuta ettiği Türk birlikleri önünde İngiliz yenilgisini yaşamış general Aspinal Oglander"in bütün belgelere dayanarak yazdığı iki ciltlik Çanakkale savaşları ve İngiliz tarihini anlatan kitabındaki, bizim profesörümüzün!! bu anlatımına karşı, Mustafa Kemal hakkındaki bölümden  kısa bir alıntıyı okuyalım:

"Çanakkale"de geleceği elinde tutan komutan, üstün şahıs, M.Kemal"di. Çanakkale muharebelerinde göstermiş olduğu çok yüksek sevk idare, fedakârlık ve feragat, her türlü övgünün üstündedir ve bu konuda ne söylense azdır.

Başlangıçta M.Kemal, Gelibolu"da bir piyade tümeninin başında, harbin sevk ve idaresi bakımından çok dikkati çeken, açık bir deha örneği vermiştir. 25 Nisan"da ,Arıbunu çevresindeki durumu derhal kavramış olmakla, Anzak kolordusunun hedefine erişmemesini. Yenilgisini sağlamıştır. Bu önemli bir sebep olarak İngiliz kuvvetlerinin kıyıda saplanıp kalmalarının ve 9 Ağustosta suvla, Anafarta"lar kesimindeki İngiliz ordusunun iflas ve hezimetinin de başlıca sebebi yine Gazi M.Kemal"den başkası değildir.

M.Kemal Çanakkale savaşlarının kaderinde tek tayin edici rolü oynamış, Çanakkale"nin kaderini tayin etmiştir. Kısacası Gelibolu savaşları bütünüyle M.Kemal"in üstün deha ve  zekasının etkili olduğu bir tarihsel olaydır."(Cumhuriyet Mucizesi II s.441)

Bu adam yalnız Sayın Turgut Özakman"ın Her satırı belgelere dayana ve Çanakkale savaşını adım adım anlatan "Diriliş" kitabını okuyabilseydi. Bunları söylemekten utanırdı. Ama onda utanmak olsaydı kendisini adam yerine koyup dinlemeye gelenlere bu yalanları anlatmazdı.

Bu Adam en yakın tarihini bilmeyen ve tarih konferansı vermeye kalkan kör cahil biri görünüyor. Veya bildiği halde bildiklerini sinsi bir amaç uğruna sahte, yalan dolanlarla gençlerimiz yanıltmak, zehirlemek isteyenlerden. Buna, en yakın tarihini inkar ettiği, bütün dünyanın ve halkımızın saygı duyduğu Gazi Mustafa Kemal Atatürk"ü küçülttüğü için,  vatan hainliği denir.  Eğer gazetenin yazdığı doğru ise böyle birinin nasıl yüzlerce gencimizi zehirlemesine göz yumuyorsunuz?

Ya cahil veya vatan haini olan birini Üniversitenizde nasıl barındırıyorsunuz? Hepinizin o yerlere gelmesi o büyük Gazi Mustafa Kemal Atatürk sayesinde oldu. Bunu kimse unutmasın! Ona bu iftirayı atanlar, Başbakanın dediği gibi mendakka dukka ve ilahi adalet olarak karşılığını göreceklerdir.

                                                                                       Muazzez İlmiye Çığ


----------------- 

Ben o yazı için cemil beye bir ileti gönderdim ve anında karşılığını verdi cevanımı aynen gönderiyorum. Ulaş

TEKZİP METNİ
 
Sözcü gazetesinin 14 Kasım 2010 tarihli nüshasında Sayın Kemal Baytaş"ın yazısında sözü edilen ve Sabancı Üniversitesi"nde yapılan bir konferansta ifadelerimi yansıttığı iddia edilen haber tamamen gerçek dışıdır.  Birinci Dünya Savaşı"nın nedenleri, savaş ve Osmanlı cephelerine ve bu arada Çanakkale ve Gelibolu cephesine ilişkin yaklaşık ikibuçuk saat süren konferasım sırasında bu veya benzer ifadeler kullanılmamıştır. Maalesef bir dinleyicinin anlatılanları tamamen kendisine göre yorumlaması  ve bu yorumları bana ait ifadeler şeklinde yansıtması üzüntü vericidir. Daha da üzüntü verici olan, medyanın bazen hiç araştırma ihtiyacı duymadan, sadece duyumlara dayanarak, bu türden gerçek olmayan ve iftira niteliğinde yazılara yer vermesidir. Maalesef konuşmam tahrif edilerek şahsıma yönelik şiddetli bir saldırı şekline dönüştürülmüştür.


Uzun konferansım sırasında; (a) Gelibolu"nun kara savaşlarını anlattığım son kısımda benim ifademle Yarbay Mustafa Kemal Bey"den söz ettim.. Yani o dönemdeki resmi ünvanından. Tarihçilerin tarihsel dönemde kullanılan isim ve ünvanları kullanmak zorunda olduklarını, bunun tarihçiliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu bilmem açıklamama gerek var mıdır? (b) Atatürk"ün Gelibolu cephesine yeniden atanmasının hikayesini anlatırken de, yeniden fiili askerlik hizmetine dönebilmek için ne kadar çaba harcamak zorunda kaldığını, çünkü Enver Paşa"nın başkomutan olarak ve İttihat Terakki Cemiyeti"nin önde gelenlerinin bu türden bir atamaya siyasi nedenlerle karşı durduğunu anlatmış; sonunda neden orada bulunduğunu bu sürecin sonunda belitmiştim. Kendisinin nasıl önemsiz bir komutanlıkla "ödüllendirildiği"ni anlatmışım. Benim ifadelerim bundan ibarettir. (c) Ardından 24 nisan çarpışmalarından sonra Alman ordu komutanı Sanders"in nasıl olup da takdirini kazandığını ve ilk çarpışmalardan sonra cephe gerisine komutanlıktan alındığında onu koruyup kollayan kişinin de Sanders olduğunu belirtmiştim. Aksi halde, iş Enver Paşa"ya kalsa, belki de emekliye ayrılmak zorunda kalacağını ve ömrünün geri kalanında sivil olarak geçireceğini bir ihtimal olarak zikretmiştim. İfademde Enver Paşa"nın o sıradaki değerlendirmesini aktarmakla yetinmiş, çünkü bundan sonraki siyasal süreçte Enver Paşa ile siyasal mücadelede bunların bilinmesinin tarihi anlamak bakımından önemli olduğunu açıklamış, bunun nasıl askeri ve siyasi bir hakızlık olduğuna dikkat çekmiştim. Yani yeteneksizlik ifadesi bana değil, Enver Paşa"ya aittir. (d) Ayrıca; Çanakkale zaferinin Almanlar tarafından 1930"larda bir Alman zaferi olarak nitelenmeye ve sahip çıkılmaya başlanınca, Almanya ile diplomatik bir kriz patlak verdiğini, bunun üzerine Çanakkale"ye sahip çıkılmaya ve törenlerin başladığını anlattım. Birinci dünya savaşı cephelerinin bundan ibaret olmadığını, aksine pek çok farklı cephede çok sayıda kayıp verildiğini, en son olarak Sarıkamış"ın son yıllarda anılmaya başlandığını örnek vererek anlattım ve diğer kayıplar için de tören yapılmasını gereğinden söz ettim.


Okuyucuların doğru bilgilendirilmesinin ise ahlaki bir zorunluluk ve görev olduğu kanısındayım.
Saygılarımla
Prof. Dr. Cemil Koçak
Sabancı Üniversitesi
Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 21.711
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
İşte eş başkana uygun Prof, Cemil Koçak
« Yanıtla #5 : Aralık 15, 2010, 01:46:37 ÖS »
1921 Anayasası
Taha Akyol"un konukları;Alev Coşkun,Prof.Dr.Cemil Koçak konuşmacı olarak katılıyor.
<a href="http://www.dailymotion.com/video/xez12v" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">1921 Anayasası</a>

------
1921 Vilayetlerin Özerkliği
Taha Akyol"un konukları;Alev Coşkun,Prof.Dr.Cemil Koçak konuşmacı olarak katılıyor.
<a href="http://www.dailymotion.com/video/xez1oo" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">1921 Vilayetlerin Özerkliği</a>

-------
1924 Anayasası
<a href="http://www.dailymotion.com/video/xez3b0" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">1924 Anayasası</a>

-------
1924 Anayasada Türk kavramı
Taha Akyol"un konukları;Alev Coşkun,Prof.Dr.Cemil Koçak konuşmacı olarak katılıyor.
<a href="http://www.dailymotion.com/video/xez3t7" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">1924 Anayasada Türk kavramı</a>

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 21.711
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Eş başkanlar, Haçlı savunucuları, iş birlikçilikçiler.
« Yanıtla #6 : Aralık 15, 2010, 01:51:10 ÖS »
TBMM 1 nolu kanun
<a href="http://www.dailymotion.com/video/xezam3" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">TBMM 1 nolu kanun</a>

---------
Prof.Dr.Cemil Koçak
1924 AnayasasıTaha Akyol"un konukları;Alev Coşkun,Prof.Dr.Cemil Koçak konuşmacı olarak katılıyor.
<a href="http://www.dailymotion.com/video/xez3xv" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">Prof.Dr.Cemil Koçak 1924 Anayasası</a>

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 21.711
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Kimdir bu Ayşe Maya Arakon?
« Yanıtla #7 : Aralık 15, 2010, 01:55:12 ÖS »
Bunlardan bir, iki tane değil ki.
Hangi birini anlamaya çalışacağız kafamızı ütülüyorlar.
 
Bir örnekte ben vereyim.
 
Kimdir bu Ayşe Maya Arakon?
Tekel direnişi ve monarşist iktidar
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=11056.0
--------
Ermenilerden özür dileyen Ayşe Maya Arakon,şimdi de pkk"dan mı özür dileyeceksin?
http://ahmetdursun374.blogcu.com/maya-arakon-pkk-temsilcisi-mi/8270952
--------
Ayşe Maya Arakon PKK temsilcisi mi?
http://ahmetdursun374.blogcu.com/maya-arakon-pkk-temsilcisi-mi/8276130

***

Atatürk 'Kürtlere özerklik verilecek' dedi.

