Gönderen Konu: Pazarlama  (Okunma sayısı 95 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı PLMPLM

  • KATILIMCI
  • **
  • İleti: 176
  • Puan: +41/-0
  • Doğru ve seçilmiş bilginin paylaşım yeri TOGEÇ"e kayıtlı üye olunuz.
Pazarlama
« : Mayıs 18, 2017, 03:15:10 ÖS »
Pazarlama

Hasan Bülent Paksoy, DPhil

Altmış yıl’dan öte, rahmetli dedemin İstanbul’un Fatih kesiminde bir ev’İ var idi.  Her Çarşamba günü, Çarşamba Pazarı, evin hemen önünden başlardı.  İstanbul’un dört yönünde, haftanın her günü bir Pazar olduğu bilindiği gibi, Fatih Sultan Mehmed’in kurdurduğu vakıflara gelir sağlayan Mahmutpaşa ve Kapalıçarşı gibi haftanın her günü açık olan pazarlar da toplumun yararına çalışıyordu.  Bununla birlikte, Çarşamba Pazarının bu yakınlığı nedeni ile, ‘pazarlama’nın ne olduğunu yakından görmek olanağı var idi.

İstanbul’daki bu pazarlar, herşeyden önce her türlü yiyecek gerekleri, tarla’da o gün güneş doğarken kesilen yeşillikler  satın alınabilir idi.  Ek olarak, her türlü baharat çuvallar içinde görücü’ye çıkar idi.  Pirincinden bulguruna, yufkasından baklavasına dek yemek masasında görülebilecek her türlü yiyecek de cabası idi. Pazar, güneş doğmadan kurulur, hava kararmadan birkaç saat önce sona ererdi.  Her satıcı kendi güneşliğini, satış tezgahını güneş çıkmadan kurar, giderken de söker götürür idi.

Bir Çarşamba sabahı, bir satıcının alaca karanlıkta nerede ise sayısız iskemle’yi yük arabasından indirdiğini  gördüğümde şaşırıp kalmış idim.  Alıcılar, bütün yiyeceklerin güzelliği arasında iskemlelere ilgi göstereceklermiydi?  Şeker almak yerine, iskemle ne iş’e yarayacaktı ki? Bu benim kişisel düşüncem idi.  Satıcı’nın kişisel düşüncesi ise doğru çıktı; Pazar dağılmadan önce, bütün iskemleleri satıp, yürüyerek oradan ayrılmış idi.

Aradan yıllar geçti, ünivesitede “İş Yönetimi” okur iken pazarlama yöntemlerini öğrenmenin de zorunlu olduğu ortaya çıktı.  Alıcının ne istediğini bilmenin, pazarlamanın temeli olduğu ilk sayfada yazılı idi.  Düşüncelerim yıllar öncesine gitti.  İskemleleri satan pazarcı, sattığının alıcı bulacağını nereden biliyor idi?  Bu soru’ya yanıt bulmak, ancak o günün yerel mayasını bilmek ile olacaktı.  O yanıtı altmışbeş yıl önce bilmeme karşılık, bir türlü anımsıyamamış idim.  Ta ki, Yönetim Düşün-Bilimleri üzerine çalışmaya başlayana dek bu soru kafa karıştırmayı sürdürdü.

Bir mal’I bir kişiye satmak ile, bir düşünceyi toplumun tümüne sunmak ya da satmak arasında bir bağlantı varmıdır?  Evet, düşünceler de, pirinç, şeker vb gibi alınıp-satılabilir.  Din ve inanç da birer düşüncedir.  Bu kapsam içinde incelenebilir.   Ayrıca, bir toplum kendine dayatılan din’İ ve inancı almak istemez ise, silah ve ordu gücü ile bu kavramlar bir toplum’a dayatılabilir.

Din, sorgulamadan inanılan bir kavramdır.  Geçmişte bir kişi’nin söyledikleri sorgusuz yinelenir, uygulanır.   İnanç ise, konu olan düşünbilim sorgulandıktan sonra bir kişinin düşünce süzgecinden geçip yaşayışına yön verir.  Din, genellikle yerleşiktir, değişmez.  İnançları değiştirmek kolay olmasa da, olanak dışı değildir.  Ancak, din değiştirmek de, inanç değiştirmek de çok yönlü ve uzun süreli bir uğraştır.   Türk toplumları hem din, hem de inanç konularında yoğun baskı altına girmiş, her iki konuda da değişiklikleri göze almış ve gerçekleştirmişlerdir. Burada önemli olan, bir toplum’un toplu olarak bu değişikliği göz’e almasıdır.