Cemil Koçak

Tarih Kurumu, Atatürk'ün Kürtlerle ilgili 1923'teki sözlerini sansürledi. Atatürk'ün 25'e dek Türk tanımı yoktu. Atatürk, Türkiye halkı diyordu çok defa. Kanunlarda da bu böyleydi
Atatürk, hocalarla dua ederek, besmeleyle, kurbanla Meclis'i açtı. Meclis, Osmanlı'da böyle hiç açılmadı. Atatürk, Meclis'i bugün böyle açsaydı, irtica denirdi buna
Anadolu çok büyük işgal yaşamadı. Kurtuluş Savaşı üç yıl sürdü, şehit-yaralı 30 bin zaiyatımız oldu. Bu, Cumhuriyet'in meşruiyeti için pırıltılı hale getirildi

13/11/2006
NEŞE DÜZEL

NEDEN? Cemil Koçak
Geçenlerde, Taner Akçam'ın Ermeni sorunuyla ilgili yazdığı son kitabında yer alan Atatürk'ün bir sözü çok tartışıldı. Atatürk'e ait bu sözlerin Meclis kayıtlarında bulunamadığı ileri sürüldü. Aynı günlerde Türk Tarih Kurumu'nun Atatürk'ün dinle ilgili bazı sözlerini sansür ettiği basına yansıdı. Bu, anlaşılması çok zor bir çelişkiydi. Cumhuriyetimizin kurucusu olan ve devletin bütün kurumlarıyla 'ilkelerine' bağlı olduğu Ulu Önder'in sözleri yine devlet tarafından sansür ediliyordu. Devletin bazı kurumları niye Atatürk'ün bazı sözlerini sansür ediyordu? Saklanmaya çalışılan neydi? Niye yakın tarihimiz hep böyle sırlarla doluydu? Yakın dönem siyasi tarih üzerine çalışan Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Cemil Koçak'la Cumhuriyet dönemini, bu dönemin sırlarını, Atatürk'ün kişiliğini, devletle Atatürk'ün ilişkilerini ve bugünkü durumu konuştuk.

Geçen gün tuhaf bir gerçek ortaya çıktı. Taner Akçam, Ermeni sorunuyla ilgili yazdığı kitaba, Atatürk'ün 'Utanç verici olay' diye bir sözünü başlık almıştı. Atatürk'ün bu konuşmayı Meclis'in gizli oturumunda yaptığı da söylendi... Bu konuşmanın Meclis zabıtlarında sansürlendiği de söylendi... Hangi görüş doğru?
Atatürk, 24 Nisan'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışı nedeniyle yaptığı ilk Meclis konuşmasında bu sözü söyledi. Atatürk, bu sözün geçtiği bölümde, 'Karşıtlarımız (İtilaf devletleri) bize tehditte bulunuyorlar. Memleket dahilinde katliam yapılmamasını istiyorlar. Bu iddia geçersizdir... Memleketimizin hangi kıtasında Ermenilere karşı katliam yapılmıştır veya yapılmaktadır' diyor. Ve hemen sonra da, ekliyor. 'Harbi Umumiye'nin (Birinci Dünya Savaşı'nın) başlangıç safhalarından bahsetmek istemem. Zaten İtilaf devletlerinin bahsettikleri de bittabi maziye ait fazahat' diyor.
'Fazahat' ın anlamı nedir?
Kaynak Yayınları'na göre 'fazahat'ın Türkçesi, 'utanç verici işler, alçaklık' tır. Dolayısıyla Atatürk, Ermeni olaylarıyla ilgili olarak 'utanç verici işler' diyor. 'Bugün böyle bir olay yok ama, dün vardı. 1915'te utanç verici bir şey olmuştur ve İtilaf devletleri de zaten bugünden değil; geçmişe ait utanç verici, alçakça işlerden bahsediyor' diyor.
Peki Atatürk'ün bazı sözleri toplumdan bilinçli bir şekilde saklanmış olabilir mi?
Şu olabilir. Atatürk'ün bazı sözleri, konjonktüre uygun düşmeyebilir. Biz, Atatürk'ü 'büyük devlet adamı, büyük kumandan, ulu önder' sıfıtlarıyla anıyoruz. Oysa en önemli özelliği olan siyasetçi tarafını unutuyoruz.. İsmet Paşa, 'Atatürk'ün siyasetçiliği kumandanlığından üstündür' diyor. Gerçekten Atatürk öngörüsü yüksek olan çok iyi bir siyasetçi. Ve bir siyasetçi, yerine ve zamanına göre aynı konuda farklı şeyler söyleyebilir, kurduğu ittifakları değiştirebilir. Bu, siyasetin doğasında var. Atatürk'ün de farklı zamanlarda aynı konuda farklı görüşleri var.
Hangi konular bunlar?
Mesela Atatürk'e Osmanlı devletinin Birinci Dünya Savaşı'na girmesi hakkında ne düşünüyorsunuz diye soruyorlar. 1919'da sorduklarında 'Savaşa girilmemesi diye bir ihtimal yoktu' diyor. Çünkü Atatürk o zaman İttihatçı'larla birlikte davranmak zorundaydı ve onları koruyor. Zaman geçiyor, Cumhuriyet kuruluyor. Aynı soru yine soruluyor. İttihatçılar için,'Bunlar cahildir. Birinci Dünya Savaşı'na girip memleketin altını üstüne getirdiler' diyor. Atatürk'ün Sovyetler Birliği'yle ilişkisini ve sözlerini alın, emperyalizme ve kapitalizme karşı çıkan çok Bolşevik Che Guevera tarzı bir Atatürk kurabilirsiniz kafanızda. Ama aynı Atatürk camiden çıkıp Meclis'i açıyor. Hocalarla birlikte dua ederek kurbanlarla, besmelelerle Meclis'i açıyor. Meclis Osmanlı'da böyle hiç açılmadı.
Atatürk bugün Meclis'i böyle açabilir miydi? Açsaydı ne olurdu?
İrtica denirdi buna. Atatürk siyasetçi olarak böyle yapmak zorunda olduğunu düşündü. Çünkü o dönemde İslami bir dayanışmaya ihtiyacı vardı.
Atatürk'ün dinle ilgili sözlerinin de Türk Tarih Kurumu tarafından sansür edildiğini okudum gazetelerde. Bu mümkün mü?
Mümkün. Atatürk'ün meşhur Medeni Bilgiler kitabındaki dinle ilgili bazı sözleri sansürlenmiş. Atatürk bu kitabında, 'İslam Arapların dinidir... Biz ise Türküz... İslam bizi geriletti... Bizden uzak dursun' havasında bir söz ediyor. 1930'larda söylenmiş bir söz bu. Bizim için hangi Atatürk geçerli, bunu söyleyen Atatürk mü, Meclis'i duayla açan Atatürk mü? Atatürk gidip camide halka hutbe de okuyor. Balıkesir'de bir camide konuşuyor. Yapacaklarını, İslam da bunları emrediyor diye anlatıyor. Atatürk ondan sonra hiç camiye gitmiş mi? Gitmemiş.
Bir yandan devlet bütün kurumlarıyla Atatürkçü, bir yandan devletin kurumları Atatürk'ün sözlerini sansürleyip saklıyor. Bu çelişki nereden kaynaklanıyor?
Çünkü farklı konjontürlerde farklı Atatürkçülük versiyonları var. Herkesin kendine göre içini doldurabileceği boş bir kutudan bahsediyoruz. Atatürk'ün aynı konuda farklı yaklaşımları var. Eğer Atatürk'ün siyasetçi olarak söylediği bir söz, o günkü konjonktüre uymuyorsa sansür ediliyor.
Atatürkçülük, Atatürk'ün ölümünden sonra mı ortaya çıktı?
Aslında Atatürkçülük diye bir şey yok. Atatürk var. Atatürkçülük diye bir ideoloji hiçbir zaman olmadı. Atatürk'ün aklından bir ideolojik paket hazırlamak hiç geçmedi. Atatürk'ün siyaseti, duruma göre hareket etmek oldu. Mesela iktisat siyasetinde, özel sektör de devletçilik de arka arkaya denendi. Atatürkçülük bir pragmatizmdir. Dolayısıyla biz bunu söyledik, angaje olduk, bu programın dışına çıkamayız gibi teorik bir platformdan tamamen uzak bir sistemdir. Kazanmak için gereken neyse o yapılır. Gerekirse ittifaklar kurulur ve bozulur. Mesela Türk Tarih Kurumu, Atatürk'le ilgili başka şeyler de sansür etti.
TTK başka neyi sansürledi?
Atatürk'ün 1923'te İzmit'te basın mensuplarıyla yaptığı çok uzun bir görüşme var. Atatürk orada Kürt meselesine değiniyor. 1960'larda Atatürk'ün söylev ve demeçleri toplanırken, o tarihte gazetelerde yayımlanmış olan konuşmasının bu bölümü çıkarılıyor. O konuşmasında Atatürk, Milli Mücadele'nin başında da, Teşkilat-ı Esasiye'de de olduğu gibi 'Kürtlere yerel özerklik, otonomi ya da ona benzer bir şey verilecek' diyor. Zaten 'Türk milleti' ve 'Bu memlekette Türkler yaşar' tanımlaması da 1925'teki Şeyh Sait isyanından sonra ortaya çıkıyor.
Niye?
Şeyh Sait isyanı dönüm noktasıdır. Bu isyanın ikili bir yüzü var. Kürtler hem Cumhuriyet'in reformlarına karşı ayaklanıyorlar, hem de bir Kürt milliyetçiliği ayaklanmasını gerçekleştiriyorlar. 1925'e dek Atatürk Meclis'teki konuşmalarında, 'Türk, Kürt, Çerkez hepimiz İslam'ın unsurlarını oluşturuyoruz' diyor. 1925'ten sonra ise 'Türkiye'de yaşayan herkes Türk milletidir, herkes Türktür. Cumhuriyet'i Türkler kurdu' deniyor. Yani, 'Herkes kendine Türk diyecek ve Türkçe konuşacak' deniyor. Oysa Atatürk'ün 1925'e kadar bir Türk tanımı yoktu. Kanunlarda da Türk tanımı yoktu, çoğu zaman 'Türkiye halkı' diye geçiyordu ve Atatürk de çok defa böyle diyordu.
Atatürk Kürtlerle yapmış olduğu ittifakı bozdu mu?
Şeyh Sait ayaklanmasının temel nedeni, bu ittifakın bozulmasıdır zaten. Bu ittifakın bozulmasına tepkidir ayaklanma. Kürtleri yanına alarak verdiği Milli Mücadele'yi başarıyla sonuçlandırdıktan sonra Atatürk, bir siyasetçi olarak Kürtlerin desteğine ihtiyacı kalmadığını düşündü. Bu ittifakı, ileride yapmak istediklerine engel olarak görmeye başladı ve muhtemelen de kafasında nihai hedef olarak Kürtlere özerklik vermek gibi bir şey yoktu. Onun nihai hedefi bizim bugün anladığımız üniter devletti. Aslında Atatürk'ün Kürt sorununa bakışı, bugünkü resmi politikadan farklı değildi.
Eğer her dönem konjonktüre uygun farklı bir Atatürkçülük varsa, bugünkü Atatürkçülük nedir?
Bugün Atatürkçülerin dile getirdiği bir 'cumhuriyet ilkesi' var. Oysa cumhuriyetçilik, devlet başkanının hanedan üyesi olmayıp, bir şekilde seçimle gelmiş olmasından ibaret bir yönetim şeklidir. Yani saltanata son vermektir. Cumhuriyeti bu şekilde tanımlarsanız, 'cumhuriyetçi' olmanın manası pek yok. Ama bizde bir de 'cumhuriyetin temel ilkeleri, değerleri' diye bir lakırdı var. Cumhuriyetin içi, kendisiyle ilgili olmayan laiklik meselesiyle doldurulmaya çalışılıyor. Aslında Atatürkçülük, laiklik meselesidir. Bugün Atatürkçülük'ten geriye ne kaldı derseniz, laiklik meselesi kaldı. Atatürkçülüğün içinde demokratik bir mesele hiç yok.
Atatürkçülük'te niye demokrasi yok peki?
Aslında demokrasi ve laiklik ayrılamaz. Laiklik demokrasi için ne kadar gerekliyse, demokrasi de laiklik için o kadar gereklidir. Atatürk hayatı boyunca aslında özgür aklı vurguluyor. İslam'ın getirdiği zihniyet dünyasını, dinin sosyal baskısını yıkmadan, insanların özgür bir akla sahip olmasının mümkün olamayacağını ve din hâkimiyetini yok etmeden demokra-tik bir düzenin kurulamayacağını düşünüyor. Dinin insanlar üzerindeki baskısının ancak otoriter bir düzende ortadan kaldırabileceğine inanıyor. Atatürkçülük esas itibarıyla budur ve tipik bir aydınlanma felsefesidir. Atatürkçülük siyasi felsefe olarak otoriterliğin dışında asla tanımlanamaz.
Atatürkçülük çağdaş demokrasiye izin verir mi?
Korkarım vermez.
Bugünkü Atatürkçülük'le, Atatürk'ün gerçek kimliği ve sözleri ne kadar örtüşüyor?
Atatürkçülük, Atatürk'e çok haksızlık ediyor. Atatürk böyle ayet düzeyinde birtakım sözlerden ibaret bir insan değil. Onun Birinci Meclis'te milli mücadeleye yön verebilmek ve insanları ikna edebilmek için yaptığı konuşmalar çok önemli. Çok akıllı, öngörü sahibi, kararlı iyi bir siyasetçi Atatürk. Eğilip bükülmüyor mu? Evet eğilip bükülüyor. İnanılmaz bir eğilip bükülmesi var, esnekliği çok yüksek Atatürk'ün. Atatürk iyi bir siyasetçi. Ama biz Atatürk'ü bizim yaptıklarımızı yapmayan insan üstü bir varlık, bir süpermen olarak düşünüyoruz.
Atatürk'ün pek çok sözü niye topluma yansıtılmıyor?
'Nutuk' dahil, Atatürk'ün yaptığı konuşmaların geniş kesimlerce okunduğunu söyleyemeyiz. Biz, Atatürk'ün söylediklerini, 'İstikbal göklerdedir. Hayatta en hakiki mürşit ilimdir' gibi, 'ayetler' tarzında biliyoruz. Mesela 'Nutuk', yıllardır en çok basılan kitaptır. Bir üniversite mezununun önüne koysanız, ne anlattığını anlatamaz. Çünkü 'Nutuk'u tam anlayamaz.
Niye? 'Nutuk' o kadar anlaşılmaz mı? Biz yakın tarihimizi 'Nutuk'tan öğrenemez miyiz?
Öğrenemeyiz. 'Nutuk' sekiz yıllık bir otobiyografidir. Atatürk 'Nutuk'ta, 1919'da Samsun'dan başlayarak 1927'ye kadar geçen sekiz yıllık hadiseleri, sadece kendi açısından anlatıyor. 'Nutuk', sadece telgrafnamelerden kurulu bir metindir. 'Nutuk'u profesyonel tarihçinin dışında kimsenin anlaması mümkün değlidir. Ortalama bir vatandaş 'Nutuk'tan bir sonuç çıkaramaz. Bu yüzden biz 'Nutuk'un 'Ey Türk Gençliği' diye başlayan sadece son satırlarını biliyoruz ve onu da 'ayet' gibi asıyoruz.
Tarihçiler geçmişte ne olduğunu araştırmakta zorlanıyorlar mı?
Arşivlerin hepsini kilitli bir dolaba koysanız da, yakın tarihle ilgili yeterince malzeme var. Yazılmış kitapları, o gün basılmış gazeteleri profesyonel bir gözle okursanız, yakın tarihte ne olduğu anlaşılıyor. Mesela Milli Mücadele yıllarının gazetelerine bakıyorsunuz, İstanbul'da işgal altında çıkan gazeteler Mustafa Kemal'i alkışlıyor, Anadolu hareketini destekliyor. Yayımladıkları karikatürlerde Yunan subaylarıyla, diğer yabancı askerlerle dalga geçiliyor. Normal koşullarda işgal altında bunlar mümkün değildir.
Peki nasıl olabiliyor bu?
Demek ki o kadar da bir işgal yok. Eğer hakiki bir işgal olsa, insana nefes aldırmazlar. Anadolu çok büyük bir işgal yaşamadı. İşgal asıl Güneydoğu'da Fransızlar tarafından Gaziantep, Kahramanmaraş ve Urfa'da yaşandı. Batı Anadolu'da da Yunan işgaline karşı savaşıldı. İtalyanlar ve İngilizler geldi ama hiç savaşmadık. Birinci Dünya Savaşı'nın galipleri İstanbul'a yüz bin kişilik orduyla geldiler ama, İstanbul'da Kartal'dan öteye geçmediler. Kaltal'dan sonrası Kuvayi Milliye'den soruluyordu. Çünkü onların Osmanlı devletini tamamen ortadan kaldırma niyetleri yoktu. Zaten İngilizler Musul ve Kerkük'ü almıştı. Anadolu'yla ilgilenecek durumda değillerdi. Çünkü kuzeyde Rusya'da Bolşevikler bambaşka bir sistem kuruyordu. Asıl hedefleri Rusya'ydı. Rusya daha büyük tehditti ve oraya asker göndermek istiyorlardı.
Biz Kurtuluş Savaşı'nı kime karşı yaptık?
Mücadelenin ana hattı, batıda Yunanistan'ın ittirilmesi, doğuda da Ermenistan'ın ittirilmesidir. Kazım Karakarabekir'in ordusu doğuda Ermenilerle savaştı. Osmanlı Ermenileri değil bunlar. Rusya'da Bolşeviklerle de savaşan Beyaz ordu taraftarı Menşevik Ermeniler bunlar. Doğu Anadolu'yu istiyorlardı. Türk ordusu Güneyde Fransızlarla, batıda da yüz binin üzerindeki Yunan askeriyle savaştı. İngilizlerin Musul ve Kerkük'ü alması üzerine Fransızlar da hiç olmazsa güneydoğuda bir yer edinmeye çalışıyordu. Kurtuluş Savaşı üç yıl sürdü ve şehit-yaralı toplam 30 bin kişilik zaiyatımız oldu. Kurtuluş Savaşı'nın pırıltılı hale getirilmesinin nedeni, Cumhuriyet'e ve Cumhuriyet'le birlikte yapılanlara bir meşruiyet kazandırmak içindir.
Toplum yakın geçmişin gerçeklerini öğrenirse çok mu şaşırır?
Şaşırır fakat çok rahatlar. Bu toplum rahatlamaya ihtiyacı olan bir toplum.
Toplumdan saklanan sırların kaynağında İttihatçılar mı var? Onları mı korumaya çalışıyoruz?
Cumhuriyeti kuran kadronun İttihatçı olmasının da payı var tabii. Normalde cumhuriyetçilerin Osmanlı saltanatında olan her şeyi suçlaması gerekirken, savunmak durumunda kalıyorlar. Çünkü İttihatçılar, geçmişlerini silip atamıyorlar. Çünkü Cumhuriyet bir kopuş değil, bir geçiş aslında. Fransız ihtilalindeki gibi gelenler gidenleri giyotinle kesmiş olsalardı, önceki dönemle bir kopuş olurdu. O zaman Enver Paşa, Sarıkamış'ta ölen 90 bin asker için 90 bin kere didiklenirdi. Ama durum öyle değil. Enver Paşa'nın yaveri, Cumhuriyet'te Atatürk'ün yaveri. Yaverler düzeyinde bir devamlılığı var işin. Aynı kadro, aynı zihniyet Cumhuriyeti devam ettiriyor. İşte o zaman da rejim değişikliği olmuyor, iktidar değişikliği oluyor.
Osmanoğulları'nın saltanatı bitiyor, Cumhuriyet kuruluyor. İttihat Terakki Partisi isim değiştiriyor ve ittihatçılar Cumhuriyet Halk Partisi oluyor. İttihatçılar Osmanlı'yı batırıyorlar ama Cumhuriyeti de kuruyorlar.
Osmanlı'nın son döneminde yaşanan acı olayları gizlemenin nedeni de, Cumhuriyeti kuran kadronun İttihatçı olması mı?
Evet. Kopuş olmadığı için, Ermeni katliamı da bu yüzden tartışılamıyor.
1915'teki olayları siz tarihçi olarak nasıl tanımlıyorsunuz?
Ben eskiden de 1915 olaylarına katliam derdim hâlâ öyle diyorum. Tapu kayıtları, bu meselenin özüne ilişkin bilgi kaynağıdır. Çünkü 1915 çok sayıda Ermeninin öldürülmesiyle sınırlı değildir. Aynı zamanda büyük miktarda servet de el değiştirdi. Ne boyutta servet değişimi olduğu, Müslümanlara ne boyutta mülk devri gerçekleştiği anlatımdan çıkmaz. Bu ancak tapu kayıtlarından okunabilir. Yaklaşık bir milyon Ermeni yerinden alınıyor ve bir daha dönmüyor. O bağlara, bahçelere, dükkânlara, işyerlerine birileri sahip oluyor. Tapu kayıtlarında bu ortaya çıkıyor. 1915'ten 18'e kadar ki tapu kayıtlarından Ermenilerin o sıradaki mülk toplamı ve bunların kimlere geçtiği rahatlıkla görülebilir. Bunun ortaya çıkmasından çekiniliyor...