Türklerin ilk dini Tengri’dir.   Bununla birlikte, Budizm, Mani, Zerdüst, Hristiyanlık ve İslam dininin değişik kollarına giren birimleri olmuştur.  İnançlar ise, çoğulcu yönetim kapsamında seçilen bir Başbuğ’dan başlayarak, baba’dan gelen değişmez tek kişilik yönetim’e kadar giden geniş bir yellek içinde yer alır.  Bu bakımdan, son ikibin yıl içinde yer alan konuların incelenebilmesi için bilgi birikimine gerek vardır. Bu bilgiler ise, Türkçe dışında dilleri bilmeyi gerektirir.  Bütün bu dillerde yazılmış ince düşünüşlerin çoğunluğu, günümüzde Türkiye dışındaki kitaplıklardadır.

Bu durumda, bir düşüncenin pazarlanmasının ayrışımlarına bakmak gereklidir.  Bir aile içinde, anne ve baba, kız ya da oğullarına öğütte bulunurlar. Bu öğütler, geçmiş kuşaklardan gelen bilgi birikimlerinin ürünüdür; dünya görüşünü de ortaya koyar.  Bu öğütlerin ve atasözlerinin toplamı, toplumun mayasını oluşturur.

Toplum geliştikçe, yeni ürünler ve yeni yapım türleri sonucu yeni mallar ortaya çıkar.  Altmışbeş yıl önce Fatih kesimindeki evlerde yer sedirleri ve yastıklar ile de oturulurdu.  Her neden ise, birdenbire sandalyeler evlere girmeye başladı.  Belki de masaları da başka bir pazardan alıyorlar idi, ya da o gün gözüme uçsuz-bucaksız görünen Çarşamba Pazarının başka bir köşesinde satılıyordu.  Belki de beyaz perde’de gösterilen oyunlarda sandalye’de oturmak yeni bir yaşam türü olarak görülüyor ve özeniliyor idi.

Beyaz perde de oyun gelişirken bir mal göstererek o malın duyurusunu yapmak, peyaz perde’nin kuruluşundan bu yana uygulanan bir satış yöntemidir.  Karşılığında, o mal’ın üreticisi, peyaz perdede gösterilen oyun’un yapıcısına para verir.

Peki, ‘yeni’ düşünceler nasıl ‘pazarlanır?’   Beyaz perde, bu pazarlama uğraşının yalnız bir ayağıdır.  Herşeyden önce, ‘düşünce’ nin ne olduğuna göz atmak gerekir.  Sonra da, ‘yeni’ nin nasıl yeni olduğu sorusuna yanıt vermek kaçınılmaz.

Düşünceler eskimez; ölümsüzdürler.   Ara-sıra gündemden düşerler, ancak bu bir düşüncenin kaybolduğu anlamına gelmez.  Amerika’yı Amerika yapan düşüncelerin başında “root, hog or die” gelir.   “Bul-sök-topla-sakla; başaramazsan öl” olarak Türkçe’ye çevrilebilir.  Amerikan 1776 Başkaldırmasından önce, yeni gelen yerleşmeciler domuzlarını beslenmeleri için orman’a salıyorlar idi.  Böylece, domuzlara yiyecek vermeden o domuzlar semirtiliyor, yerleşmeciler de o domuzları yiyorlar idi.  Bu düşünce Amerika gelişmeye başladığında iki akım’a daha yol açtı:  sınırsız para kazanmak ve, ilişkili olarak olabildiğince alan üzerinde ‘yararlı ilişkiler’ kurmak.  Daha sonra da, bu gelirleri korumak için, karşı koyan yarışmacıları her ne yol olursa-olsun yenmek için karşı oyunlar kuruldu.  Bu oyunlar, beyaz perde’de inek-çobanlarının ineklerini sulamak için birbirlerinin tarlalarına ve sulama kaynaklarına göz dikmelerini özetleyen anlatımlardan da görülebilir.   2016 ABD Başkanlık seçimlerinde kullanılan “Amerika’yı Yeniden Görkemli Kılın” deyimi de bu temel özlem üzerine kurulmuş ve aday’ın seçilmesini sağlayan etkenlerden bir’İ olmuştur.