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=204424

***

Atatürk ve Kürtler. (ÖZEL DOSYA-1)
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1526.0

ABD EMPERYALİZMİNİN BİR ALETİ OLARAK FETHULLAH GÜLEN ÖRGÜTÜ
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1457.0

AKP, MUSTAFA KEMAL'E 4 ELLE SARILACAK, HAZIRLIKLAR TAMAM.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=20084.0

Ayetleri İspat edin, Atatürk'ü tarihe gömeyim.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=17515.0

Namussuzluk diz boyu ama millet hamd ediyor.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=20436.0

Mustafa Kemal'in Seccadesi!
www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7165.0

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 21.711
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
MILLENIUM CHALLENGE
« Yanıtla #8 : Aralık 15, 2010, 02:11:28 ÖS »
Hafızalara yeniden tazeleme yapalım.

Her şey 1991 yılı başında ABD"nin Körfez saldırısıyla başladı.
 
ABD, Bağdat"a yürümedi.
 
Bunun yerine Irak"ın kuzeyinde bir Kürt isyanı kışkırttı.
 
Arkasından, Irak Ordusunun 36. enlemin kuzeyine geçmesini önleyerek buradaki Kürt oluşumunu güvence altına aldı.

ABD"nin planı şuydu:
Önce Kuzey Irak"ta bir Kürt Devleti kurmak ve sağlamlaştırmak, sonra Irak"ı tümüyle işgal etmek.
 
Kuzey Irak"taki yeni devleti Türkiye"nin güneydoğusu, Suriye"nin doğusu ve İran"ın batısından koparacağı parçalarla birleştirerek Büyük Kürdistan"ı, yani ikinci İsrail"i kurmak.
 
Bu projenin ismini biliyorsunuz:
Büyük Ortadoğu Projesi (Cumhurbaşkanı ve Başbakanımız bu projenin resmi eş başkanlarıdır)

Türkiye"deki bütün hükümetler, İncirlik"e yerleşen Çekiç Güç"ün görev süresini uzatarak ABD"nin Kuzey Irak"taki Kürt oluşumunu desteklemesine yardımcı oldular.
 
TSK, bu süreçte Kuzey Irak"taki oluşum üzerinden Türkiye"nin bölünme tehlikesini erken algıladı ve  ABD ile karşı karşıya gelinmesinin kaçınılmaz olduğunu da farketti.
 
İlk Olay:
Torumtay"ın istifası
 
Özal"ın, "kuzeyden Irak"a girme" emrini uygulamamak için Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay istifa etti.
 
Böylece TSK, Amerikan planlarında rol almaya direneceğinin ilk işaretini vermiş oldu.
 
O andan itibaren TSK"ya karşı ABD "tetik" düşürmeye karar verdi.
 
"Ergenekon" tertibinin planlanmaya başlanması, o zamandır. 

Sovyet tehditine karşı kurulmuş olan Özel Harp Dairesi (ÖHD) Amerikan güdümündedir ve Sovyetler yıkıldığı için tehlike ortadan kalkmıştır.
 
Şimdi tehdit, Kuzey Irak"taki ABD varlığından gelmektedir, dolayısıyla, "ABD güdümündeki" ÖHD, "ABD"den gelen bir tehdide karşı" kullanılamaz.
 
Geçmişteki kontrgerilla eleştirileri TSK"da zaten belli bir rahatsızlık yaratmıştı.
 
Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, ÖHD"i yeniden örgütledi, ismini Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) olarak değiştirdi.
 
Yıl 1991.
ÖKK"nın PKK"yı hedef alması ve Kuzey Irak"ta kurulan devlete karşı tavır alması, Amerikan denetiminden kurtulma çabasının başlangıcıdır.
 
"Tugay" düzeyindeki ÖKK, "tümen" düzeyine çıkarıldı.
 
Ankara"da ÖKK için yeni bir eğitim tesisi yapımına başlandı ama ABD bundan çok rahatsız oldu, "kullandığı" pek çok kişi aracılığıyla,
tesis inşaatında yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla mesnetsiz davalar açılmasını sağladı, ÖKK eğitim tesislerinin yapılmasını uzun süre felce uğrattı.

ABD"nin Kuzey Irak"taki planlarını bozan bir planı uygulamakta olan Org. Eşref Bitlis,Amerikan Çekiç Güç helikopterlerinin PKK"ya silah ve malzeme attığını saptadı ve bunu bildirdi.

Org. Eşref Bitlis, Jandarma Genel Komutanı olarak,Amerika"nın Türkiye"nin toprak bütünlüğünü hedef aldığını gördüğü, bu tehlikeyi önlemek amaçlı,
savunmaya yönelik bir strateji geliştirdiği için Amerika tarafından derhal "hedef"e seçildi.
 
Org. Bitlis helikopterle Kuzey Irak"a giderken, bu yolculuk önceden ABD"ye haber verilmiş olmasına rağmen iki Amerikan savaş jeti yakın uçuş yaparak oluşturdukları vakumla helikopteri düşürmeye çalıştılar ama deneyimli helikopter pilotunun dalış manevrasıyla bu girişim sonuç vermedi.
 
Bu saldırıdan hemen sonra telsizle Amerikalılara
helikopterde orgeneralimiz olduğu tekrar bildirildi ama Amerikan savaş jetleri saldırıyı tekrarladılar.
 
Helikopter pilotu büyük bir çabayla yeniden dağların arasındaki derin vadilere dalarak kurtulmayı başardı.
 
CIA tarihinin en önemli suikastlarından birisi 17 Şubat 1993 günü gerçekleşti:
 
Uçağına yapılan sabotaj sonucunda Org. Bitlis şehit edildi.

Ağustos 1994"de Genelkurmay Başkanı olan İsmail Hakkı Karadayı döneminde Eşref Bitlis Planı "uygulandı" ve Kuzey Irak"a Çelik Harekatı yapıldı.
 
35 bin Mehmetçik Mart 1995"de Kuzey Irak"a girdi.
 
Kuzey Irak"a giren TSK, ABD"nin "egemenlik alanı"na da girmiş oldu. 
 
Bölge ABD ordusunun işgali altındaydı.
 
ABD"nin Foreign Affairs, Foreign Reports, Mediterranean Quarterly ve Joint Forces Quarterly gibi "yarı-resmi" organlarında "Türk komutanlar hizadan çıktı","Türk Ordusu ABD-Türkiye ilişkilerini bozuyor" türünden görüşlere yer vermeye başladılar.
 
Çelik Harekatı öncesinde CIA"nın Moskova İstasyon Şefinin CNN televizyonunda Türkiye"nin ""karışacağını" dünyaya şöyle ilan etti:
"Önümüzdeki dönemde dünyanın en çok karışacak ülkesi Türkiye"dir.
Şu anda Türkiye, gizli servislerin gündeminde ilk sıraya yerleşmiştir."
 
Gazi Mahallesi olaylarından birkaç gün önce, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Holbrooke, Türkiye"nin Kuzey Irak sınırında yaptığı yığınağı durdurmak istediklerini şu "ifadelerle" belirtti:
 
"Kuzey Irak sınırına asker yığıyorsunuz.
Önümüzdeki günlerde terör olaylarının artma ihtimali var.
Oraya yapacağınız bir harekatta dikkatli olmanızı  tavsiye ederim".
 
CIA Şefinin ve Holbrook"un

 "haber verdiği gibi",12 Mart 1995 gecesi İstanbul"da Gazi Mahallesi olayları başladı.
 
TSK bu tehditi önemsemedi ve Çelik Harekatı yapıldı.
 
NATO tarafından, üye ülkeleri komünizmden korumak için kurulan kontrgerilla (diğer adları Gladio ve SÜPER NATO) örgütleri, İtalyan savcının ispatladığı gibi, CIA tarafından yönetiliyordu ve esas görevleri bu ülkelerdeki hükümetlerin ABD kontrolünden çıkmalarını önlemekti.
 
Türkiye"de ÖHD de kontrgerilla ile bağlantılıydı.
 
1991 yılında Özel Harp Dairesi"nin Özel Kuvvetler Komutanlığına (ÖKK) dönüştürülmesi aslında bir "ulusallaştırmaydı". 
 
ABD bu kuruluştan dışlanıyor ve hedef, Kuzey Irak"tan yöneltilen tehdite karşı mücadele olarak tanımlanıyordu.
 
ABD, "kontrgerilla yapılanmasında TSK yerine polisi koyma" denemesine girişti.
 
1973"den beri İçişleri Bakanlığı içinde örgütlenen "İslamcı Cunta", artık "Fethullahçı Gladio" olarak kontrgerilla içinde TSK"dan boşalan yeri alıyordu.
 "Fethullahçı Gladio"nun ilk büyük organizasyonu da 1995 Gazi olaylarıdır.
 
ABD ordusu, özellikle Çekiç Güç, Irak"ın kuzeyinde 7500 "CIA Peşmergesi"nden oluşan bir askeri güç örgütlemişti.
 
Eylül 1996"da, Eşref Bitlis Planı gereğince Barzani, Türk Genelkurmayının yönlendirmesi sonucu Saddam yönetimiyle işbirliği yaparak CIA Peşmergelerini dağıttı.
 
200"e yakın ölü veren CIA Peşmergeleri, ABD tarafından Guam Adası"na taşındı.
 
ABD kaynakları, bu harekatı "ABD"nin Vietnam"dan sonraki en büyük yenilgisi" olarak değerlendirdi.
 
Bu harekattan 20 gün önce bir tuğgeneral, Aydınlık dergisine bir demeç vererek Eşref Bitlis"in uçağının ABD"ye bağlı Gladio görevlileri tarafından düşürüldüğünü açıkladı ve dergi de 25 Ağustos 1996 tarihli sayısında bu haberi yayınladı.
 
TSK, Çelik Harekatını Başbakan Çiller"e haber vermeden gerçekleştirmişti çünkü Çiller"in ABD"ye "örgütsel" bağlılığı TSK tarafından biliniyordu.

28 Şubat harekatının en önemli başarısı, Fethullah Hocaya indirdiği darbe oldu.
 
Fethullah Hoca kaçıp ABD"ye yerleşti.
 
Mayıs 1997 YAŞ toplantısında "160 subayın irtica bağlantısı nedeniyle ordudan atılması", başbakan Erbakan"a onaylaması için " dayatıldı".
 
Bu uygulama, ordu içindeki Gladio"yu, yani ABD görevlilerini temizlemek anlamına geliyordu çünkü kontrgerilla, artık "Fethullahçı Gladio"ydu.
 
28 Şubat kadrosu içinde "ABD"nin Truva Atı" olan bir de general vardı:
 
Çevik Bir.
 
Çevik Paşa da hemen sonra TSK tarafından sessizce tasfiye edildi ve sadece bu nedenle bile, "İrtica", 2002 yılı sonuna kadar iktidara el koyamadı.

1994-1998 arasında genelkurmay başkanı olan Org. Karadayı şunları yaptı:
 
ABD ve NATO yuvalanmasını, yani kontrgerillayı genelkurmay karargahından çıkardı.
 
Özel Kuvvetlerin ulusal amaçlar için kullanılmasına yönelik önlemleri geliştirdi.
 
Özel Harp subaylarımızın Çin"in Uygur bölgesinde ve Çeçenistan"da "kullanılmasına" engel oldu.
 
1998 yılında genelkurmay başkanı olan Org. Kıvrıkoğlu, ABD"nin bölge ülkeleri için tehdit oluşturduğunu "açık bir dille" belirtti.
 
Kıvrıkoğlu, Washington ziyaretini iptal etti ve NATO döneminde "ABD"yi ziyaret etmeyen ilk ve tek Genelkurmay Başkanı" olarak tarihe geçti.
 
Kıvrıkoğlu, "28 Şubat"ı BİN YIL sürdürmeye kararlıyız" diyen  komutandı.
 
Demek istediği aslında, "ABD tehdidine karşı, bin yıl da sürse direnilecek" olduğuydu.
 
Mesajı alan ABD, aynı sözcüklerle yanıt verdi:

BİN YILIN MEYDAN OKUMASI (MILLENIUM CHALLENGE 2002) !
 

ABD, "bu" isim altında, 24 Temmuz 2002"de Nevada çölünde Türkiye"yi işgal tatbikatı yaparak "gözdağı" verdi.
 