Ruslar da bu nitelikleri Amerika’dan gözleyip-öğrenip, bir ulus’un yararına olabilecek bu yöntemleri Rus yaşamına uygulamaya koyuldular. Ondokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar, Ruslar tuğlarını yönetmek için Avrupa yönetim örneklerini (örneğin, 1789 Fansız devrimi ve yurttaşlık kavramı) daha önce öğrendikleri Türk kökenli yöntemlerin üzerine eklemişler idi.  Bu Türk yöntemlerinde bir’İ, en büyük oğul’un eline bir kılıç verip, gidip geleceğini kendi kurmasını öğütü ile dünya’ya salıverilmesi idi.  Amerikan örneğinde önce yürürlükte olan bu öğüt, Amerikan örneğinde de olduğu gibi, kendine güven duygusu ile birleşip başarıların altında yatan bir neden olmuş idi.

1860 Amerikan iç savaşı, Rusların gözlerini Avrupa’dan ayırıp Amerikan örneklerine döndürmelerine neden oldu.  O süreçte, bütün yüksek nitelikli askeri mühimmat pamuğun iki değişik asit ile yıkanması sonucu ortaya çıkıyor idi.  Pamuk ise, Amerika’nın Güneyinden getiriliyor idi.  Amerikan iç savaşı pamuğun Rus’yaya getirilmesini önlediği için, Ruslar da, pamuk yetiştirebilmek için gözlerini Orta Asya’ya diktiler.  Orta Asya hava koşulları, pamuk yetiştirmek için çok elverişli idi.  Kaldı ki, Ruslar Orta Asya Türklerinin Rusların bir ulus olarak ortaya çıkmasına neden olduğunu öğrenmiş ve unutmamışlar idi.  Eğer Tatarlar tembellik etmeden Rus köylülerinden vergi almak için bir Rus’u seçip yetki vermemiş olsalar idi, Ruslar büyük bir olasılık ile Tatarlara karşı birleşmeyecek, ulus olmayacaklar idi.

Yukarıdaki bu örnekler, kısaca özetlenebilecek düşüncelerin, dünya’nın gidişine nasıl yön verebildiğinin bir özetidir.  Düşüncelerin gücünü kavrayan Avrupalı uygulayıcılar, ordularının vereceği büyük kayıpları, ölümden öte sakatlıkların tuğ’un kaynaklarına getireceği parasal yük’ü azaltmak için, bir ‘duyuru yöntemi’ ni yeniden gündeme getirdiler. Bu da, savaş’ta karşılarına çıkan ordu bireylerinin duygusal gücünü kırmak, silah bırakmalarına neden vermek ve savaşı çok daha az mühimmat kullanarak, daha az ölü vererek kazanmak isteği ile oluştu.  Bu oyun’a ilk önce Ruslar düştü.  Alman Genelkurmay’I  Lenin’İn Birinci Dünya Savaşı sırasında Moskova’ya varmasını sağladı.  Lenin’in Bolşevikliği yayarak Rus imparatorluğunun Savaştaki yeterliliğini kıracağını doğru olarak düşünmüşler idi. Bolşevikler Çarlığı devirip yerine Bolşevikliği kurdular.  Rus ‘imparatorluğu’ Birinci Dünya Savaşından çekildi.

Hemen ardından. Alman Genelkurmay Bilgi Toplama Bölümü, Enver Paşa’yı da Moskova’ya ulaştırıp, Orta Asya’ya geçmesini sağladı.  Bundan amaç da, Enver Paşa’nın bilinen saplantısını gerçekleştirmesine olanak vermek idi.  O da, Türkleri bireştirip Ruslara karşı savaştırıp Rusları yenmek ve Komünizmi ortadan kaldırmak olarak gösterilebilir.  Ancak, Enver Paşa bu isteği yerine getiremedi.  Kaldı ki, Türkleri birleştirip Ruslara karşı savaştırmak bir İngiliz girişimi idi ve Ondokuzuncu yüzyılda bir Macar professor eli ile Pazar’a sürülmüş idi.