Bu, "ABD tarihinin" en büyük askeri tatbikatıydı.
 
ABD"nin yarı resmi ajansı olan ASSOCIATED PRESS, "tatbikatın Türkiye"yi işgal senaryosu üzerine kurulu olduğunu" açık açık yazdı.
 
Tatbikat senaryosu alabildiğine ilginçti.
 
Assoc. Press"e göre, tatbikatın resmi senaryosu şu şekildeydi:
 
Türkiye"de bir "deprem" oluyor (!) ve TSK, "karışıklığı önlemek için" yönetime el koyuyordu.
 
Bunun üzerine ABD Deniz Kuvvetleri önce Kıbrıs"ı kuşatıyor ve "96 saat içinde" "hedef ülkeyi" işgal ediyordu.
 
"96 saat", TSK"nın bir dış saldırıya karşı hazırlanması için gerekli olan minimal süredir ve bu süre, TSK tarafından "kozmik sır" düzeyinde saklanıyordu (saklandığı "sanılıyordu").
 
Tatbikatta işgal süresi olarak "96 saat" seçilerek, "hedef ülkenin Türkiye olduğu", "anlayan kişilere" anlatılıyordu...
 
O dönemde Dışişleri Bakanı olan Gül, 2 Nisan 2003 günü ABD Dışişleri Bakanı Powell ile Ankara"da 2 sayfa 9 maddelik bir "gizli anlaşma" yaptığını itiraf etti.
 
Gül, anlaşma içeriğini "açıklayamayacağını", "gizli olduğunu" söyledi.
 
13 Temmuz 2003"de Doğu Perinçek bu gizli anlaşmanın maddelerini açıkladı.
 
Birinci madde:
"TSK ve ÖKK 4 ay içinde Kuzey Irak"tan çekilecek" şeklindeydi.

Gül"ün yaptığı bu gizli anlaşmadan 3 ay sonra, ABD ordusu "Türk askerinin başına çuval geçirdi".
 
"Çuval geçirme" eylemi, gizli anlaşmanın uygulanması için bir "ihtar"dı.
 
Başbakanımızın o günlerde kullandığı "Müzik notası" vecizesi, yine, "anlaşmanın uygulanması gerektiğine" ilişkin TSK"ya yönelik bir uyarıydı.
 
"Biz anlaşma yaptık, Kuzey Irak"tan çık artık" diyordu Başbakan, TSK"ya.
 
ABD Savunma Bakanı Rumsfeld"in, "Çuval olayı"ndan sonra Başbakan Erdoğan"a gönderdiği mektupta şöyle deniyordu:
 
"TSK (ÖKK kastediliyor) Kuzey Irak"ta sizin bilginiz haricinde eylemler yapmaktadır" .
 
Rumsfeld, çuvalı "Erdoğan"ın değil", "TSK"nın başına geçirdiklerini" böylelikle anlatarak, Başbakan Erdoğan"ın "içini rahatlatmak" istiyordu.

Ulusal devlet ve Kemalizm karşıtı açıklamalar yapan, Milli Egemenlik ve Milli Güvenlik kavramlarının "artık geçersiz olduğu" açıklamalarını yapan Org. Hilmi Özkök, böylece, tarihe "başına çuval geçirilen komutan" olarak kaydedildi.
 
Buna ses çıkarmadı, böylece "Ergenekoncu" olarak suçlanmaktan kurtuldu.
 
"Başına çuval geçirilmesi"ne ve Kuzey Irak"tan çıkarılmasına rağmen "akıllanmayarak" sınır ötesi harekatta ısrar eden TSK"ya karşı, Org. Torumtay zamanından beri hazırlanmakta olan organizasyon artık açığa çıkarılacaktı ve düğmeye basıldı.
 
"ABD"ye direnen 5 Genelkurmay Başkanı" ve destekleyici tüm unsurlar "Ergenekon çetesi" olarak suçlanacaktı.
 
Suçlama belgeleri aslında çoktan hazırdı, ama Org. Özkök "Ergenekoncu olmadığından", onun görev süresince organizasyon "uykuya" yatırılmıştı.
 
Organizasyonun uykudan uyandırılmasının ilk işareti Org. Büyükanıt"a karşı kullanılan "Şemdinli olayı"dır.
 
O günlerde, Büyükanıt "çete kurmakla" suçlandı fakat sonuç alınamadı.
 
Fehmi Koru, "Taha Kıvanç" imzasıyla Yeni Şafak gazetesinde yayınlanan 30 Nisan 2001 ve 1 Mayıs 2001 tarihli yazılarında "Yeniden kurulsun diye hakkında rapor hazırlanan Ergenekon, çok kapsamlı, bir partiyle irtibatı bulunmayan, "devleti yapılandırma" amaçlı bir örgüt" demektedir.
 
Koru, yazısında 24 sayfa olduğunu söylediği bu dokümanın sonunda yazanın adının bulunduğunu da belirtmektedir.

Ne var ki, şimdi bu "masum" tanımlamadan vazgeçilmesi,daha büyük ve kapsamlı bir düzeneğin çalıştırılması zorunludur.
 
Bu,günümüzde devam eden Ergenekon davasıdır.
 
ABD"nin belirli-belirsiz "her tür" desteğiyle iktidara gelen AKP, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında ABD"ye "sorun çıkarmadan" eş başkanlık yapabilmek için, başta TSK olmak üzere tüm ulusalcı güçleri saf dışı etmek zorundadır.
 
Plana göre, bu dava sürecinde komutanlar yıldırılacak ve "1991 öncesinde olduğu gibi" ABD ile tam uyumlu olarak görev yapmaları sağlanacaktır.
 
AB"nin de "bir kriter" olarak dayattığı gibi, TSK "sivil otoriteye" tabi olacak, kendisine Atatürk tarafından verilmiş olan "ulusal bütünlüğü ve laik cumhuriyeti koruma" görevini unutacaktır.
 
"AKP sivil darbe ile değil, seçimle geldi" itirazı yapacak olanlara da şunları söylemeliyim:

CIA"nın yan kuruluşu Rand Corporation"un yayın organlarında ve ABD strateji merkezlerinin hazırladıkları raporlarda şöyle deniyor:
 
"ABD artık ANAP ve DYP gibi partilerle Türkiye"yi kontrol edemez, Fazilet Partisi"nin başına yenilikçi kanadın geçmesi, Tayyip Erdoğan"ın Başbakan , Abdullah Gül"ün de Dışişleri Bakanı olması halinde ABD Türkiye"yi kontrol altında tutmaya devam edebilir."
 
20 Ekim 1996, Abramowitz:
 
"Erdoğan, Erbakan"ın yerini almalıdır"
(bu tarih, 3 Kasım 2002 seçimlerinden "6 yıl" öncesidir !)

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 21.711
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Bin yılın tehciri TSK'ya yapılıyor.
« Yanıtla #9 : Aralık 15, 2010, 02:17:40 ÖS »
Bin yılın tehciri TSK"ya yapılıyor
http://ahmetdursun374.blogcu.com/bin-yilin-tehciri-tsk-ya-yapiliyor/7217625
------------

BİN YILIN MEYDAN OKUMASI
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=8685.msg15385#msg15385
 
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=bEG1vFte3lc" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">http://www.youtube.com/watch?v=bEG1vFte3lc</a>

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 21.711
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Atatürk için ne demişler?
« Yanıtla #10 : Aralık 17, 2010, 01:14:41 ÖÖ »
Sevgili dostum Cüneyt Şaşmaz (Cesuryorum) emek vermiş, güzel derleme yapmış.
Ben de (benzer şekillerde sitemizde olmasına rağmen), onun derlemesinden bir bölümü aynen aktarıyorum.

Atatürk için ne demişler?  
""Yarbay Mustafa"nın Çanakkale zaferiyle uzak yakın bir ilişkisi yoktur.
Zafer Alman generali Liman von sanders"e aittir.
İstanbul Hükümeti ve Alman Generali, Yarbay Mustafa"yı "5-10 kişiyi bile yönetmekten aciz" bularak gözden uzak kalsın, diye Gelibolu"ya göndermiş.
Yarbay Mustafa, döneminin en yeteneksiz askeriydi.
Tesadüfler ve şansı yaver gitmeseydi, emekli olacak, kahve köşelerinde sürünüp gidecekti.""
 
Dünya, yok etmek istedikleri Atatürk"ü; aşağıdaki şekilde tanımış ve tanıtmıştır.
 
Fransa Başbakanı, 1921
Yeni Türk Devleti ile Ankara Andlaşması"nın imzalanması nedeniyle;
""Bizi arkadan vurdu, dağ başındaki haydutlarla, Mustafa Kemallerle anlaştı"" diyenlere,
Fransa Başbakanı"nın Meclis"te verdiği cevap:
 
""Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve O"nun tüm 
askerleri burada olsalardı, teker teker hepsinin heykellerini dikerdik.
Böylesine kahraman bir antlaşma imzalamaktan gurur duyuyorum.""
                                                                    *
Vladimir İliç Lenin/Rus İhtilali Lideri, 1921
""Mustafa Kemal sosyalist değildi.
Fakat görülüyor ki iyi bir teşkilatçı, yüksek anlayışlı, ilerici, iyi düşünceli ve akıllı bir önderdir.
O, soygunculara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor.
Emperyalistlerin gururunu kıracağına ve Sultanı da yaranıyla birlikte alt edeceğine inanıyorum.""
                                                                     *
David Lloyd George/İngiltere Başbakanı, 1922
1922"de Türk ordularının zaferi neticesi Anadolu"daki emelleri gerçekleşmeyen İngiltere"nin Türk düşmanı olarak bilinen Başbakanı Lloyd George, Parlamento"da kendisine yöneltilen suçlama ve tenkitleri şöyle cevaplandırmıştır:
 
""Arkadaşlar, yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir.
Şu talihsizliğimize bakın ki o büyük dahi, çağımızda Türk Milleti"ne nasip oldu.
Mustafa Kemal"in dehasına karşı elden ne gelirdi.""
                                                                       *
Ernest Hemingway/Amerikalı Romancı-Yazar, 1922
""Marmara kıyısındaki sıcak, toz toprak içinde, eciş bücüş yollu ikinci sınıf kıyı kasabası Mudanya"da, Batı ile Doğu karşı karşıya geldiler.
 
İsmet Paşa"yla görüşecek Müttefik generallerini taşıyan İngiliz sancak gemisi "Iron Duke"ın kül rengi öldürücü kulelerine rağmen, Batılılar buraya barış dilenmeye geliyordu; yoksa barış istemeye, ya da şartlarını dikte ettirmeye değil...
 
Bu görüşmeler, Avrupa"nın Asya üzerindeki egemenliğinin sonunu gösteriyor.
 