Bu tür, düşünceler yolu ile savaş kazanma çabaları, İkinci dünya Savaşı ile çok büyük ölçüde yayıldı ve derinleşti.  Sovyetlerin önce düşünceleri, sonra da orduları ile dünya’ya yayılma uğraşlarına karşı Amerika ve Avrupa ortak olarak karşı düşünce ve askeri güç geliştirmelerine yol açtı.  Komünizm’e karşı “Demokrasi” ve “her kişi’ye gereği kadar herşey” e karşı “kişisel mülk” düşünceleri ileri sürüldü.  Hem Demirperde hem de NATO birbirleri ile savaşmayı göze aldı.

Yukarıdaki örnekteki gibi, bu iki kavram da çok daha eski idi.  Hem de bütün sakatlıkları ile.  ‘Toplumun kendini yönetmesi’ anlamına gelen Demokrasi’nin ilk ağız’a alındığı yerde, ‘yurttaş’ lar yönetimleri konusunda istedikleri yönde oy verebiliyorlardı.  Ama, toplum’un belki de yüzde doksan’I gövdesel tutsak idi ve hiçbir konuda kendilerini yönetemiyorlardı.  Biraz yakından bakıldığında, ne Demokrasi ne de Komünizm yeni idi.  Yalnızca yaldızlanmaları değiştirilmiş idi.  Toplum’un kendini yönetmesi başlığı altında sunulan, parasalcılık idi.  Nasreddin Hoca’nın günümüzden dokuzyüz yıl önce söylediği öngörülen ‘parayı veren düdüğü çalar’ turu bir yönetim idi.  Komünizm ise, ‘Cumhuriyet’ başlığı altında M.Ö. beşyüz yıl önce yazıldığı gibi, her konuda var olan uzmanların kendi uzmanlık alanlarında çalışıp topluma yararlı sonuçlar vermesi isteği ile yazılan bir kitaptan alınmış idi.  Bu kitap ise, Onaltıncı yüzyılda İngiliz Thomas Moore’ca içinde yaşadığı süreç’e uygulanarak yeniden el’e alınmış idi.  Türkler arasında imece olarak bilinen en eski yardımlaşma yöntemi idi.  Bu gerçekleri bilmeyen toplumlar, bu iki düşünce arasında bilmeden seçim yapmak durumunda bırakılmışlardı. Dolayısı ile, bir yapma ölüm-kalım savaşı yaratarak bir düşünceyi ‘satmak’ da ikinci bir yöntemdir.

Üçüncü basamaktaki yöntem ise, ‘varlık içinde yaşamak’ olarak adlandırılabilir.  Bu kavram yalnız alış-veriş yeteneğine bağlı değildir.  İnanç satıcılarının elinde bile, Batılı toplumları Hristiyanlıkta kalmayı sağlamak için kullanılmış ve kullanılmaktadır.  İsa’ya tapınanlar, diğer inanç toplumlarından daha varlıklı olacaklar düşüncesi ile Hristiyanlığın en uygun inanç olduğu sonucunu çıkartmaya başladılar.  Genel olarak da, İslami din önderleri de, bu girişime karşı kendi çıkarlarını korumak için kendi söylemlerini geliştirdiler.  Bu söylemler de yeni değil idi; eski söylemler yeniden yaldızlanmış idi.  İnananların ahiret gibi dünyada da büyük rahatlıkla yaşayacakları yineleniyordu.
Sözü daha uzatmadan, iletişim ağlarında (elime geldiğinde) yazarı belirtilmeden dolaşan üç örnek ile sonuca ulaşalım:

İnek, tavuğun kendisine, merhaba demesini yadırgamış: “Hayrola?”
“Size, ortaklık teklif etsem, ne dersiniz?”
İnek, ne kadar inek olsa da, bir işi reddedecek kadar inek olmadığından, inekleşmemiş:
“Söyle bakalım, ne iş bu?”
“Sizinle sucuklu yumurta yapalım, insanlar sucuklu yumurtaya bayılır!”
İneğin aklı yatmış, tavuk ortaklık şartlarını sıralamış:
“Bana münasip bir yerde folluk gösterin, gidip yumurtalarımı folluğa doldurayım!”
Birkaç gün sonra, tavuk, bir küfe yumurtayla çıkagelmiş, inek memnun, yalnız tavuğun yanındaki eli bıçaklı adamı gözü tutmamış:
“Ortak, bu adam kim?
“Kasap, sucuklu yumurta için… Sizi kesecek, sucuk yapacak, benim de yumurtalarım var, ortaklık tamam!”
İnek ayılır gibi olmuş:
“Bu ortaklık benim canıma mal olacak galiba!”
“Maalesef inek hazretleri, amacımız, insanlara bol, lezzetli ve şişmanlatmayan sucuklu yumurta yedirmek, değil mi?
Hadi, lütfen kendinizi sayın kasaba teslim ediniz!”
Şimdi buna, kalkınmış ülkelerle, kalkınmamış ülkeler arasında,
ekonomik işbirliği anlaşması diyebilir misiniz?

 “Cambaz”ın değişik anlamı vardır, at üstünde, tel üstünde gösteri yapanlara da cambaz denir, özellikle hayvan pazarlarındaki pazarlıkçılara da cambaz, denir.
Cambazın biri, eşeği yularından çekip gelmiş, bir başka cambaz yanaşmış:
“Kaça bu eşek?”
“Bin lira!”
“Aldım gitti, ver elini helalleşelim!”
Birkaç kişi alıcının kulağına fısıldamış:
“Yahu görmüyor musun, bu eşek topal;
onun için ucuza verdi!”
“O eşek topal değil, tırnağının arasına taş kaçmış, topal sanıp ucuza elden çıkarmaya bakıyor!”
Eşeği satana koşmuşlar:
“Yahu bu topal değilmiş, tırnağına taş kaçmış!”
Satıcı gülmüş:
“Eşek topal olmasına topal da, öyle sansınlar diye taşı tırnağına ben
koydum!”
Alıcıya koşmuşlar:
“Yahu bu eşek gerçekten topalmış, taşı o koymuş.
Seni de kandırdı, parayı aldı!”
Alıcı dövünmeğe başlamış:
“Vay namussuz;
eğer verdiğim para sahte olmasaydı, beni kazıklayacaktı!”
Bunun adına serbest piyasa da “alışveriş” diyorlar mı?

Aslan, eşek ve tilki ava çıkmışlar;
bir geyiği vurup gelmişler.
Aslan emretmiş:
“Şunu pay edin!”
Eşek avı üç eşit parçaya bölmüş, herkesin payını vermiş;
ama aslan beğenmemiş:
“Hani benim aslan payım!”
Eşek, eşekliğinden olacak anlamamış:
“Ne demek aslan payı!”
Aslan bir pençede eşeği parçalamış, sonra, tilkiye dönmüş:
“Hadi, sen pay et!”
“Efendim sizin olduğunuz yerde pay etmek ne demek?
Hepsi sizin, buyurun afiyetle yiyin!”
Aslan hayretle sormuş:
“Sen bunu kimden öğrendin?”
Tilki cansız yatan eşeği göstermiş...
"Bunun adına da sosyal adalet diyorlar…"
 



  HB Paksoy, "’Alın Yazısı’ mı, ‘Kişi seçim’ mi? İnançlar ve Düşünce Özgürlüğü”  Dusuncelerin Kokenleri (Florence: European University Institute, 2006)
  HB Paksoy,  “Alis-Veris Kuruluslarinin Yonetimi”  Uzaysal Yonetim Beklerken (Florence: Carrie/European University Institute, 2008)
  HB Paksoy, “Nationality or Religion: Views of Central Asian Islam” Essays on Central Asia (Lawrence: Carrie, 1999)
  HB Paksoy, “Toplum olarak Varilmak Istenen Sonuc Nedir?” Dusuncelerin Kokenleri (Florence: European University Institute, 2006)


bu kitaplar ag sayfalarindan karsiliksiz bulunup okunabilir

http://baker.academia.edu/HBPaksoy



 

Son İletiler/Konular

Şehit polisin arkadaşının kolunda dikkat çeken ayet. Gönderen: ahmetdursun
[Dün, 01:22:49 ÖÖ]