Çünkü Mustafa Kemal, herkesin bildiği gibi, Yunanlıları silip süpürmüştü.""
                                                                       *
Sir Charles Townshend/İngiliz Generali, 1922
""Ben şimdiye kadar on beş hükümdar ve cumhurbaşkanı ile özel ve resmi  konuşmalar yaptım.
Bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum.
Mustafa Kemal"de büyük bir ruh kudretinin esrarı var.""
                                                                        *
Claude Farrere/Fransız Romancı ve Diplomat, 1930
""Sevr"den sonra Türkiye"nin öldüğünü sanmıştım.
Ama Türkiye yaşıyor; hem, Mustafa Kemal başına geçeli beri öylesine canlı yaşıyor ki; bir L"loyd 
George"un bütün çabaları, bütün imkânları, sağduyuya meydan okuyan bu şiddetli yaşama isteğinin karşısında erimekten başka bir şey yapamıyor...""
                                                                         *
Claude Farrere/Fransız Romancı ve Diplomat
""Eğer savaşı kazanmış ve daha da kazanacaksa, O, barışı da yapacaktır.
Sözüme inanın ve sizlere önceden haber vereyim ki, O bunu iyi yapacak, herkesin 
düşündüğünden daha eksiksiz ve şimdiye kadar kimsenin ulaşamadığı bir başarı ile yapacak.""
                                                                          *
Edouard Herriot/Fransa Eski Başbakanı, 1933
""Paşa, size nasıl hayran olmayayım?
Ben Fransa"da laik bir hükümet kurmuştum.
Bu hükümeti Papa"nın Paris"teki temsilcisinin yardımı ile papazlar devirdi. 
Sizse bir Halifeyi kovdunuz ve gerçek anlamıyla laik bir devlet kurdunuz.
Siz, bu taassup içinde laikliği bu topluma nasıl kabul ettirdiniz?
Dehanızın büyük eseri laik bir Türkiye yaratmak olmuştur.""
                                                                          *
Eleftherios Venizelos/Yunanistan Başbakanı, 1933
""Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kökten değişiklik pek seyrek gerçekleşir...
Bu olağanüstü işleri yapanlar, hiç kuşkusuz kelimenin tam anlamıyla büyük adam niteliğine hak kazanmışlardır.
Ve bundan dolayı Türkiye övünebilir.""
                                                                           *
Franklin Roosevelt/ABD Başkanı, 1937
""Mustafa Kemal hakkındaki bilgiyi, O"nu çok iyi tanıyan birisinden edindim.
SSCB"nin Dışişleri Bakanı Litvinof"la görüşürken, onun fikrince bütün Avrupa"nın en değerli ve ilgi çekici devlet adamının bugün Avrupa"da yaşamadığını, Boğazların gerisinde, Ankara"da yaşadığını, bunun Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olduğunu söyledi.""
                                                                            *
Franklin Roosevelt/ABD Başkanı, 1938
""Beyaz Saray"daki görevim tamamlanınca ilk yapmak istediğim şey, zamanımızın bu en dikkate değer şahsiyetini ülkesinde ziyaret etmekti.
Kader buna izin vermedi...
Bu çapta insanlar dünyaya sık gelmezler.""
                                                                             *
Winston Churchill/İngiltere Başbakanı, 1938
""Savaşta Türkiye"yi kurtaran, savaştan sonra da Türk Ulusu"nu yeniden dirilten Atatürk"ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de en büyük kayıptır.
Her sınıf halkın O"nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahramana ve modern Türkiye"nin Ata"sına layık bir tezahürden başka bir şey değildir.""
                                                                              *
W. Somerset Maugham/İngiliz Romancı, Yazar, 1953
""Bir insanın değerinin en belirli ölçüsü kendi alanındaki üstünlüğünü dostuna düşmanına kabul ettirebilmesindedir.
İşte Atatürk bu yüceliğe ermiş dâhilerden biridir.
Bir ihtilâlci olarak modern Türkiye"yi yaratmış, davasında muzaffer olmuş ve yüzyılımızın büyük devlet adamları arasına katılmıştır.""
                                                                               *
Dwight D. Eisenhower/ABD Başkanı, 1953
""Kemal Atatürk için daimi bir anıt tesisi münasebetiyle Türkiye"ye tebriklerimi arz ile gurur duyuyorum.
O"nun gösterdiği yolda yürüyen büyük ulusunuz çok önemli başarılar elde etmiştir.
Türk birliğinin ve ilerleyişinin mimarı Atatürk"ün hatırasını anmak için yapılan tören, dünyanın her tarafından hür insanlara ilham kaynağı olmuş zata çok yerinde bir saygıdır.""
                                                                                *
Muhammed Ali Cinnah/Pakistan"ın Kurucusu, 1954
""O, Türkiye"yi kurmakla bütün dünya uluslarına Müslümanların seslerini duyuracak kudrette olduğunu ispat etti.
Kemal Atatürk"ün ölümüyle Müslüman dünyası en büyük kahramanını kaybetmiştir.
Atatürk gibi önder önlerinde bir ilham kaynağı olarak dikildiği halde Hint Müslümanları bugünkü durumlarına hala razı olacaklar mı?""
                                                                                 *
İkbal/Pakistan Millî Şairi, 1958
""Bizim aslımız rengi uçmuş bir kıvılcım iken, O"nun bakışıyla cihanı kaplayan ve aydınlatan bir güneş haline geldik.""
                                                                                  *
Lord Kinross/İngiliz Devlet Adamı, 1960
""Atatürk, tarih boyunca gelip geçmiş en büyük devlet adamlarından biridir.
Hiç bir zaman yaşadığı zamanın üzerinde durmamış, ileriyi görerek ona göre iş yapmıştır.
Atatürk"ü; Mussolini ve Hitler gibi yöneticilerden ayıran nokta, işte bu niteliktir.
Onlar her yaptıklarında kendilerini düşünerek hareket ediyorlardı.
Atatürk; kendisinden ötesini, 20-30 yıl ilerisini görerek hareket ederdi.""
                                                                                    *
 
Muhammed Eyüp Han/Pakistan Devlet Başkanı, 1963
""Kemal Atatürk, yalnız bu yüzyılın en büyük liderlerinden biri değildir.
Biz Pakistan"da O"nu, gelmiş geçmiş bütün çağların en büyük adamlarından biri olarak görüyoruz.
O, yalnız sizin ulusunuzun sevgili önderi değildir.
Dünyadaki bütün Müslümanlar gözlerini sevgi ve hayranlık duygularıyla O"na çevirmişlerdir.""
                                                                                      *
Nikita S. Kruşçev/Sovyetler Birliği Başkanı, 1963
""Yakın ve Orta Doğu"da ilk cumhuriyet, doğuşunu O"na borçludur.
Bu cumhuriyet, birçok ulusun milli özgürlük savaşlarına ışık tutmuştur.
Atatürk"ün yönetimindeki Türkiye"nin uluslararası otoritesi yükselmiş ve ülkesi dünya siyasetinde önemli bir rol oynamaya başlamıştır.""
                                                                                       *
John F. Kennedy/ABD Başkanı, 1963
""Atatürk adı; insana bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk ulusuna ilham veren önderliğini, modern dünyayı anlayışındaki ileri görüşlülüğü ve bir askeri önder olarak kudret ve cesaretini hatırlatmaktadır.
Şüphesiz ki, Türkiye Cumhuriyeti"nin doğuşu ve o zamandan beri Atatürk"ün ve Türkiye"nin giriştiği derin ve geniş devrimler kadar bir ulusun kendisine olan güvenini daha başarı ile belirten bir başka örnek gösterilemez.""
                                                                                        *
Jawaharlal Nehru/Hindistan Başkanı, 1963
""Kemal Atatürk veya bizim O"nu o zamanlar tanıdığımız ismiyle Kemal Paşa, gençlik günlerimde benim kahramanımdı.
Büyük devrimlerini okuduğum zaman çok duygulandım.
Türkiye"yi modernleştirme yolunda Atatürk"ün giriştiği genel çabayı büyük bir takdirle karşıladım.
O"nun dinamizmi, yılmaz ve yorulmak bilmezliği insanda büyük bir etki yaratıyor.
O, Doğu"da modern çağın yapıcılarından biridir.
O"nun en büyük hayranları arasında bulunmakta devam ediyor.""
                                                                                         *
Ludwig Erhard/Batı Almanya Başkanı, 1963
""Bütün dünya 10 Kasım"da, biz Almanların da dostluk ve saygı ile bağlı olduğumuz bir insanın hayatını ve eserlerini takdirle anmaktadır.
Atatürk, daima Türkiye ile Avrupa arasında sık bağlar kurmaya çalışmıştır.""
                                                                                          *
Joseph Luns/Hollanda Dışişleri Bakanı, 1963
""Çağımızda; uzak görüşlü, cesur, siyasi ve ekonomik reformlarla Türkiye"yi bugünkü modern cumhuriyet durumuna getiren Atatürk"tür.
Aynı zamanda bugün Türkiye"nin Avrupa Ortak Pazarı"na girebilecek güce erişmesini sağlayan modern ekonominin temelini hazırlayan da yine O"dur.""
                                                                                           *
General Douglas Mac Arthur/ABD Uzak Doğu Kuvvetleri Başkomutanı, 1963
""Asker-devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi.
Kendisi, Türkiye"nin en ileri memleketler arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır.
Yine O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını oluşturan, kendine güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir.
Ben Atatürk"ün sadık arkadaşlarından biri olmakla büyük övünç duyuyorum.""
                                                                                           *
Kurt George Kiesinger/Federal Almanya Başbakanı, 1968
""Ben Türk - Alman dostluğunu yakından tanıyan bir neslin çocuğuyum.
Küçük yaşımda bir adamın kahramanlıklarını, yaptığı hizmetleri, ülkesi için giriştiği özverileri gördüm.
Bu adam Mustafa Kemal"di.
Bugün daha iyi kavrıyorum ki, o insan büyük bir devlet adamıydı.
Büyüktü, çünkü, ölçüyü korumasını her zaman bildi ve eserini tehlikeye sokacak sınırları aşamadı.
Yürekliliğin ve kendi yürekliliğinin sınırlarını da çizebilecek kadar anlayışlıydı.""
----------------
"Kurtuluş Savaşı'nda yedi düvelle savaşmadık" diyen Cemil Koçak'ın bazı cumhuriyet tarihi yalanları şunlardır:

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 21.711
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Prof. Dr. Cemil Koçak'ın 17 Aralık 2010 tarihli e-postası
« Yanıtla #11 : Aralık 18, 2010, 12:31:44 ÖÖ »
17 Aralık 2010 14:34 tarihinde Cemil KOÇAK <ckocak@sabanciuniv.edu> yazdı

İnternet sitelerinde yayınlanan ve haberde iddia konusu olan hiçbir şeyin bana ait olmadığına ilişkin cevap ve düzeltme hakkımı kullandım.

Resmi noter tasdikli yazılarımı ilgili sitelere ilettim.
Önce Habertürk kanalında çarşamba akşamı canlı yayında haberleri yalanladım.

Bu pazar günü Radikal 2"de de yalanlama metnim yayınlacaktır.
Davet edildiğim bütün televizyon kanallarında da yalanlamaya devam edeceğim.