Michael Flynn'ın, lobicilik karşılığında aldığı Yarım Milyon Dolar ... Gönderen: ahmetdursun
[Dün, 01:14:25 ÖÖ]


Erdoğangiller’e hediye edilen, 25 milyon dolarlık petrol tankeri, Malta Dosyalar Gönderen: ahmetdursun
[Dün, 01:09:04 ÖÖ]


Pazarlama Gönderen: PLMPLM
[Mayıs 18, 2017, 03:15:10 ÖS]


İT BAYTARI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mayıs 12, 2017, 06:02:53 ÖÖ]


Paylaşımcılık Gönderen: PLMPLM
[Mayıs 08, 2017, 02:16:36 ÖS]


AKP’nin yediği haltların sorulularına kim bunların hesabını soracak? Gönderen: ahmetdursun
[Nisan 29, 2017, 02:08:50 ÖS]


MAL MEYDANDA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 26, 2017, 04:11:12 ÖS]


DEVLET ULUS’A KARŞI (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 26, 2017, 05:16:11 ÖÖ]


ERDOĞAN’I VURACAKLAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 24, 2017, 11:38:11 ÖS]


Ynt: Sait Başer ile Orhun Âbideleri ve Türk Töresi Üzerine Söyleşi Gönderen: PLMPLM
[Nisan 24, 2017, 06:29:04 ÖÖ]


Ynt: Sait Başer ile Orhun Âbideleri ve Türk Töresi Üzerine Söyleşi Gönderen: ahmetdursun
[Nisan 24, 2017, 12:09:35 ÖÖ]


Sait Başer ile Orhun Âbideleri ve Türk Töresi Üzerine Söyleşi Gönderen: PLMPLM
[Nisan 23, 2017, 04:58:35 ÖS]


DUR BAKALIM N’OLCEK ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 20, 2017, 02:12:21 ÖÖ]


DEVLET ULUS’A KARŞI (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 18, 2017, 07:13:24 ÖÖ]


HAYIRLI OLSUN ! Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 17, 2017, 05:36:37 ÖS]


DEVLET ULUS’A KARŞI (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 14, 2017, 05:04:59 ÖÖ]


DEVLET ULUS’A KARŞI (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 12, 2017, 07:25:38 ÖS]


AÇIK MEKTUP Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 10, 2017, 05:16:36 ÖS]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Nisan 08, 2017, 07:54:54 ÖS]


DEVLET ULUS’A KARŞI (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 08, 2017, 03:37:34 ÖÖ]


DEVLET ULUS’A KARŞI (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 04, 2017, 02:41:12 ÖÖ]


PARLAMENTARİZMİN P’Sİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Nisan 01, 2017, 05:23:41 ÖS]


DEVLET ULUSA KARŞI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 30, 2017, 11:15:00 ÖÖ]


URKUN Kirgizistandan bir ses Gönderen: PLMPLM
[Mart 27, 2017, 05:45:34 ÖÖ]


PISIRIKLIK FELSEFESİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 21, 2017, 03:31:55 ÖÖ]


TRUMP ÖĞRETİSİ ve YENİ DÜNYA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 19, 2017, 08:44:03 ÖS]


DESTİCİ’NİN TESTİSİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 16, 2017, 05:07:50 ÖÖ]


Başkaldırma ve Yarışma Gönderen: PLMPLM
[Mart 14, 2017, 11:43:46 ÖS]


SON ABDÜLHAMİT Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 13, 2017, 12:59:22 ÖS]


HOLLANDA-MOLLANDA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 12, 2017, 05:33:20 ÖÖ]


KATİL KUMA Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 08, 2017, 07:33:26 ÖÖ]


ULUSAL ÖZGÜRLÜK VE ADALET PROGRAMI (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 05, 2017, 07:07:15 ÖS]


ULUSAL ÖZGÜRLÜK VE ADALET PROGRAMI (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 04, 2017, 07:40:35 ÖS]


N’OLACAK ŞU IRAK’IN HALİ ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 04, 2017, 02:17:40 ÖÖ]


ULUSAL ÖZGÜRLÜK VE ADALET PROGRAMI (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Mart 02, 2017, 05:20:46 ÖÖ]


ULUSAL ÖZGÜRLÜK VE ADALET PROGRAMI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 28, 2017, 11:56:51 ÖS]