Bu arada Sayın Muazzez İlmiye Çığ"dan aldığım maili buraya kopyalıyorum.
"teşkkürler tekzibinize, gazeteye gödermeniz de gerek herhalde. Çok geç ama hiç yoktan iyidir. Yalnız  anlattığınıza göre siz talebe velilerine değil adeta yüksek düzeyde tarihcilere anlatır gibi savaşın çok ince ayrıntılarına girmişsiniz. bu yüzden herhalde çok daha önemlileri atlamak zorunda kaldınız veya  bu ayrınılar içiinde onlar kaynadı. 2.5 saatlik bir konferans hem dinleyiciler hem konuşan açısından çok zor olsa gerek. kutlarım sizi.
muazzez"


Kendisine özel bir mail yazdım; güzel duygularına teşekkür ettim; ricam üzerine eserlerimi kendisine takdimimi lütfetti, kabul etti.
Burada umarım küfür, hakaret ve tehdit maili yazanlar için, Muazzez Hanımın nezâketi, inceliği ve terbiyesi herkese örnek olur.

Bana mail gönderen ya da telefonla arayarak haberin doğruluk derecesini soranlara, sorgulayıcı dünya görüşleri için teşekkür ederim.
Dedikodulara, söylentilere, uydurmalara her an inanmaya hazır olup da, bana terbiyesiz bir üslupla hakaret içeren mailler gönderenler
kötü sözlerin sahibine ait olduğunu bilmemezlik edemezler. Tehdit içerikli mail iletenlere ise uzun ömürler diliyorum. Tıpkı şairin dediği gibi,
kör olasın demiyorum; kör olma da, gör beni...

Otuz yıldan bu yana eser yayınlayan bir akademisyen olarak; aşağıda sunduğum ve Haziran 2005 tarihinde Toplumsal Tarih dergisinde yayınlanan
yazım hala kayıtlarda olup; Gelibolu"ya ilişkin gerçek ve ilk elden düşünce ve duygularımı dile getirmektedir. Yani beş yıldan uzun bir zaman önce bu türden yalan haberleri yazımla zaten yalanlamıştım. Her okuduğuna inanan fakat bana inanmayanlar, ilgili dergiyi kütüphanelerde, internette ya da Tarih Vakfı"nda bulabilirler.

Merak edenler için yazayım; tam tam 10 kez bu geziyi yaptırdım.
Yazımı okuyanlar belki merak ederler diye, sadece kitaplarımın bir listesini sunuyorum.
Bu liste benim akademik ve bilimsel onurumdur. Hiçbir yalan haber bunu benden geri alamaz!
Bu vesileyle yeni yılda kötülüklerden arınmış bir dünyada yaşamayı temenni ediyorum.

Bu mailimi de yalan haberleri okuduğunuz mail gruplarında kullanıma açarsanız; şahsıma yönelik bu kötülüğün defedilmesinde katkıda bulunmuş olursunuz.

Saygılarımla;
Prof. Dr. Cemil Koçak

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 21.711
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Oktay Ekşi'den Prof. Dr. Cemil Koçak'a...
« Yanıtla #12 : Ocak 23, 2011, 02:14:48 ÖS »
Saygın okur,
Sayın Ekşi"nin, Sayın Koçak"a yolladığı mesaj, e-postam yolu ile sayın Ekşi tarafından bana da ulaştırılmıştır.

Konu hakkında Sayın Koçak"ın isteği üzerine tekzip metnini yayınladığımız için, bu yazışmadan sizleri de haberdar etmek istedim.
A.Dursun
----------
Sayın Koçak,
Daha önce sizin tekzip ettiğiniz haberi okumuştum. Oradaki kadar kaba ifadeler içinde olmasa da Mustafa Kemal"e bakışınızdaki negativizmden haberdar olduğum için "böyle demese de buna yakın şeyler söylemiş olmalı" diye düşünmüştüm.

Şimdi tekzibinizi okuyunca memnun oldum. Ancak "tatmin" olmadım. Eğer konferans metninizi lütfeder gönderirseniz o zaman belki tatmin de olurum.

Bu vesileyle belirteyim. Sabancı Üniversitesi olarak Çanakakkale"ye yaptığınız geziden haberdar değildim. Ona ilişkin -verdiğiniz- bilgilerden etkilendim. Şahsen Gelibolu"yu 1972"den sonra (çeşitli teşebbüslerimize rağmen) tekrar gezemedim. Aynen sizin düzenlediğiniz şekilde ve o amaca olarak tekrar dolaşmayı çok isterdim.  Bunu geziye katılmama izin verin anlamında bir mesaj gibi algılamayın.

Sadece çok iyi bir şey yaptığınızı düşünme fırsatı verdiniz, onu yazıyorum.

Saygılarımla.

Oktay Ekşi
oeksi@hurriyet.com.tr

Çevrimdışı asates

  • KULLANICI
  • *
  • İleti: 4
  • Puan: +0/-0
  • Cinsiyet: Bay
  • Ne Mutlu Türk"üm Diyene!
Ahmet bey"in alıntı yaptığı yazı Ali Serdar Bolat"ın ancak ne komiktir ki;akp google anlaşmasıyla bu yazı google!da kayboldu...

Çevrimdışı asates

  • KULLANICI
  • *
  • İleti: 4
  • Puan: +0/-0
  • Cinsiyet: Bay
  • Ne Mutlu Türk"üm Diyene!
Ahmet Dursun bey o derlemeyi gizli savaş notunuzun içine de koymakta fayda var.Tümel bakış açısı sunacağına inanıyorum.Saygılar!

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 21.711
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Google amca ve AKP işbirliğine inat bizde yazı duruyor.
Önerinizle bir süre sonra ilgileneceğim.
teşekkürler.

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 21.711
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Prof. Dr. Cemil Koçak yine açtı ağzını.
« Yanıtla #16 : Mayıs 26, 2012, 02:53:31 ÖÖ »
Cemil Koçak ağzını ne zaman açacağını çok iyi biliyor.

İmamın ordusu eğitim görevini devir aldığı gün yaptığı konuşması.

<a href="http://www.youtube.com/watch?v=sC1nc_WYxNI" target="_blank" class="aeva_link bbc_link new_win">http://www.youtube.com/watch?v=sC1nc_WYxNI</a>

Çevrimiçi ahmetdursun

  • KURUCU
  • KATILIMCI
  • *****
  • İleti: 21.711
  • Puan: +98/-5
  • Cinsiyet: Bay
    • Her yaş güzeldir.Değerini geç anlasakta.
Prof. Dr. Cemil Koçak'tan bitmez Atatürk düşmanlığı.
« Yanıtla #17 : Ekim 23, 2012, 01:08:47 ÖÖ »
Düşmanlık yapacak kapasitesi olmadığından yakılmış, orijinali olup olmadığı bile belli olmayan, cemaatin bastırdığı kitapla Atatürk'e saldırmayı seçtiği alenen belli oluyor.

O kitabı okuyan varsa -ki tamamını okudum- bilir, tamamen Atatürk düşmanlığı üzerine kurgulanmış ancak yazarın asıl düşüncelerinin çarpıtılarak kurgu üzerine düzenlendiğini düşündüğüm bir kitaptır.

Uzatmayayım da kurguyu Hz. Koçak Efendi nasıl kullanmış bakalım.

Nutuk’taki yanlışlara da tek tek işaret etmek gerekir. Aksi halde orada yazılanlar sorgusuz sualsiz doğru ve gerçek kabul ediliyor. Fakat bunca sene inkılâp tarihçilerimiz acaba neyle meşgul oldular?

…/…

Atatürk, iki Fevzi'yi karıştırıyor!

Atatürk Nutuk’ta dâhiliye nazırının emriyle Anadolu’ya geçen nasihat heyetlerini anlatırken, bu heyetlerin başında bulunan harbiye nezareti eski müsteşarı Ahmet Fevzi Paşa’dan da söz etmektedir. Anadolu’ya geçen nasihat heyetlerinin birinin başında da bir Fevzi Paşa vardır, fakat bu Fevzi Paşa, Atatürk’ün Nutuk’ta sadece bir satırla geçiştirdiği Ahmet Fevzi Paşa değildir; herkesin yakından bildiği Fevzi Çakmak Paşa’dır.

Elbette Atatürk’ün böyle bir isim karıştırması yalnızca basit bir hafıza zayıflığına bağlanamaz. Bu sırada dönemin bütün ayrıntıları hala hafızalarda diri ve canlıdır. Hele İstanbul’dan gelen böylesi heyetlerin unutulması imkânı pek de yoktur. Mustafa Fevzi Çakmak, 24 Aralık 1918’de ferik (tümgeneral/korgeneral) rütbesiyle genelkurmay başkanı olmuş, 14 Mayıs 1919’da ise Birinci Ordu Müfettişliği’ne atanmıştı. 3 Şubat 1920’de Ali Rıza Paşa Hükûmeti’nde Harbiye Nazırı olacaktır.

Bu ülkede kimler Profesör oluyor, yetiş ya hacı fışfış yetiş...

Tamamını okumaya değer diyorsanız işte adresi...

http://haber.stargazete.com/yazar/istanbul-yonetiminin-adami-fevzi-cakmak-nutukta-nasil-milli-kahraman-oldu/yazi-689008

Çevrimdışı Dinmeyen Öfke

  • KULLANICI
  • *
  • İleti: 1
  • Puan: +0/-0
  • Cinsiyet: Bay
  • Ne Mutlu Türküm Diyene
Ermenilerle bir derdim yok ama bunun annesi Türk olamaz.