MODA MİLLİYETÇİLİK (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 27, 2017, 11:54:46 ÖS]


MODA MİLLİYETÇİLİK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 24, 2017, 01:01:36 ÖÖ]


NEDEN DEĞİL, ‘NASIL’ BİR HAYIR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 22, 2017, 01:07:56 ÖÖ]


KRİZİN K’SI (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 20, 2017, 12:39:51 ÖÖ]


KRİZİN K’SI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 18, 2017, 03:13:46 ÖS]


FRANSA’DA BAŞKANLIK (VIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 17, 2017, 11:50:31 ÖS]


FRANSA’DA BAŞKANLIK (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 17, 2017, 02:43:04 ÖS]


FRANSA’DA BAŞKANLIK (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 17, 2017, 01:14:00 ÖÖ]


FRANSA’DA BAŞKANLIK (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 16, 2017, 04:59:09 ÖS]


FRANSA’DA BAŞKANLIK (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 16, 2017, 12:42:46 ÖÖ]


FRANSA’DA BAŞKANLIK (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 15, 2017, 01:41:35 ÖS]


Ynt: Söz Bakımından, Allah dan daha Doğru Kim Vardır? Gönderen: tolonbey
[Şubat 14, 2017, 08:27:26 ÖS]


Ynt: ABDULHAMİT SEVDASI (III) Gönderen: tolonbey
[Şubat 14, 2017, 08:09:46 ÖS]


FRANSA’DA BAŞKANLIK (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 14, 2017, 06:59:25 ÖS]


Ynt: FRANSA’DA BAŞKANLIK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 14, 2017, 02:37:37 ÖS]


FRANSA’DA BAŞKANLIK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 14, 2017, 06:49:12 ÖÖ]


BÜYÜTME POLİTİKALARI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 09, 2017, 01:51:07 ÖÖ]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Şubat 08, 2017, 11:03:36 ÖS]


BOYKOT MU DEDİNİZ ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 08, 2017, 04:36:37 ÖS]


ROMANYA’DA NELER OLUYOR ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 07, 2017, 03:07:57 ÖÖ]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR (X) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 06, 2017, 02:43:22 ÖS]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR (IX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 04, 2017, 03:37:54 ÖS]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR (VIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 02, 2017, 09:11:32 ÖS]


SIC SEMPER TYRANNIS Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 02, 2017, 02:16:28 ÖÖ]


TÜRKİYE-SURİYE İLİŞKİLERİ ÜZERİNE Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Şubat 01, 2017, 01:40:59 ÖÖ]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 30, 2017, 10:00:19 ÖS]


TÜRKİYE’YE BABALIK MI ? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 30, 2017, 12:57:01 ÖÖ]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 26, 2017, 04:12:44 ÖÖ]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Ocak 26, 2017, 03:20:16 ÖÖ]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR ? (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 25, 2017, 05:53:17 ÖS]


Ynt: Amerikalik mashhur tarixchi olim Hasan Bulent Paksoy Gönderen: PLMPLM
[Ocak 25, 2017, 02:27:35 ÖÖ]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR ? (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 24, 2017, 07:39:39 ÖS]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR ? (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 24, 2017, 01:22:30 ÖÖ]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR ? (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 23, 2017, 03:40:40 ÖS]


Ynt: Karlovy Vary sehri 98 yildir reklamini « Mustafa Kemal Ataturk »’le yapiyor. Gönderen: PLMPLM
[Ocak 22, 2017, 08:53:36 ÖS]


FELSEFENİN F’Sİ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 22, 2017, 06:42:12 ÖS]


AVRASYACILIK NEDİR NE DEĞİLDİR? Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 21, 2017, 12:12:10 ÖÖ]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (XI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 20, 2017, 05:36:33 ÖÖ]


Ynt: Mustafa KemaL ATATÜRK, Kitap Arşivi. (indir) Gönderen: levo57
[Ocak 19, 2017, 05:44:08 ÖS]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (X) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 18, 2017, 10:15:36 ÖS]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (IX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 17, 2017, 11:45:56 ÖS]