 

Son İletiler/Konular

HÖKÜMET Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Bugün, 02:07:12 ÖS]


15 TEMMUZ’UN SİYASÎ AYAĞI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 17, 2017, 03:55:43 ÖS]


III.ABDÜLHAMİT’İN AJANDASI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 08, 2017, 06:53:43 ÖS]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Temmuz 06, 2017, 07:48:37 ÖS]


HZ ÖMER’İN DEVESİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Temmuz 04, 2017, 12:53:44 ÖS]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Temmuz 03, 2017, 05:41:02 ÖÖ]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Haziran 29, 2017, 07:05:44 ÖÖ]


AB'DE SONA DOGRU Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 28, 2017, 09:42:54 ÖÖ]


DİYALEKTİĞİN D’Sİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 24, 2017, 04:51:55 ÖS]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Haziran 23, 2017, 07:03:20 ÖÖ]


DOĞU PERİNÇEK’E Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 19, 2017, 12:53:46 ÖS]


NATO MERMER Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 17, 2017, 02:16:07 ÖÖ]


ERDEMİR Vakfı yöneticilerine dava açıldı. Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 16, 2017, 12:46:14 ÖÖ]


MEŞRUİYET’İN M’Sİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 14, 2017, 02:11:14 ÖÖ]


Yargıtay, Erdemir Vakfı’nın üye ve emeklilerinden yapılan kesintilerin hırsızlık Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 13, 2017, 01:31:47 ÖS]


Sanki Katar, Türkiye’yi topun ağzına koymak için seçilmiş, elinden geleni... Gönderen: ahmetdursun
[Haziran 07, 2017, 02:09:43 ÖS]


KATAR-MATAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Haziran 07, 2017, 12:55:03 ÖS]


III.ABDULHAMİT’İN 18 BRUMERİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 29, 2017, 04:40:02 ÖÖ]


Şehit polisin arkadaşının kolunda dikkat çeken ayet. Gönderen: ahmetdursun
[Mayıs 28, 2017, 01:22:49 ÖÖ]


Michael Flynn'ın, lobicilik karşılığında aldığı Yarım Milyon Dolar ... Gönderen: ahmetdursun
[Mayıs 28, 2017, 01:14:25 ÖÖ]


Erdoğangiller’e hediye edilen, 25 milyon dolarlık petrol tankeri, Malta Dosyalar Gönderen: ahmetdursun
[Mayıs 28, 2017, 01:09:04 ÖÖ]


Pazarlama Gönderen: PLMPLM
[Mayıs 18, 2017, 03:15:10 ÖS]


İT BAYTARI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 12, 2017, 06:02:53 ÖÖ]


Paylaşımcılık Gönderen: PLMPLM
[Mayıs 08, 2017, 02:16:36 ÖS]


AKP’nin yediği haltların sorulularına kim bunların hesabını soracak? Gönderen: ahmetdursun
[Nisan 29, 2017, 02:08:50 ÖS]


MAL MEYDANDA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 26, 2017, 04:11:12 ÖS]


DEVLET ULUS’A KARŞI (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 26, 2017, 05:16:11 ÖÖ]


ERDOĞAN’I VURACAKLAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 24, 2017, 11:38:11 ÖS]


Ynt: Sait Başer ile Orhun Âbideleri ve Türk Töresi Üzerine Söyleşi Gönderen: PLMPLM
[Nisan 24, 2017, 06:29:04 ÖÖ]


Ynt: Sait Başer ile Orhun Âbideleri ve Türk Töresi Üzerine Söyleşi Gönderen: ahmetdursun
[Nisan 24, 2017, 12:09:35 ÖÖ]


Sait Başer ile Orhun Âbideleri ve Türk Töresi Üzerine Söyleşi Gönderen: PLMPLM
[Nisan 23, 2017, 04:58:35 ÖS]


DUR BAKALIM N’OLCEK ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 20, 2017, 02:12:21 ÖÖ]


DEVLET ULUS’A KARŞI (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 18, 2017, 07:13:24 ÖÖ]


HAYIRLI OLSUN ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 17, 2017, 05:36:37 ÖS]


DEVLET ULUS’A KARŞI (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 14, 2017, 05:04:59 ÖÖ]


DEVLET ULUS’A KARŞI (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 12, 2017, 07:25:38 ÖS]


AÇIK MEKTUP Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 10, 2017, 05:16:36 ÖS]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Nisan 08, 2017, 07:54:54 ÖS]


DEVLET ULUS’A KARŞI (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 08, 2017, 03:37:34 ÖÖ]


DEVLET ULUS’A KARŞI (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 04, 2017, 02:41:12 ÖÖ]


PARLAMENTARİZMİN P’Sİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 01, 2017, 05:23:41 ÖS]


DEVLET ULUSA KARŞI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 30, 2017, 11:15:00 ÖÖ]


URKUN Kirgizistandan bir ses Gönderen: PLMPLM
[Mart 27, 2017, 05:45:34 ÖÖ]


PISIRIKLIK FELSEFESİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 21, 2017, 03:31:55 ÖÖ]


TRUMP ÖĞRETİSİ ve YENİ DÜNYA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 19, 2017, 08:44:03 ÖS]


DESTİCİ’NİN TESTİSİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 16, 2017, 05:07:50 ÖÖ]


Başkaldırma ve Yarışma Gönderen: PLMPLM
[Mart 14, 2017, 11:43:46 ÖS]


SON ABDÜLHAMİT Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 13, 2017, 12:59:22 ÖS]


HOLLANDA-MOLLANDA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 12, 2017, 05:33:20 ÖÖ]


KATİL KUMA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 08, 2017, 07:33:26 ÖÖ]


ULUSAL ÖZGÜRLÜK VE ADALET PROGRAMI (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 05, 2017, 07:07:15 ÖS]


ULUSAL ÖZGÜRLÜK VE ADALET PROGRAMI (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 04, 2017, 07:40:35 ÖS]


N’OLACAK ŞU IRAK’IN HALİ ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 04, 2017, 02:17:40 ÖÖ]


ULUSAL ÖZGÜRLÜK VE ADALET PROGRAMI (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 02, 2017, 05:20:46 ÖÖ]


ULUSAL ÖZGÜRLÜK VE ADALET PROGRAMI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 28, 2017, 11:56:51 ÖS]


MODA MİLLİYETÇİLİK (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 27, 2017, 11:54:46 ÖS]


MODA MİLLİYETÇİLİK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 24, 2017, 01:01:36 ÖÖ]


NEDEN DEĞİL, ‘NASIL’ BİR HAYIR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 22, 2017, 01:07:56 ÖÖ]


KRİZİN K’SI (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 20, 2017, 12:39:51 ÖÖ]


KRİZİN K’SI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 18, 2017, 03:13:46 ÖS]


FRANSA’DA BAŞKANLIK (VIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 17, 2017, 11:50:31 ÖS]


FRANSA’DA BAŞKANLIK (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 17, 2017, 02:43:04 ÖS]


FRANSA’DA BAŞKANLIK (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 17, 2017, 01:14:00 ÖÖ]


FRANSA’DA BAŞKANLIK (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 16, 2017, 04:59:09 ÖS]


FRANSA’DA BAŞKANLIK (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 16, 2017, 12:42:46 ÖÖ]


FRANSA’DA BAŞKANLIK (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 15, 2017, 01:41:35 ÖS]


Ynt: Söz Bakımından, Allah dan daha Doğru Kim Vardır? Gönderen: tolonbey
[Şubat 14, 2017, 08:27:26 ÖS]


Ynt: ABDULHAMİT SEVDASI (III) Gönderen: tolonbey
[Şubat 14, 2017, 08:09:46 ÖS]


FRANSA’DA BAŞKANLIK (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 14, 2017, 06:59:25 ÖS]


Ynt: FRANSA’DA BAŞKANLIK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 14, 2017, 02:37:37 ÖS]


FRANSA’DA BAŞKANLIK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 14, 2017, 06:49:12 ÖÖ]


BÜYÜTME POLİTİKALARI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 09, 2017, 01:51:07 ÖÖ]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Şubat 08, 2017, 11:03:36 ÖS]


BOYKOT MU DEDİNİZ ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 08, 2017, 04:36:37 ÖS]


ROMANYA’DA NELER OLUYOR ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 07, 2017, 03:07:57 ÖÖ]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR (X) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 06, 2017, 02:43:22 ÖS]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR (IX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 04, 2017, 03:37:54 ÖS]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR (VIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 02, 2017, 09:11:32 ÖS]


SIC SEMPER TYRANNIS Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 02, 2017, 02:16:28 ÖÖ]


TÜRKİYE-SURİYE İLİŞKİLERİ ÜZERİNE Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 01, 2017, 01:40:59 ÖÖ]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 30, 2017, 10:00:19 ÖS]


TÜRKİYE’YE BABALIK MI ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 30, 2017, 12:57:01 ÖÖ]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 26, 2017, 04:12:44 ÖÖ]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Ocak 26, 2017, 03:20:16 ÖÖ]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR ? (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 25, 2017, 05:53:17 ÖS]


Ynt: Amerikalik mashhur tarixchi olim Hasan Bulent Paksoy Gönderen: PLMPLM
[Ocak 25, 2017, 02:27:35 ÖÖ]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR ? (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 24, 2017, 07:39:39 ÖS]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR ? (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 24, 2017, 01:22:30 ÖÖ]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR ? (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 23, 2017, 03:40:40 ÖS]


Ynt: Karlovy Vary sehri 98 yildir reklamini « Mustafa Kemal Ataturk »’le yapiyor. Gönderen: PLMPLM
[Ocak 22, 2017, 08:53:36 ÖS]


FELSEFENİN F’Sİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 22, 2017, 06:42:12 ÖS]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 21, 2017, 12:12:10 ÖÖ]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (XI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 20, 2017, 05:36:33 ÖÖ]


Ynt: Mustafa KemaL ATATÜRK, Kitap Arşivi. (indir) Gönderen: levo57
[Ocak 19, 2017, 05:44:08 ÖS]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (X) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 18, 2017, 10:15:36 ÖS]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (IX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 17, 2017, 11:45:56 ÖS]


18 MADDELİK YENİ ANAYASA TASLAĞI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 17, 2017, 04:06:59 ÖÖ]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (VIII) Kültürel Antroploji ‘Evrimcilik’ düşüncesine karşı çık Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 14, 2017, 12:45:12 ÖÖ]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 12, 2017, 11:29:35 ÖS]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 12, 2017, 01:51:44 ÖÖ]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 11, 2017, 12:14:25 ÖÖ]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Ocak 10, 2017, 06:05:33 ÖÖ]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 09, 2017, 11:17:27 ÖS]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 08, 2017, 10:49:34 ÖS]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 07, 2017, 12:19:03 ÖÖ]


DİL ÜZERİNE NOTLAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 06, 2017, 02:40:39 ÖÖ]


MİLLİYETÇİLİK VE MİLLETÇİLİK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 05, 2017, 12:28:53 ÖS]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (XXVII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 03, 2017, 01:58:11 ÖS]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (XXVI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 02, 2017, 01:49:38 ÖS]


"Sokma akıl, dokuz adım gider" Gönderen: PLMPLM
[Ocak 02, 2017, 04:48:06 ÖÖ]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (XXV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 01, 2017, 04:27:12 ÖS]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (XXIV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 31, 2016, 02:41:29 ÖÖ]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (XXIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 30, 2016, 01:24:31 ÖS]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XXII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 28, 2016, 09:33:32 ÖS]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XXI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 28, 2016, 03:00:50 ÖÖ]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 27, 2016, 01:35:17 ÖÖ]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XIX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 26, 2016, 02:20:36 ÖÖ]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XVIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 25, 2016, 02:47:09 ÖÖ]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XVII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 24, 2016, 12:33:18 ÖÖ]


BBBBO (2009) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 21, 2016, 03:26:27 ÖS]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XVI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 20, 2016, 06:55:10 ÖÖ]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 19, 2016, 02:01:35 ÖÖ]


Ynt: Humans on Mars (full text attached) Gönderen: PLMPLM
[Aralık 16, 2016, 12:38:33 ÖÖ]


BAKIŞ /GÖRÜŞ GÖRÜNÜŞ (XIV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 15, 2016, 04:18:01 ÖÖ]


BAKIŞ /GÖRÜŞ GÖRÜNÜŞ (XIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 13, 2016, 03:03:00 ÖS]