18 MADDELİK YENİ ANAYASA TASLAĞI Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 17, 2017, 04:06:59 ÖÖ]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (VIII) Kültürel Antroploji ‘Evrimcilik’ düşüncesine karşı çık Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 14, 2017, 12:45:12 ÖÖ]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 12, 2017, 11:29:35 ÖS]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 12, 2017, 01:51:44 ÖÖ]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 11, 2017, 12:14:25 ÖÖ]


Ynt: Uzaysal Yönetim 2011 MD göktaşının dünya yakınından geçmesinin anımsattığı Gönderen: PLMPLM
[Ocak 10, 2017, 06:05:33 ÖÖ]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 09, 2017, 11:17:27 ÖS]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 08, 2017, 10:49:34 ÖS]


DİL ÜZERİNE NOTLAR (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 07, 2017, 12:19:03 ÖÖ]


DİL ÜZERİNE NOTLAR Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 06, 2017, 02:40:39 ÖÖ]


MİLLİYETÇİLİK VE MİLLETÇİLİK Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 05, 2017, 12:28:53 ÖS]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (XXVII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 03, 2017, 01:58:11 ÖS]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (XXVI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 02, 2017, 01:49:38 ÖS]


"Sokma akıl, dokuz adım gider" Gönderen: PLMPLM
[Ocak 02, 2017, 04:48:06 ÖÖ]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (XXV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Ocak 01, 2017, 04:27:12 ÖS]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (XXIV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 31, 2016, 02:41:29 ÖÖ]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (XXIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 30, 2016, 01:24:31 ÖS]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XXII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 28, 2016, 09:33:32 ÖS]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XXI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 28, 2016, 03:00:50 ÖÖ]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 27, 2016, 01:35:17 ÖÖ]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XIX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 26, 2016, 02:20:36 ÖÖ]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XVIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 25, 2016, 02:47:09 ÖÖ]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XVII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 24, 2016, 12:33:18 ÖÖ]


BBBBO (2009) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 21, 2016, 03:26:27 ÖS]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XVI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 20, 2016, 06:55:10 ÖÖ]


BAKIŞ-GÖRÜŞ-GÖRÜNÜŞ (XV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 19, 2016, 02:01:35 ÖÖ]


Ynt: Humans on Mars (full text attached) Gönderen: PLMPLM
[Aralık 16, 2016, 12:38:33 ÖÖ]


BAKIŞ /GÖRÜŞ GÖRÜNÜŞ (XIV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 15, 2016, 04:18:01 ÖÖ]


BAKIŞ /GÖRÜŞ GÖRÜNÜŞ (XIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 13, 2016, 03:03:00 ÖS]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (XII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 12, 2016, 02:29:39 ÖS]


II. ABDULHAMİT Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 10, 2016, 05:34:46 ÖS]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (XI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 09, 2016, 11:17:51 ÖÖ]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (X) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 08, 2016, 02:14:53 ÖS]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (IX) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 02, 2016, 01:59:38 ÖÖ]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (VIII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Aralık 01, 2016, 01:17:05 ÖÖ]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (VII) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 28, 2016, 01:16:27 ÖÖ]


BAKIŞ/GÖRÜŞ/GÖRÜNÜŞ (VI) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 26, 2016, 04:56:30 ÖÖ]


BAKIŞ /GÖRÜŞ ve GÖRÜNÜŞ (V) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 25, 2016, 07:02:12 ÖS]


Güç, Cinnet, Erdoğan... Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 23, 2016, 11:08:15 ÖS]


BAKIŞ /GÖRÜŞ ve GÖRÜNÜŞ (IV) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 23, 2016, 05:45:33 ÖS]


Ynt: Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi Tamamı 7 Cilt. Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 22, 2016, 09:42:48 ÖS]


Ynt: Mustafa KemaL ATATÜRK, Kitap Arşivi. (indir) Gönderen: ahmetdursun
[Kasım 22, 2016, 09:40:49 ÖS]


BAKIŞ /GÖRÜŞ ve GÖRÜNÜŞ (III) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 22, 2016, 08:20:18 ÖS]


BAKIŞ /GÖRÜŞ ve GÖRÜNÜŞ (II) Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 20, 2016, 05:20:02 ÖÖ]


BAKIŞ /GÖRÜŞ ve GÖRÜNÜŞ Gönderen: Habip Hamza Erdem
[Kasım 19, 2016, 03:04:33 ÖS]